İlişkilerin Kurallara Oturtulacak Reçetesi Var mı?

Nasıl ki hastalık yok, hasta var ve her hasta özeldir denir, ilişkilerinde kurallara oturtulacak bir reçetesi yok. Hatta bire bir uzun soluklu ilişkiler için bile hiç kimse reçete yazamaz. Hatta kişinin kendisi bile…

Nasıl ki hastalık yok, hasta var ve her hasta özeldir denir, ilişkilerinde kurallara oturtulacak bir reçetesi yok. Hatta bire bir uzun soluklu ilişkiler için bile hiç kimse reçete yazamaz. Hatta kişinin kendisi bile…

Öyle kolay olsa, uzun süre hatta aylarca terapi olmaya giden kişinin eline psikoloğu ya da psikiyatristi; “Hadi bakalım işte senin için hazırladığım reçete! Buna uygun yürüt ilişkini…’’ dese ki öyle bir şey yok zaten.

Reçete nerede mi? Bana göre tek bir yerde. Tabii bu tamamen şahsi görüşüm ve düşüncem. O da kişinin bizatihi kendisindedir. Fakat reçete her an değişebilir… Sadece kendinde olan reçeteyi doğru yazabilseydi kişi hayat çok tek düze, renksiz, olaysız, biteviye geçip giderdi. Bin bir etken altında yaşamını, ilişkilerini sürdürürken, nasıl yazabilsin ki kendi için en iyi ilişki reçetesini?

Her ilişkinin kendi özelinde, bin bir etken dışında, sanatçının fırçasında yarattığı renkler gibi hatta daha fazla bilinemeyen çeşitliliği olduğu rahatlıkla söylenebilir. Asırlar boyu yazılmış ve yazılmakta olan kitaplar bile yetersiz kalmışken, ilişkiler hakkında tek bir konu üzerinde, kendi fikirlerimizi yutulacak tablet gibi ifade edebiliriz.

Geçenlerde televizyonda izlediğim bir anekdot bana, bire bir de karşındaki kişiyi vazgeçirme yaklaşımı nasıl olmalı konusunu anımsattı. İkna ederek mi, düşünmesini sağlayarak mı ya da pozisyonuna göre yasak koyarak mı, hangisi? Kim bilir ne kadar çok değişik fikirler düşünceler vardır. Hatta değişik kültürlerde yetişme çevrelerine göre de farklılıklar gösterebilen.

İnsan eleştirilmekten hoşlanmaz. Hep güzel tarafları ona söylensin ister. Nasihat dinlemek de istemez, çocukluğundan beri dinlediği öğütlerden bıkmıştır. Hele kendisine herhangi bir konuda yasak getirilmesi, ters tepkileri de beraberinde getirebilir.

Geçmişte yaşadığınız bir olayı düşünün, arkadaşınız olabilir o kişi, hatta evladınız, üzülüyorsunuz yaptığını izledikçe ve gördükçe… Size göre o yanlış yolda. Devam etmemesini, bırakmasını, vazgeçmesini arzu ediyorsunuz. Siz iyi niyetinizle onun iyiliğini düşünüyorsunuz. Fakat “senin iyiliğini düşündüm” denmesi de genel de hoşa gitmeyen, ters tepkiye neden olabilen ve klasik bir ifade. Nereden bilebilirsiniz ki onun iyiliği için olabileceğini!

Bu konuda da reçete yazılamaz. Ben de yazamam ama kendi bakış açımı zikredebilirim. Önce düşünürüm o ne düşünüyor acaba diye… Nasıl görüyor yapmakta olduğu şeyi? Her ne ise empati yaparım. Gençse, ben nasıl davranırdım, düşünürdüm o yaşlarda diye kendimi sorgularım. Belli bir yaş ötesindeyse nasıl konuya girer devam ettiririm diye düşünürdüm.

Hoşgörü ile yaklaşırım. Yaş ilerledikçe hoşgörü artar yaşamının sana verdikleri ile, tabii istisna kişiler hariç. Sonra olayın sonu nereye varabilir diye kurgularım. Briç ve satranç oyunları bilenler ve genel hukuk nosyonu olanlar için kurgulama çok daha hızlıdır. Onu nasıl kendi kendine düşündürtebilirim diye tasarlarım kafamda.

Gençlik yıllarımda özel ders verirdim. Genelde matematik, uzay geometri hariç, anlatmazdım dersi. Öğrencinin çözmesini ister, nasıl yaptığını izler, arada müdahale ederdim. O zaman aklında kalırdı. Yoksa hep anlatırsam, on dakika sonra başka düşüncelerde gezerken kafası, anlattıklarım havada uçar buhar olur.

İşte, bana göre en vurucu nokta, düşündürtmek!

Emir kipleri kullanmadan, yap ya da yapma demeden, hele hele yasak koymadan, düşündürterek kafasında simülasyon yapmasını sağlamak. Görebilmeli sonraki adımları, hata görebildiği kadar en son gelinecek noktayı.

Gençler ve özellikle çocuk yaşlardan itibaren evlatlarınız koşulsuz tereddütsüz güven duygusu içinde olmalı, güvenmeli sizlere. Her şeyini, özel ya da genel yaptığı hatalı davranışları, yanlışları, başına gelebilecek istenmeyen durumları dahil hiç tereddüt etmeden, korkmaksızın anında söyleyebilmeli, kızılacağını bilse bile. Ne yapmak isterse istesin senin arkandayım, seni destekliyorum ile söze başlamanız algılarını değiştirecektir. Sonra da bak acaba şunları görebiliyor musun, düşünmedinse istersen düşün, incele, irdele mealinde konuşmalar sizin istediğiniz yönde herkes için yararlı olabilir.

Kendisine sorular sordurarak, zihninde ışıklar yakmasını sağlayarak, sevgi ve şefkatle yapılan yaklaşımlar herkese iyi gelecektir.

Evlatlarınıza yasaklar koymak mı, yoksa güvenilir arkadaş olmak mı? Zira konan yasaklamaların sonucu herkesi üzülebilir, hem de çok.

Konu derin hem de çok derin. Belki de tek reçetesi var ilişkilerin, o da SEVGİ.  Sevginin gücü ilişkilerde her şeyi çözümleyebilir. Tabii empati, hoşgörü, anlayış, anlatmasını teşvik edip, dinlemek de güzellikler oluşturacaktır ilişkilerde.

      

9 Kasım 2021

Heybeliada

 

 

Yorumlar
Kalan Karakter 800
Pınar Özdemir
Mükemmel bir yazı olmuş. İnsanlar birbirleriyle olan ilişkilerinde empati yaparlarsa çok daha güzel iletişimler doğar.
Ergul Güvenç
Harika bir yazi bayildim boyle dusunmeyenlere ders olur da empati yapmayi ogrenirler
Feza Demiriz
Bence en onemlisi kisinin kendi ile olan iliskisi..kendini oldugu gibi kabul edip sevmesi,onaylamasi.. O zaman guller acar icerinde.... Mevlananin dedigi gibi "sevdiklerinize "gul " verin, gul yoksa "guluverin"....
Esra Koç
Herseyin başı evet sevgi..Sevgi emek ister bu hep böyle olmuştur Nacizane fikrim sınırlar olmalıdır Yasak gibi değil tabi istişare ederek Keşke dememek için iletişim kopukluguna izin vermemek gerekir.Dinlemek en güzel eylem dinlersin düşünürsün serzenişte bulunmadan sükuneti kaybetmeden fikrini beyan edersin.Hal böyle olunca güvende kazanılır diye düşünüyorum. İster eş ister evlat ister anne baba olsun yeterki birbirimizi anlayabilme iştiyakinda olalım.Sevgiyi beslemek için sevdiğimizi soylemektende çekinmeyelim bunun için fırsat kollayalım.Harika bir konu üzerine çok yazılabilir.Ele almış harika tespitlerle bize ulastirmişsınız yine zevkle okudum Var olun Sevgiler
Burcu Bayramoglu
Çok güzel noktaya değinmişsiniz. Yasaklar = iletişimsizlik bana göre... Aslında bir çok yasak da iletişim kuramamaktan kaynaklanıyor. Bu yasaklar da her açıdan korku nedeni oluyor. Korkuyla yapılan her şey de kötü sonuçlar doğuruyor. O yüzden “ödül, ceza, yasak” bunları çocuk yetiştirirken rafa kaldırmak önemli!
Müfit Yalçınkaya
Değerli Arkadaşım... Çok önemli bir konuda görüşlerini ilgi ile okudum ... Teşekkürler ... Özellikle , bütün gençlerin , eğitmenlerin , Anne ve Baba’ların okumalarını dilerim ... Sevgi ile ...
DAHA FAZLA YORUM GÖSTER