Şikâyetlerimiz Bize Bir Şey Söylüyor
“Görüşün ancak kendi kalbine baktığında berraklaşır. Dışa bakan düş görür; içe bakan uyanır.” — Carl Gustav Jung
Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Paradurumu'na abone olun
Paradurumu'na Google News'te abone olun
Abone OlGün içinde zihnimiz durmadan çalışıyor.
Yapılacaklar listesi, yetişeceğimiz yerler, çözmemiz gereken sorunlar...
Bir yandan hayatı yetiştirmeye çalışırken, bir yandan da geleceği düşünüyoruz.
Ama bazen öyle bir an geliyor ki bütün o koşuşturmanın ortasında zihnimize bambaşka sorular düşüyor.
"Neden bu kadar yoruldum?"
"Neden içim bir türlü rahat etmiyor?"
"Neden hep bir şeyler eksikmiş gibi hissediyorum?"
Ve tabii bu sorular geldiğinde zihnimiz hemen cevap da aramaya başlıyor.
Sebebini...
Suçlusunu...
Eksik parçayı...
Ve çoğu zaman ilk baktığımız yer yine dışarısı oluyor.
Halbuki cevap dışarıda değil.
Acaba uzun zamandır kendimize bakmadığımız için mi hayat bu kadar karmaşık geliyor?
Kendimizle Ne Zaman Oturduk?
Zihnimiz hiç yalnız kalmıyor.
Hatta gün içinde en az konuştuğumuz kişi kendimiz değil miyiz?
Hal böyle olunca neye ihtiyacımız olduğunu anlamak da zorlaşıyor.
Neden kırıldığımızı...
Neden öfkelendiğimizi...
Neden bir türlü tam anlamıyla iyi hissedemediğimizi...
Bütün bunların cevabını dışarıda arıyoruz ama belki de önce kendi sesimizi duymamız gerekiyor.
Hayatı Yaşıyor Muyuz?
İnsan beyni alışkanlıkları seviyor.
Aslında bu kötü bir şey değil.
Bizi yormamak için birçok işi otomatik hale getiriyor.
Sabah aynı şekilde hazırlanıyoruz.
Aynı yolları kullanıyoruz.
Benzer tepkileri veriyoruz.
Hatta bazen aynı cümleleri tekrar tekrar kuruyoruz.
Bir süre sonra fark etmeden otomatik pilota bağlanıyoruz.
Sonra günler geçiyor.
Aylar geçiyor.
Hatta bazen yıllar...
Bence uyanış tam da burada başlıyor.
"Ben bunu gerçekten isteyerek mi yapıyorum, yoksa alıştığım için mi?" diye sorduğumuz anda.
Bazı Sorular Rahatsız Eder
İyi soruların ortak bir özelliği var.
İnsanı biraz huzursuz ediyorlar.
Çünkü çoğu zaman cevabını aslında biliyoruz.
Sadece yüksek sesle söylemek kolay gelmiyor.
"Neden bunu gerçekten istiyorum?"
"Neden hep aynı yerde takılıyorum?"
"Beni en çok ne yoruyor?"
"En son ne zaman kendimi gerçekten dinledim?"
Bu sorular bazen yıllardır taşıdığımız yükün nedenini gösteriyor.
Bazen görmezden geldiğimiz bir korkuyu...
Bazen de değişmesi gereken ama sürekli ertelediğimiz bir alışkanlığı...
Hayatı değiştiren şey çoğu zaman mükemmel cevaplar olmuyor.
Kendimize ilk kez dürüstçe sorduğumuz tek bir soru olabiliyor.
Şikâyetlerimiz Bize Bir Şey Söylüyor
En çok tekrar ettiğimiz şikâyetler aslında bize bir şey anlatıyor olabilir.
"Hiç zamanım yok."
"Çok yoruldum."
"Her şey üst üste geliyor."
Belki de en çok yakındığımız konu, en çok ilgilenmemiz gereken yer.
Belki mesele zaman değil.
Belki sınır koyamamak.
Belki kendimize hiç alan açmamak.
Belki de sürekli güçlü görünmeye çalışmak.
Şikâyet bazen hayatın bize gönderdiği küçük ama önemli bir işaret.
Hayat Tek Parça
Hayatı bölmeyi seviyoruz.
İş ayrı...
Para ayrı...
Sağlık ayrı...
İlişkiler ayrı...
Ama gerçek hayatta bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değil.
İyi uyumadığınızda sabrınız azalıyor.
Sabrınız azalınca en sevdiğiniz insanlara bile farklı davranabiliyorsunuz.
İş yerindeki stres eve geliyor.
Evde yaşanan bir sorun işinizi etkiliyor.
Para kaygısı zihninizi meşgul ettiğinde başka hiçbir şeye tam odaklanamıyorsunuz.
Aslında hayat tek parça.
İçimize baktıkça da bunu daha net görmeye başlıyoruz.
Bağımsız sandığımız şeylerin aynı hikâyenin parçaları olduğunu fark ediyoruz.
En Önemli Sorular
Hayat boyunca sayısız soruya cevap veriyoruz.
Ama en önemli soruları kendimize sormayı çoğu zaman erteliyoruz.
Ben gerçekten ne istiyorum?
Beni en çok ne yoruyor?
İçten içe değişmesi gerektiğini bildiğim ama sürekli ertelediğim şey ne?
Bugünkü seçimlerim, olmak istediğim insanla gerçekten uyumlu mu?
Bu soruların cevabını internette bulmak mümkün değil.
Başkalarının hayatında da...
Çünkü herkesin cevabı kendi içinde saklı.
Uyanmak
Bence uyanmak, bir sabah bambaşka biri olmak değil.
Kendini biraz daha net görebilmek.
Neden aynı seçimleri yaptığını anlayabilmek.
Hayatındaki tekrar eden döngüleri fark edebilmek.
Ve belki de uzun zamandır ilk kez, dışarıdaki bütün sesleri biraz kısıp kendi sesini duyabilmek.
Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük bir olay olmuyor.
Kendine ilk kez gerçekten dürüst bakabildiği o sessiz an oluyor.