Yalnızlık Senfonisi
Yalnızlık senfonisi insanın iç dünyasında çalan en karmaşık melodilerden biridir. Kimi zaman hüzünlü bir kemanın ince sızısı kimi zaman da derin bir piyanonun ağır vuruşları gibi duyulur. Her nota, yaşanan anıların ve bastırılmış duyguların izini taşır.
Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Paradurumu'na abone olun
Paradurumu'na Google News'te abone olun
Abone OlBu senfoni bazen sessizliğin içinde kendiliğinden yükselir, bazen de kalp atışlarının ritmiyle uyum içinde akar. İnsanı hem derinleştiren hem de zaman zaman yoran bu melodiler, her ruhun kendine özgü bir bestesi olduğunu hatırlatır.
Hayatın akışında, kendi iç dünyanı gözlemlerken gittikçe yalnızlaştığın duygusuna kapıldığın anlar vardır, her şeye rağmen hayata umutla, coşkuyla sarılmak, güven duymak isteyen… Havada süzülen bir şahin mi, gölde huzur içinde süzülen iki beyaz kuğu mu söyler bu senfoniyi, bilinir mi?
Yalnızlık, bazen ihtiyaç anında güvenebileceğiniz insanlarla, yani başkalarıyla istediğiniz kadar anlamlı bağ kuramamaktan kaynaklanan duygusal bir durumdur. Yalnızlık, kaç arkadaşınızın veya ilişkinizin olduğuyla ilgisi var mıdır? Belki evet belki hayır.
Yalnızlık, tek başınalıkla örtüşür, ancak ondan farklıdır. Yalnızlık, basitçe başkalarından ayrı olma halidir. Yalnızlık yaşayan herkes kendini yalnız hissetmez. Öznel bir duygu olan yalnızlık, kişi başka insanlarla çevrili olsa bile hissedilebilir.
Araştırmalar, yalnızlığın evlilikleri ve diğer güçlü ilişkileri olan kişiler ve başarılı kariyerleri olanlar da dahil olmak üzere toplumun her yerinde görüldüğünü göstermiştir. Çoğu insan hayatlarının bir noktasında yalnızlık yaşar ve bazıları bunu sıklıkla hisseder.
Her Yalnızlık Aynı Değildir
Yalnızlık doğası gereği tekdüze ve homojen değil heterojendir, çeşitlilik gösterir. Her yalnızlık aynı duyguyu taşımaz. Kimi yalnızlık insanın kendine dönüp nefes aldığı bir sığınak olurken kimi ise içten içe kemiren bir boşluk yaratır. Bazen kalabalıkların ortasında hissedilen yalnızlık, sessiz bir odadaki yalnızlıktan çok daha ağırdır. Çünkü yalnızlık, sadece etrafımızda kimlerin olduğuyla değil, içimizde neleri taşıdığımızla da şekillenir. Bu yüzden her yalnızlık, kişinin kendi hikâyesi kadar benzersizdir.
George Orwell (1903-1950 İngiliz romancı ve eleştirmen) bir keresinde şöyle demiştir: "En korkunç yalnızlık, tek başına olmaktan değil, yanlış anlaşılmaktan kaynaklanandır." İnsanı derinden yaralayan şey, insanların yokluğu değil, bağlantıların yokluğudur; başkalarıyla çevrili olmanın ama yine de görünmez hissetmenin acısı.
Dostoyevski, karısı Anna Dostoevskaya'ya 28 Ağustos 1879 tarihinde yazdığı mektupta şunları söyler, “Yalnızlığım tarif edilemez. Konuşmayı unuttum ve yanlışlıkla yüksek sesle bir kelime söylesem bile kendimi şaşırtıyorum. Dört haftadır kendi sesimi duymuyorum."
Freud'a göre insanlığın en önemli yalnızlığı doğuştan olandır. İçgüdüsel dürtülerin çatışmasının, insanların ancak psikanaliz yoluyla iyileştirilebilecek bir kayıp ve terk edilmişlik duygusuyla doğmalarına yol açtığını söyler.Fromm'a göre ise yalnızlık kültürel olarak yaratılmıştır.
Albert Einstein ne demişti? "Gençlikte acı veren, olgunlukta lezzetli olan o yalnızlıkta yaşadım."
Evinin Zilini Çalınca Kapını Açan Var mı?
Yalnızlık bazen yüksek sesle dile getirilmeyen, ama kapı zillerinde, telefon ekranlarında, akşam ışıklarında kendini hatırlatan derin bir sessizliktir. Bir insanın evine dönerken kapının ardında onu bekleyen bir sesin, bir adımın ya da sadece varlığın olup olmadığı, aslında hayata dair en temel sorulardan biridir. Çünkü bazen bir kapının açılmaması, bir odanın soğukluğu ya da bir evin sessizliği, insanın içindeki boşlukla aynı tonda konuşur.
Evinin anahtarı yanındadır, ancak zili çalmak istersin, beklersin kapın açılsın, o an bir başka tatlı sıcaklık sarar benliğini, orada seni bekleyenin var olduğunu hissetmektir o duygu. İçin şarkı mırıldanır sen duymasan da. Kapın açıldığında, yaşamın bir güzelliğidir seni karşılayanın güler yüzünü görmek, sıcaklığını hissetmek.
Cebindeki anahtar bazen soğuk ve ıssız bir evi, terk edilmişliği, yalnızlığı hissettirir hayatın akışı içinde.
"Yalnız Kaldım, Biri Beni Sevsin" dedin mi hiç,
Yalnız kaldım. Bazen kalabalığın ortasında bile, içimde büyüyen o sessiz boşlukla baş başa kaldım. İnsan, bir çift sözün, bir sıcak bakışın yokluğunu ancak tamamen çekildiğinde fark ediyor. İçimde sakladığım küçük bir umut var hâlâ: Biri beni görsün, beni duysun, kalbimin titreyen yerlerini fark etsin. Belki de yalnızlığın en ağır yanı, sevilmeyi beklerken geçen uzun sessizliklerdir. Ama yine de bekliyorum; çünkü bazen bir tek sevgi, bütün karanlığı dağıtabilir.
Yalnız Olmaktan Mutlu Olan İnsanlar
İnsanın çevresinde dostlarının olması harika bir şeydir de öyle zamanlar vardır ki yalnızlık bir nimet gibi gelir insana. Belki de ruhen dingin olmanın olmazsa olmaz şartıdır bu. Öyledir, insanoğlu kalabalıklar içinde özlüyor yalnızlığı.
Çoğu kişi için yalnız kalma düşüncesi rahatsız edici, hatta korkutucu olabilir. Ancak yalnız kalmaktan gerçekten mutlu olanlar bunu farklı görüyorlar, onlar için yalnızlık korkulacak ya da kaçınılacak bir şey değil, Tam tersine bunu bir fırsat olarak görüyorlar. Düşünme, yeniden şarj olma ve kendileriyle yeniden bağlantı kurma fırsatı. Bu onların sosyal etkileşimlerden uzak durdukları anlamına gelmez. Bunun yerine, sosyalleşmek ve yalnız vakit geçirmek arasındaki dengeyi takdir ediyorlar. Günlük ritüelleri genellikle her gün belirli bir zamanı yalnızlığa ayırmayı içerir
Yalnız yaşayan, ama iç huzurunu bulmuş insanların ortak bir sırrı vardır: Kendilerine ait küçük ritüelleri. Güne sakin bir kahveyle başlamak, kısa bir yürüyüşle zihni tazelemek, evi kendi enerjilerine göre düzenlemek… Bunlar, dış dünyanın gürültüsünü yumuşatır. Bir kitabın içine sığınmak, sevilen bir müziği açıp ruhu dinlendirmek ya da n sonunda birkaç satır yazıp duyguları berraklaştırmak, yalnızlığı ağırlık olmaktan çıkarıp bir armağana dönüştüren alışkanlıklardır. Bu ritüeller sayesinde kendi kendine yetebilmek bir zorunluluk değil, bilinçli bir mutluluk seçimi hâline gelir.
Yalnız kalmaktan mutlu olanlar genellikle
- Düzenli fiziksel aktiviteyi günlük rutinlerine dahil ederler.
- Günlük tutmak, kendi arkadaşlığından memnun olanlar arasında yaygın bir ritüeldir. Kendini düşünmek ve kendini keşfetmek için harika bir araçtır; bir nevi katarsis, bir nevi arınma diyebiliriz.
- Doğada olmanın inanılmaz derecede sakinleştirici ve canlandırıcı bir yanı vardır. Yalnızlıktan gerçekten memnun olanlar parkta yürüyüş yapmanın, bahçeyle ilgilenmenin, dışarıda oturmanın ve temiz havanın tadını çıkartırlar.
- Yalnızlık bir yalnızlık durumu değil, bir iç gözlem ve kendini keşfetme durumudur.
Sertap Erener, Yalnızlık Senfonisi
Söz Müzik: Sezen Aksu
Tanışma yöntemi olarak dilenmek
22 Kasım 2025
Suadiye