İtalya'da Ne Değişti?
İtalya, dünyanın en yüksek yaşam beklentisine sahip ülkelerinden biriyken nasıl oldu da çocukluk çağı obezitesinde Avrupa'nın en yüksek oranlarına sahip ülkelerden biri hâline geldi?
Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Paradurumu'na abone olun
Paradurumu'na Google News'te abone olun
Abone Olİtalya dendiğinde çoğumuzun aklına Akdeniz diyeti gelir: Zeytinyağı, sebzeler, baklagiller, taze meyveler ve balık... Hatta daha önce de paylaştığım gibi dünyanın en uzun yaşayan insanlarının yaşadığı bölgelerden olan Sardinya da bu ülkenin sınırları içinde yer alıyor.
Tam da bu nedenle BBC'de dinlediğim bir haber dikkatimi çekti: Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre İtalyan çocuklar Avrupa Birliği'nde fazla kiloluluk oranı en yüksek ikinci çocuk grubu. Haberde konuşan uzmanlar, eskiden daha çok ileri yaşlarda görülen tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi hastalıklarla artık ergenlik çağındaki çocuklarda karşılaştıklarını anlatıyordu.
Bu tablo doğal olarak aklıma şu soruyu getirdi:
"Birkaç nesilde ne değişti?"
Bu sorunun cevabını bulmak için konuyla ilgili yayımlanan iki bilimsel çalışmayı inceledim.
Sorun yalnızca fazla yemek yemek değil.
Yaklaşık 46 bin İtalyan çocuk üzerinde yürütülen ulusal araştırma, çocukluk çağı obezitesinin yalnızca beslenmeyle açıklanamayacağını gösteriyor. Çocukların yaklaşık üçte biri fazla kilolu ya da obez. Dörtte biri her gün şekerli içecek tüketiyor. Yaklaşık beşte biri bir önceki gün hiç fiziksel aktivite yapmamış durumda ve bazı bölgelerde çocukların yarısından fazlası okul günlerinde günde iki saatten fazla ekran başında vakit geçiriyor.
Araştırmacılar bu tabloyu yalnızca fazla kalori alımıyla açıklamıyor. Çocukların günlük yaşamı da değişiyor. Daha az hareket ediyor, daha fazla ekran karşısında zaman geçiriyor ve şekerli içecekleri daha sık tüketiyorlar. Çocukluk çağı obezitesindeki artışın arkasında da bu yaşam tarzı değişikliğinin önemli bir rol oynadığı düşünülüyor.
Her çocuk aynı riski taşımıyor
Araştırmaların dikkat çektiği en önemli belirleyicilerden biri ise ebeveynlerin eğitim düzeyi.
Anne ve babanın eğitim seviyesi düştükçe çocuklarda obezite, şekerli içecek tüketimi, yetersiz meyve-sebze tüketimi ve sedanter yaşam daha sık görülüyor. Düşük eğitim düzeyine sahip ailelerin çocuklarında obezite, yüksek eğitim düzeyine sahip ailelere kıyasla yaklaşık üç kat daha fazla görülüyor.
İkinci derleme çalışması da bu bulguyu destekliyor. Araştırmacılar düşük eğitim düzeyine sahip ebeveynlerin çocuklarının kilo durumunu doğru değerlendirmekte daha fazla zorlandığını belirtiyor. Başka bir ifadeyle, bazı aileler çocuklarının fazla kilolu olduğunu fark etmiyor ya da bunu normal kabul ediyor.
Asıl değişen yaşam tarzı
İncelediğim çalışmaların ortak olarak işaret ettiği en önemli nokta şu:
Sorun pizzanın ya da makarnanın kendisi değil.
Sorun kahvaltının atlanması, şekerli içeceklerin günlük yaşamın bir parçası hâline gelmesi, fiziksel aktivitenin azalması, ekran süresinin artması ve çocukların giderek daha hareketsiz bir yaşam sürmeleri.
Araştırmalarda fazla kilolu çocuklarda özellikle kahvaltıyı atlama, gazlı ve şekerli içecek tüketimi ile sedanter yaşamın daha sık görüldüğü belirtiliyor. Bu da bize, çocukluk çağı obezitesinin tek bir besinle ya da tek bir alışkanlıkla açıklanamayacağını, yaşam biçimindeki değişimlerin birikerek bugünkü tabloyu oluşturduğunu gösteriyor.
Belki de bugün asıl sorgulamamız gereken şey, Akdeniz diyetinin değişip değişmediği değil, Akdeniz yaşam biçiminin ne kadar değiştiği.