Hayat Akışı: Nefes Gibi

Nefes sadece ciğerlerimize dolan hava değildir. Yaşamla kurduğumuz ilişkidir. Korktuğumuzda nefesimiz kısalır. Endişelendiğimizde farkında olmadan onu tutarız. Kendimizi güvende hissettiğimizde ise nefes derinleşir, yumuşar ve doğal ritmine kavuşur.

Belki de bu yüzden nefes bize kendimiz hakkında düşündüğümüzden daha çok şey anlatır.

Nefesin üç doğal evresi vardır:

İçeri almak.

Dışarı bırakmak.

Ve ikisinin arasındaki kısa sessizlik.

Hayat da biraz böyle değil midir?

Olanı fark ettiğimiz zamanlar vardır.

Hiç fark etmeden oluveren zamanlar vardır.

Bir de hiçbir şey olmuyormuş gibi görünen bekleme zamanları...

İnsan en çok bu sessiz aralıklarda zorlanır. Çünkü bir şeyin bitmiş, yenisinin ise henüz başlamamış olması belirsizlik yaratır. Zihin hemen devreye girer. Bir şey yapmamız, bir yere yetişmemiz, boşluğu bir an önce doldurmamız gerektiğini söyler.

Oysa doğa boşluktan korkmaz.

Her nefesin sonunda saliselik bir duraklama vardır. Bir nefes verilmiş, diğeri yoldadır.

Ama biz o anda nefessiz kalacağımızı düşünmeyiz.

Bekleriz.

Çünkü biliriz ki yeni nefes gelecektir.

Belki hayatın bazı dönemlerinde unuttuğumuz şey de budur. Her boşluğu hemen doldurmak, her kaybın yerine yenisini koymak, her belirsizliği hemen çözmek zorunda değiliz.

Bazen sadece beklemek gerekir.

Doğanın ritmine uyumlanmak...

Anlattıklarımı farketmek için bunu dene lütfen.

Rahat bir yere otur. Sırtın dik olsun, ellerini serbest bırak. Nefesini değiştirmeye çalışmadan önce bir süre sadece izle.

Nasıl geliyor?

Nasıl gidiyor?

Nerede takılıyor ?

Nerede kendiliğinden akıyor?

Sonra nefes alırken içinden sessizce:

“Alıyorum.”

Nefes verirken:

“Bırakıyorum”

de.

Nefeslerin arasındaki küçücük sessizlikte ise hiçbir şey söyleme.Sadece bekle.

Beş dakika boyunca nefesini yönetmeye çalışma. Onun doğal ritmine eşlik et.

Egzersizin sonunda kendine tek bir soru sor:

“Hayatımda şu anda çok sıkı tuttuğum ne var?”

Cevap vermek için acele etme.

Belki bir insan.

Belki bir alışkanlık.

Belki bir düşünce.

Belki gelecek kaygısı.

Belki de para...

Bu tuttuğun para ise, düşün: Para hayat değildir, ama hayatın içinde kullandığımız önemli bir araçtır. İhtiyaçlarımızı karşılamamızı, seçim yapmamızı, paylaşmamızı ve bazı hayallerimizi gerçekleştirmemizi kolaylaştırır. Para gereklidir ve değerlidir, ancak farkındalıkla yönetilmesi gerekir. Bilmemiz gereken sadece bu ...

Hayatın da nefes gibi kendine özgü bir ritmi vardır. Bazen alırız, bazen veririz; bazen çoğalır, bazen azalır. Her anın aynı kalmasını beklemek, nefesi yalnızca içeri almaya çalışmak gibidir. Sadece nefes aldığını, hiç bırakmadığını düşünsene... Ya da sadece saatlerce tutmaya çalıştığını... Hayat sona erer, değil mi? Oysa yaşam, almanın ve vermenin birbirini takip ettiği doğal bir döngü içinde ilerler.

Belki bizi yoran, ihtiyaçlarımızın kendisinden çok onlara yüklediğimiz anlamlardır. Daha fazlasına sahip olmanın  daha mutlu hissettireceğine inanabiliriz. Böyle olduğunda bir araç, farkında olmadan hayatımızda gereğinden fazla yer kaplamaya başlar.

Oysa denge esastır.

Belki mesele sahip olmak ya da olmamak değil; sahip olduklarımızın hayatımızdaki yerini doğru belirleyebilmektir.

Nefes bunu her gün sessizce hatırlatır.

Alırız.

Bırakırız.

Bir an bekleriz.

Ve hayat devam eder.

Belki gerçek bolluk da tam burada başlar.

*Nefes teknik için kaynak:  B.K.S. Iyengar, Light on Pranayama (Pranayama Sanatı)

 

İpek Darga

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter 800