Milan Denince

Yaşanacak, gezilecek, ne kadar gitsen gezsen kalsan yine gidesin gelecek, İstanbul’a da iki saatlik uçuş mesafesindeki Milano, renkli, hareketli yaşam sevenler, şık giyimli insanlar arasında güzellikler görmek isteyenler, küresel kültürün yeni trendleri, modanın yeniliklerini takip edenler için...

Yaşanacak, gezilecek, ne kadar gitsen gezsen kalsan yine gidesin gelecek, İstanbul’a da iki saatlik uçuş mesafesindeki Milano, renkli, hareketli yaşam sevenler, şık giyimli insanlar arasında güzellikler görmek isteyenler, küresel kültürün yeni trendleri, modanın yeniliklerini takip edenler için, işte ben orada, yakınınızdayım, beklerim yine diye çağıran bir özel şehir. 

Milan deyince çok şey aklıma gelir. Mesela bir yaz günü dolaşırken caddelerinde, hala belleğimde, erkekleri, kadınları ile sanki şıklık yarışında günün modası yazlık kıyafetleri ile dolaşırken, motosikletlerinde bile aynı güzelliklerle geçerken önümden.

Devam edelim mi, moda, kültür, alışveriş, yeme içme dışında, iki ayrı yazımda konu ettiğim, La Scala Operası'nda, şanslıysanız bilet bulup klasik bir opera izlemek, bulamazsanız da binayı gezerek hissetmek;

Polonezköy’den La Scala’yaRessam Leonid Afremov’un (1955-2019) bir tablosuna verdiği “Tutkunun Yalnızlığı” (Loneliness of Passion) ismi düşündürmüştü beni. Tutku yalnızlık getirir mi diye, ne dersiniz? İstanbul’un köylerinden birinde dünyaya gelen kızın yaşamına baktığınızda olabilir diyebilirsiniz.

 Trene atlayıp güzellikler ötesi Como Gölü'nü ya günübirlik gidip gezmek ya da bir iki gün kalıp keyfini yaşamak;

Romantik dönem sanatçılarının hayranlığını kazanan gölBatı uygarlığında 18. yüzyılın sonlarına doğru Romantizm olarak adlandırılmış olan sanatsal bir hareket başladı. 19. yüzyıl ortalarına kadar süren edebiyat, resim, müzik, mimari, eleştiri ve tarihçilik eserlerini karakterize eden entelektüel bir yönelim olaraktan.

 Herkesin önünde fotoğraf çektirdiği Duomo Katedrali, bu katedralin yer aldığı Piazza Duomo (Duomo Meydanı), alışverişten önce mutlaka görülesi Galleria Vittorio Emanuela.

 Piazza Duomo  Aralık 2019 foto FD

Noel zamanı, meydan çok kalabalık, hangi gün gelsek Duomo Katedrali önünde uzayan kuyruklar, zaman ve sabır isteyen içeri girebilmek için.

Piazza Del duomo, Milano’nun ana meydanı ve şehrin gerçek ticaret merkezi. Halkın önemli olayları kutlamak için buluşma noktası olup Katedrali ile birlikte dünyanın her yerinden turistler için arzulanan bir destinasyonu. Meydan, bugünkü görünümünü, 1865 ve 73 yılları arasında Katedralin eski kilise avlusunu önemli ölçüde genişleten mimar Giuseppe Mengoni tarafından gerçekleştirilen yenilemelere borçludur.

Meydan, Katedral ve Rinascente günlerinden. Aralık 2019 foto FD

Duomo’da 2300 tanesi yapının dışında olmak üzere toplam 3400 tane heykel vardır. Bu heykellerin en meşhuru, şehrin her yerinden görülmesi planlanan, Madonnina heykelidir. 

“Son Akşam Yemeği” malum, Leonarda Da Vinci’nin ölümsüz eseri Maria delle Grazie kilisesinin duvarında görülebilir. (Piazza di Santa Maria delle Grazie)

Meydandaki dünyanın en popüler bir alışveriş merkezi olan Rinascente’den bende kalanları paylaşmak istedim. Beni yakından tanıyanlar bilir aslında tatil için gittiğim şehirlerde bırakın alışveriş merkezlerini, hani “windows shopping “derler ya, mağazaların vitrinlerine bakarak yapılan yürüyüşler bile ilgimi çekmez. Milano deyince akla önce moda ve alışveriş gelir ve eşlerle seyahat edersen, hanımlar önde beyler takipte, olunacaktır doğal olarak…

Milan at night – foto FD

150 yıllık Rinascente şehrin simgesi olmuş. Katedral ile karşı karşıya. 10 kat, moda, yemek, tasarım, gezmekle bitecek gibi olmayan. Ancak beni ve beraber seyahat ettiğimiz Güven Tangöze ile içeri girer girmez hemen en alt kata inen yürüyen merdivenlerden, bi şekilde bağımlısı olduğumuz kafesine. Hanımlar nasılsa 10 kat dolaşana kadar vaktimiz bol… Halbuki çık en üst kata meydan manzarası ile keyfine bak. Yok, illa en alt kattaki Cafe. Yürüyen merdivenlerden inen çıkanları mı izlemek, menüsünü mü beğenme, garsonlar mı, cevabı yok, hepsi belki de.

Rinascente kapısından içeri girmeye muvaffak olanlar… foto FD

Rinascente ana kapısından içeri girerken maçlardan sonra stattan çıkışlarımı hatırladım, girdin mi giriş girdabına, no way out, içeride bir yerde kendini bulana kadar, akşam saatleri Yenikapı’dan Marmaray ile yolculuk edercesine…

Milan Montenapoleone – Rinascente en alt kat cafe. Ve bize en zarif şekilde en iyi sunumları yapan garson... 16 Aralık 2019 – foto FD 

Aralık 2019 seyahatimizden yaklaşık üç ay geçmeden anladık ki biz o kalabalıklarda gezerken, Rinascente’ye girerken, meğer korona / Covid-19 salgını başlamışmış bile, bilsek zaten hiç gitmezdik, sonradan öğrenmek bile ayrı anlık heyecan…

Milano’da gece bitmez… Foto FD

Bir Milano anısıyla bitirelim mi yazıyı.

Kavak yelleri esintileri sonrasıydı, Milattan önce diye başlarız bazen söze ya, işte, yıllar yıllar önce, bir moda fuarına katılım için, çalışmayı ve gezmeyi bir arada götüren, bugün hala girişimciliğe devam eden, sevgili arkadaşımız Ayşe Mortaş ve çalışanları ile kara yoluyla gitmiştik Milano’ya. Sabah vakti varmıştık şehre, hem gençlik hem ilk geliş doyasıya dolaşmıştım çevrede.

Milano’da moda fuarı zamanı ara ki, rezervasyonuun yoksa, boş oda bulasın… Ben ve dört stant görevi için gelen gençlerle yer ararken bir şans doğduğunu hissettim bir direk dibinde duran, ilgi çekici görünümlü, bir genç kadın görünce. Umudum bir otel odasına sahip olması. İtalyancam pazarlığa yetmiş, odasını bize vermiş, karşılığında da belli bir ödeme yapmıştık.

Sokakta gecelemekten iyidir diye düşünmüştüm ama, beş kişi bir odada kalamayacağımı anlayıp çıktım sokağa, yakındı Gar, bir tren gördüm. bana “Cassandra Geçidi” adlı filmi hatırlatan. Başrollerinde Sophia Loren, Richard Harris, Ava Gardner, Martin Sheen, Burt Lancester, O.J.Simpson’un oynadığı unutulmazlar arasındaki film. 

Geceyi trenin kompartımanında, Napolili geniş bir aile ile birlikte sohbetleri ikramları ile geçirip sabahında ilk istasyonda indim. Trenlerdeve bir gemide geçen birkaç geceden sonra kendimi Münih’ten İstanbul’a giden Bosphorus Turizm otobüsünde bulmuştum.   

Ve unutamadığım, unutamayacağım, her defasında heyecanla izlediğim “Bir penaltı atışı. 3 Kasım 1999, Ali Sami Yen Stadı, UEFA Şampiyonlar ligi maçı. Galatasaray -Milan 

Maç Milan’ın 2-1 üstünlüğünde sona yaklaşmakta. Tamam mı devam mı maçında iki gol atmak şart, umutlar tükenmek üzere derken, dakika 87 durum 2-2 olunca heyecan tavan yapmış durumda. Dakika 90 hakem penaltı noktasını işaret ediyor. Ümit Davala geçiyor topun arkasına, olmak ya da olmamak anı. 

İşte o anın video linki, Milan denince ilk aklıma gelen;

https://www.ntvspor.net/video-galeri/o-penaltiyi-atamasaydim-muzemizde-2-kupa-olmazdi-62496e488f4db0da588549a0

Geleneksel yemeklerini merak edenler için;

https://www.yesmilano.it/en/articles/traditional-dishes-milano

16 Eylül 2022

Heybeliada  

Boğaz'ın anılarda kalan renkli insanlarıSarıyer’de doğdum büyüdüm, binlerce anılarla bezenmiş çocukluk ve gençlik yıllarımdan kalan güzelliklerden biri de o renkli insanlardı, yani, Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler...

 

Yorumlar
Kalan Karakter 800
Gülây Tangöze
Denizmenler ile birlikte yaptığımız Corona salgını öncesi gerçektende tam da hastalığın çokça olan bölgesinde hiç bir şeyin farkında olmadan neşe ve eğlence içinde geçen bir Milano seyahati kaldı aklımda. Tabi seninyazdıklarını okuduktan sonra yine gezimizi tekrar yaşamış oldum.Güzel seyahatleri tekrar birlikte yaşamak dileği ile.
Esra Koç
Kaleminize hayranım. Birikiminiz yaşamışlığınız o kadar güzel yansımış ki gidip görmeyen ben gezmiş yaşamış kadar oldum. Öyleyse yaşanmışlıkların kaleme alınıp dökülmesine devam.. Elinize yüreğinize sağlık Sevgiler
Cemal Çalımer
NE GÜZEL YAZIYOR VE ANLATIYORSUN BE ÜSTADIM

Moneye 7/24 Her An Seninle!

Yaptığın harcama istek miydi yoksa ihtiyaç mıydı? Peki kendine koyduğun “ev” ya da “araba” hedefinde yolun neresindesin? Bu ay ne kadar para harcadın? Sor, Moneye sana söylesin.

Google Play App Store