Pınar Kaftancıoğlu

info@paradurumu.tv
TÜM YAZILARI
Soğuk Bir Öfke 20 Ocak 2019'da genç ve güzel bir kadın İtalya'nın televizyon kanalı LA7'de oldukça ilginç bir konuşma yapıyor. Tekrar Tekrar, Üzerine Basa Basa, Yine ve Yeniden... Minik bir uyarı ile başlayacağım. Günde belki beş, belki on defa sosyal medyada karşılaştığım bir video konsepti var: İşte, "Biz öldük bittik. Üzüme 5 Lira veriyorlar. Elma 10 Lira. Marul için 2 Lira dediler, çöpe döktüm" vesaire. Midesi Hassas Olan Lütfen Okumasın! Yazarken, bazen, diyorum ki detaylara girmeyeyim, insanın midesi kaldırmaz. Sonra görüyorum, şahit oluyorum, sanki yeterince ifade edemediğimi hissediyor, edenin de olmadığını fark ediyorum. Yapım gereği görev addedip takır takır yazacağım. Suç (artık) Tesadüfleri Sever Bu sezon Türkiye'de (sadece kayıtlı olan ağaçlardan) minimum 4 milyon ton zeytin toplanacağı tahmin ediliyor. Sen 'Kars' Dersin Tek Heceyle, Ben Sevinçten Ağlarım Cumhuriyet Anadolu'da üç büyük ışık yaktı. Birini Ankara'da, birini Adana'da, birini de Kars'ta... Atatürk'ün, İnönü'nün, Hasan Ali Yücel'in ve İsmail Hakkı Tonguç'un çabaları ile bu üç ilde üç eğitmen okulu açıldı. (Pınar Kaftancıoğlu'nun 2019 tarihli yazısı.) İncir ve Yalanları Mevsimi Mevsimi geldi, ortalığı yine karmakarışık incir haberleri sardı. Bu yazıyı durumu biraz netleştirmek için yazıyorum.
Kavulcanın Hikayesi ve Yaşama Dokunanlar Kars benim köklerimin geldiği toprak. 1768 rakımdan başlar, bölge bölge değişerek 2800'lere kadar çıkar. Toprağını senenin altı ayı boyunca örten karın yüksekliği yaklaşık iki buçuk metredir. Zordan da zor yaşam şartları... Bindik Bir Alamete... Turkish marketinge tüm hızıyla dahil olan, üzerine yalan, dolan, atmasyon destanlar yazılan, birbirinden acayip şişelemeler, mücevher ambalajlarla sunulan zeytinyağlarıyla bir 10 sene herkesi yedi, içti, tükettiler. Öyle bir noktaya gelindi ki genele şöyle bir imaj yayıldı: Ölümsüz Çatal, Bozulan Peynir ve Bazı Tercihler İstanbul'da yine misafirim. Bayılıyorum, çok ama çok güzel bir şehir. Uzun süreli yoruyor, ama benim misafirliğim ölçüleri içinde inanılmaz bir keyif... 1957 Yılından Bir Mektup... Sevgili Ümit Kaftancıoğlu'nun 1957'de Eğitim Hareketleri isimli dergiye yazdığı mektuptan: Hep Birlikte... Misal, kalp hastasısınız diyelim. Ya da şeker hastası... Normalin dışında göstergeleriniz vardı, doktora gittiniz ve derinlemesine tetkikler yapıldı. Teşhisiniz konuldu ve şu anda medikal bir tedavi altındasınız. Misal... Suç ve Ceza Yangıncılar. Anadolu'da onlara bu isim veriliyor. Önce, malum, sene boyu bol bol yağdı. Yaban otları, çalı çırpı, yol kenarları, orman içleri, bakımsız araziler, sahipsiz balkanlık araziler... Bunların hepsi yanmaya hazır halde. Şu veya bu sebeple. Şimdi o sebepleri gözden geçirelim mi birlikte? İyi Bir Kahvaltıcı İçin Püf Noktaları Bayramda beş gün İstanbul'da kaldım. Bu beş günde asla eve girmedim. Trafik yoktu, gezdim dolaştım. :) Mutmain Anneler hiç olmadıkları kadar perişanlar ve çok zordalar. Adeta misyon yüklenmiş gibi, savaşa gidermiş gibi bir hazırlık ve gelecek kurma baskısı altında eziliyorlar. Annelik=Farkındalık Genç bir anne ile, çok değil, bir iki gün önce yaptığımız oldukça geniş bir sohbeti buraya taşımak istiyorum.