Pazartesi günü neden sevilmez?

Pazartesi gününün diğer günlerden farkı nedir ve pazartesi günleri neden daha huzursuz oluruz. Aslında bu soruların yanıtı günden çok bizimle ilgili. İşte pazartesi sendromuna bilimsel bakış...

Pazartesi sendromu araştırmacılara göre bulaşıcıdır. Stres veya kötü ruh hali genel çalışma ortamını büyük ölçüde etkiler. Psikoloji ve nöroloji alanındaki sayısız çalışmalara göre bir kişinin mevcut duygusal durumunun işin kalitesi üzerinde büyük bir etkisi vardır ve stresli hissedildiğinde daha az üretken, daha az motive, daha karamsar, daha az yaratıcı, daha az meşgul olunur, daha yavaş öğrenilir.

Pazartesi sendromu performans ve verimliliği düşürmenin yanı sıra çevredeki insanlar üzerinde de olumsuz bir etki yaratır. Bir kişinin iş yerinde mutsuz olması durumunda etrafındakilerin mutlu olması zorlaşır. Konforlu bir hafta sonunun ardından işe geri dönmek istememeye, pazartesi sendromu yaşamaya katkıda bulunan aşağıdakilere benzer birçok husus vardır:

—Yapılan işten zevk alamamak

—Birlikte çalışılan insanlarla zor anlar yaşamak

—Organizasyondaki değişikliklere uyum sağlayamamak, iş hayatı ile kişisel hayat arasında çatlakların olması

—İş yerinde takdir eksikliği

—Yanlış yerde yanlış türden bir iş yapmak

BİLİME GÖRE PAZARTESİ SENDROMU?

Yakın tarihli bir İsveç araştırması kalp krizlerinin çoğunun pazartesi günleri gerçekleştiğini bulmuştur. Çalışma, yedi yıl boyunca kalp krizi için 156.000 hastane başvurusunu izlemiş ve pazartesi günleri ilk kez kalp krizi geçirme riskinde yüzde 11’lik bir artış bulmuştur. Bunun farklı sebepleri vardır. Birçok kişi hafta sonu boyunca daha fazla yemeyi ve içmeyi tercih eder.

 Pazartesiden perşembeye sabahları düzenli zamanlarda uyanan kişiler geceleri belirli saatlerde yatağa girer ama hafta sonu boyunca bu düzen bozulur. Bunlar pazartesi sabahının hafta içindeki diğer sabahlardan daha zor olmasını sağlar çünkü uyku düzeni yeniden başlar. Birçok insan hafta sonları daha mutludur. Pazartesi günleri bu mutlu günleri takip ettiği için karşılaştırma yapılır ve mutsuz hissedilir.

'Kadının adı yok'tan 'Kadının adı var'a...Partilerin tercihlerini erkek adaylardan yana kullanmaları siyaset sahnesinde yıllarca "kadının adı yok" dedirtti. 1935'den 2002 yılına kadar siyasette kadınların oranı yüzde 4,5'u geçemedi. Alınması gereken çok yol olsa da günümüzde yakalanan yüzde 17'lik kadın oranı umut verici.

 

Yorumlar
Kalan Karakter 800

Moneye 7/24 Her An Seninle!

Yaptığın harcama istek miydi yoksa ihtiyaç mıydı? Peki kendine koyduğun “ev” ya da “araba” hedefinde yolun neresindesin? Bu ay ne kadar para harcadın? Sor, Moneye sana söylesin.

Google Play App Store