ABD'de Şirket Kârları Rekor Kırarken Çalışanların Payı Geriledi
ABD’de vergi öncesi şirket kârları 4,8 trilyon dolarla tarihi zirveye çıkarken çalışanların milli gelirden aldığı pay %60 ile son 70 yılın en düşük seviyesine indi.
Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Paradurumu'na abone olun
Paradurumu'na Google News'te abone olun
Abone OlABD ekonomisinde sermaye ile emek arasındaki gelir uçurumu tarihi seviyelere ulaştı. Financial Times'ın analizine göre, şirketlerin vergi öncesi kârları yılın ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak 4,8 trilyon dolara yükseldi. Bu rakamla birlikte şirket kârları milli gelirin %18'ine ulaşarak İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en yüksek seviyesine çıktı.
Çalışanların Payı 1950'lerden Bu Yana En Düşük Seviyede
Şirket kârları rekor kırarken, çalışanların ücret ve yan haklardan aldığı pay milli gelirin %60'ına gerileyerek 1950'lerden bu yana en düşük düzeye indi. Son 5 yılda ve özellikle son 12 ayda hızlanan bu tablo, ABD iç siyasetinde de yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Enflasyon Ücret Artışını Aştı, CEO Maaşları Fırladı
Gelir eşitsizliği ve çalışanların satın alma gücü üzerindeki baskıyı artıran öne çıkan veriler şu şekilde şekillendi:
- Reel Kazançlarda Düşüş: Enflasyonun ücret artışının üzerine çıkmasıyla birlikte reel saatlik kazançlar temmuz ayında yıllık %0,2 geriledi.
- CEO ile Çalışan Geliri Arasındaki Makas: ABD'nin önde gelen düşük ücretli işverenlerinde CEO maaşları 2019-2025 döneminde %41 artarken, ortanca çalışan kazancı %21 yükseldi. Aynı dönemde tüketici fiyatlarındaki artış ise %26 olarak gerçekleşti.
- Borsa Kazançları Varlıklı Kesimde Yoğunlaştı: Yapay zekâ ve enerji sektöründeki yüksek kârlılıklar borsayı rekor seviyelere taşırken, yatırım gelirlerinden ağırlıklı olarak üst gelir grubunun faydalanması kitleler arasındaki ekonomik uçurumu derinleştirdi.
Siyasette Popülist Söylemler Güçleniyor
Gıda yardımlarındaki kesintiler, kapsamlı şirket vergi indirimleri ve pazarlık gücünü zayıflatan düşen sendikalaşma oranları emek ile sermaye arasındaki dengeyi sermaye lehine değiştirdi. Gelinen noktada hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi cephede "şirket açgözlülüğü" karşıtı söylemler ile çalışanların kararlarda söz sahibi olması gerektiği fikirleri popülarite kazandı. Uzmanlar, çalışanların payındaki bu sert gerilemenin geçici bir pandemi/enflasyon döngüsü mü yoksa yapay zekâ odaklı kalıcı bir yapısal dönüşüm mü olduğunu tartışmayı sürdürüyor.