Nasıl Cerrah Olabilirsiniz?

Kağıdı kalemi hazırladınız mı?
Nasıl Cerrah Olabilirsiniz?

Ameliyat ettiğimiz veya başka sebeplerden polikliniklerde muayene ettiğimiz hastaların yanlarında yeni ergenliğe giren bir çocuk varsa sohbet genelde aynıdır:

-               Oğlum/kızım da sizin gibi ‘doktor olmak istiyor’ abisi :))

Tırnak içindeki ‘doktor olmak istiyor’ un anne-baba lugatındaki meali şudur aslında: ‘Onun pek niyeti yok da biz çok arzu ederiz onu beyaz önlükler içinde görmeyi’.

Tamam o zaman hemen kendimden örnek veriyorum..

Bakın Bir Kalp Cerrahı Nasıl Olunuyor:

-               6 sene tıp fakültesi (durun hemen geçmeyin bu kısmı): Dile kolay bir 6 sene bu. Gecesi gündüzü bazen hiç yok. İnsan hayret ediyor dönem 2’de bu muhteşem makine (insan vücudu) nasıl çalışıyor diye.. Dönem 3’de ise bu makinanın hastalıklarını öğrenmek bazen çok yorucu oluyor. Dönem 4 ve sonrasında stajlar, hastaların yan gözle sizin yeni olduğunuzu anlamaları, daha ilk tansiyon ölçmenizde ‘öyle ölçülmez yavrum’ diyen teyzeler, ilk kan alışınızda ‘çok acıttın bak hemen morardı’ diyen hastalar. Ve intörnlük.. gerçek hekimlik hayatı öncesi son prova, nöbetler, hasta sorumluluğu, bitmek bilmeyen vizitler, acil nöbetleri..

-               Tıp fakültesi bitti, sevinciniz şimdilik kursağınızda dursun.. Karşınızda ‘Tıpta Uzmanlık Sınavı-TUS’. Derya deniz bilgiler, Günümüzde daha da yaygınlaşan dershaneler…

-               İhtisas: Kalp-damar cerrahisinde 6 yıl (artık 5 yıla indi sanırım): Kaba hesapla 3-4 günde bir nöbet tutsanız yaklaşık 1.5-2 yılı da gece hastanede yatarak geçirmeniz söz konusu. Zor ve yıpratıcı bir süreç. Anneniz arar : ‘Aman uyumaya çalış yavrum, vitamin al mutlaka’ demeden duramaz, ne yatacak ortam vardır, ne zaman.. Bazen nöbete babanız gelir elinde iki torba meyve ile tüm ekip oturur yersiniz..

              Uzman oldunuz.. Mecburi hizmette kurada çıkacak bir hastanede yaklaşık 2 yıl göreviniz var.

-               Mecburi hizmetiniz bitti mi? Artık istediğiniz yeri seçme şansına kısmen yakınsınız.

Hesap ortada, nöbetlerle birlikte düşünecek olursak yaklaşık 15 yıl..

 

Sonuçta ilk kural bu işi sevmeden yapmanızın çok zor olduğudur. Konusu, ham maddesi ‘insan’ olan bir meslekten bahsediyoruz. Hem de hasta olan, ağrısı, derdi olan insanlar. Dinlemek gerekiyor, sabır gerekiyor ama karşınızdaki doktor da en nihayetinde bir insan olduğu için dinleyemediği, sabredemediği zamanlar olabiliyor. Ateşler içinde ilaç alıp ameliyata giren cerrahlarla, polikliniklerde onlarca-yüzlerce hasta bakan hekimlerle karşılaşmışsınızdır.

            İnsanımız da aslında tıp ve ilaç sektörüne son derece meraklı. Bazen çok enteresan hasta tespitleri ile karşılaşıyoruz. Bir gün poliklinikte sıradaki hasta içeri girerken ben de masamdaki su şişesinden bir-iki yudum alıyorum, giren beyefendi hemen sordu.. Hocam bu marka suyu mu öneriyorsunuz, içerken gördüm.. Döndü hemen arkasına.. Hanım giderken hatırlat biz de bundan alalım bundan sonra eve..

Mecburi hizmetimin ilk haftasında kalp zarı etrafında önemli ölçüde sıvı biriken bir bayan hasta acil servise başvuruyor. Yeni doğum yapmış, 20’li yaşlarında, genel durumu oldukça sıkıntılı, nefes alamıyor, bir an önce ameliyata alıp sıvıyı boşaltmak şart. Ben yeni geldiğim hastanede ilk ameliyatımı yapıyorum, ciddi miktarda sıvı boşalıyor kalp etrafından, hasta rahatlıyor ve servise çıkarıyorum, birkaç gün gözlemek için. Takip eden Pazar sabahı hastaneye gidiyorum hastamı görmeye, tam acilin önünde 50’li yaşlarda bir hanım önümü kesiyor. Anlamadığım kelimelerle bana hararetle bir şeyler anlatıyor. Arada yere doğru eğiliyor, dizlerime vuruyor, yanında bir adam daha var, o istifini bozmadan bekliyor. Teyze hararetle anlatıyor, bağırıyor, etraftaki insanlar bize bakıyor. Yani tabir-i caiz ise övüyor mu sövüyor mu anlamak mümkün değil, ben geriliyorum, ama etrafta da bir hareketlenme yok herkes sakince izliyor. Son anda oradan geçen bir hastane çalışanını çekip durduruyorum, beni tanıyor, durumu anlatıyorum..

-               Ya bir tercüme etsen ne diyor teyze neden kızıyor bana??

-               (dinliyor...) Hocam kızmıyor..

-               Eeee??

-               Sen bir kadını ameliyat ettin mi?

-               Evet, onu görmeye geldim, iyi gayet..

-               O da onu diyor.. Sen benim kızımın hayatını kurtardın, bebeğe evde ben bakıyorum, kızım ölecek torunum annesiz kalacak diye çok korktum. Bir kızım vardı artık bir de oğlum var, sensin diyor., teşekkür ediyor, dua ediyor..

 

Meslek hayatımın en unutulmaz anlarından biridir. Düşündükçe o anı tekrar tekrar yaşarım içimde. İşte doktorluk bundan haz alabiliyorsanız dünyanın en güzel mesleğidir benim gözümde. Ne yorgunluk kalıııır, ne mutsuzluk.

Ama bütün bu koşuşturma ve telaşın bir bedeli oluyor tabi.. Uzayıp giden ameliyatlar, çok önceden hazırlandığınız bir randevu/arkadaş buluşmasına son anda katılamama maalesef hayatın bir parçası oluyor. Eşim bir iş seyahati için gittiği Amerika’dan dönecekti. Havaalanına gitmek üzere henüz otelinde iken telefonla konuşmuştuk. Ben seni karşılarım İstanbul’da dedikten yarım saat sonra acil bir aort yırtılması ameliyatı için hastaneye gitmem gerekti. Benim ameliyattan çıkıp eve geri döndüğüm saatte o çoktan Amerika’dan gelmiş, eve gitmiş uyuyordu :))

            Son noktayı ise geçen hafta 3 yaşındaki kızım koydu. Sabah o kreşine gitmeden önce kahvaltısını ediyor, ben de birkaç gecedir o uyumadan yetişemedim, sabah biraz hasret giderdik. Tam kapıdan çıkıyorum, ‘hoşçakal babacım, yine gel tamam mı?’ diyerek olayı kendi açısından özetledi :))

Yeni akademik yılda tüm öğrenci arkadaşlarıma, doktor adaylarına ve sabırlı ailelerine başarılar dilerim. Yanınızda ailenizin desteği olduğu sürece bu uzun yolu kolaylaştırmak bir nebze de olsa daha kolay olacaktır sizler için..

Herkese sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyorum..

Doç. Dr. Arda Özyüksel

Bu köşede bilgi almak istediğiniz konular ve önerileriniz için:

E-mail: drardaozyuksel@gmail.com

Instagram: @doc.dr.arda.ozyuksel

 

 

Yorumlar Üye girişi
1000
*
*
*
* Mesajınızın sorumluluğu size aittir
Benzer Haberler
listelemeye devam et