İyi Bir Kahvaltıcı İçin Püf Noktaları
Bayramda beş gün İstanbul'da kaldım. Bu beş günde asla eve girmedim. Trafik yoktu, gezdim dolaştım. :)
Kahvaltıyı dışarıda yapmak oldukça haklı bir talep. Hele İstanbul için öyle, bunu çok iyi anladım. Evler mi boğuyor artık, yoksa malum psikoloji, ülke dinamikleri mi, her neyse... Ama sabah uyanır uyanmaz, eğer tatilse ve hava da güzelse insan kendini dışarı atmayı istiyor.
İşte biz de kendimizi dışarı ata ata —4 arkadaştık bu arada, kahvaltı işlerinde neyin eksik olduğunu, neyin çok arandığını anlamaya çalıştık.
Burada da yazayım, belki düşünenlere fikir olur. Seneler önce "Beyaz Yakalı Kardeşim" diye bir şey yazmıştım, o yazıya da iyi bir ek olur. :)
- Tertemiz bir mekan önce. Ana yol filan, umrumuzda değil, ara sokak olsun, ters köşe yapsın, yeter ki yokuş olmasın. Arayan bulur.
- Lüks olmasın. Olacaksa olsun tabii, ama o ayrı bir kategori. Plastik dekorlarla lüks -müş gibi davranmasın. Çok itici.
- Masalar, lütfen, çok küçük olmasın. İki adet Türk kahvesinin zor sığdığı masalar müşterilerde ters etki yapıyor.
- Sandalyeler de öyle. Lütfen. Sıkışılacak ölçüde dar olmasın.
- "Mimari dekorasyon" denen şey yapay zeka gibi. Klişe, sıkıcı, mekanik ve çok bayık oluyor. Bence beri kalsın. Dekorasyon mu yapılacak, en doğal haliyle, işletenlere ait bir şeylerle yapılsın. Şehre ait, mahalleye ait... Çocukların fotoğrafları, kedi köpek fotoğrafları, toplanmış kartpostallar... Artık her ne ise. Anneannenizden kalma kanaviçe. :)
- Duvarları kendiniz boyayın. Kireç bile yeter. Çok da sempatik olur bizce.
- Tabela gerçek olsun. Bir tahta üzerine mekanın ismini basitçe yazsanız uygun olur. Güzel olur. Kafi olur.
- Menünüz yaratıcı olsun elbette. Her yerde zaten aynı şey. Sende de aynısından olmasın. Fakat yaratıcı olacağız diye karpuzun üzerine fıstık ezmesi, onun da üzerine bonibon döküp bilmemne tatlısı olmasın. Evde anneniz size nasıl kahvaltı hazırlıyorsa onu baz alın. Lor, domates, zeytin, düzgün bir tereyağı, kahvaltılık güzel bir sos, çıtır çıtır simit, fırında kendi pişirdiğiniz ekmekten bir dilim. Güzel demlenmiş bir çay...
- Tarz, tabak, düzen, servis, ruh... İçinizden gelen, en sıcak halde. Evinize çok sevdiğiniz bir misafir gelmiş gibi. Azı değil, fazlası da değil kesinlikle.
- Fiyat önemli elbette. Maliyetinizi hesaplayın. Sabit maliyet, değişken maliyet, amortisman vesaire. Kar oranını hesaplayın. Birinci senenin sonunda Dubai tatili + Ferrari hesaplamayın.
- Uzun seneler, müdavim müşteriler, kıymeti aranan - takdir edilen bir işletme planlayın.
- Düzgün bir akış. Fiyatta önemli olan budur. Yıllarca, pıtır pıtır yürütebileceğiniz bir sistem kurmanız lazım önce.
- İşinizi ciddiye alın. Mesela mümkünse başına 4 emekli kız arkadaş olarak geçin. Her şeyi siz yapın. Genç, dinamik, ateş gibi kuzenler olarak yapın ya da.
- Mekanınıza patron masası kurmayın. Ayakta olun, bulaşık yıkayın, domates kesin, yumurtayı bizzat siz pişirin.
- Çay saati kekini de eşiniz, anneniz, komşunuz, anneanneniz pişirsin.
- İyi niyetli olun. Güler yüzlü olun. Hayata karşı da, gelen müşterilerinize karşı da minnettar olun.
- Dükkanınız evinizin hissiyatını versin, hem size hem de gelenlere. Müşterileriniz velinimetiniz olsun. İhtiyacımız olan budur.
Herkese mutlu haftalar diliyorum.
Sevgiler,
Pınar