Annelik=Farkındalık

Genç bir anne ile, çok değil, bir iki gün önce yaptığımız oldukça geniş bir sohbeti buraya taşımak istiyorum.

Instagram'da 'Şimdi yemek seçen çocuğumun 15 sene sonra arkadaşlarıyla serpme kahvaltıya gideceği aklıma gelmiştir' diye bir post gördüğünü anlattı ve önce buna epeyce güldük. :) Sonra devam etti. Konuştukça şunu fark ettik ki bizim nesil de, bizden bir önceki - bir sonraki nesil de ciddi bir yemek disiplini içinde yetişti. Yemek seçemezdik. Önümüze ne konursa onu yemek zorundaydık ve tabakta bırakmazdık. Bırakamazdık da yoksa kuşları üzerdik, pirinç tanelerinde dualar yazılıydı veya lokmalar arkamızdan ağlardı filan... Bir motivasyon vardı.

Bu çok iyi ve çok faydalı bir disiplindi. Son kuşaklarda terk edildi. Çocuklarda katı bir yemek seçme durumu böylece hızla gelişti ve bu durum da ebeveynleri en çok zorlayan konulardan biri haline geldi. Her evin dinamiği farklı elbette, kimse kimseye ahkam kesemez. Ama üzücü de...

Sohbetler, anneler özellikle - bir araya toplandıklarında, hep benzer yerlerden açılıyor. "Bizim çocuk" diye başlıyor, "hiçbir şey yemiyor". "Bizimki de öyle, hiçbir şey" filan... Biraz detay isteyince o "hiçbir şey"in aslında pek de öyle olmadığı anlaşılıyor. Cips, kraker, meyveli yoğurt, çikolatalı süt, ne ararsanız var diyette. Çoğu zaman gün içerisinde bunlardan hatırı sayılır bir miktar tüketilmiş oluyor ve yemek vakti çocuk sofraya geçince de tablo buna göre şekilleniyor. Çorba geri çevriliyor, sebze tabağına mesafe konuluyor, köfteler bile seçilerek yeniyor.

"Acaba iştahsız mı?"

Değil. Yani olay orada değil.

Çocuklar iştahsız değil. Çocuklar seçici de değil aslında. Çocuk hızlı öğrenen, tekrar eden ve kendisini iyi hissettiren tatları tercih eden bir varlık. Kendisine neyi, ne sıklıkta, ne şekilde sunarsanız referans olarak onu alıyor. Damak tatları sabit değil, sonradan şekilleniyor ve şekillenme sürecinde en güçlü etki, içinde büyüdüğü evin mutfağından, günlük alışkanlıklarından geliyor. Burası birinci nokta.

Bugün "çocuklar için" diye satılan ürünlerin raflardaki çeşitlerine baktığınızda oldukça parlak, renkli ve cazip bir dünya görülüyor. Ambalajlar özenli, çocuğu çekiyor. Söylemler güçlü, ifadeler iddialı, "doğal, katkısız, şekersiz" filan. Bunlar da satın alma kararını verecek büyüğü ikna ediyor. "Annelerin tercihi" diye yazıyorlar üzerine. Yani, "hadi fazla düşünme".

Fakat biraz düşününce, özellikle etiketlere eğilince bu bir sürü renkli ürünün aslında oldukça benzer bir mantıkla üretildiği fark ediliyor. Tat dengesi çocukların özellikle hoşuna gidecek şekilde ayarlı, kıvam kolay tüketilecek hale getirilmiş. Çocuk suni bir lezzet patlaması ile önce şaşkına dönüyor. Yediği şeyin sindirimi oldukça kolay ve vücut tembelliğe oldukça yatkın bir makine. Dolayısıyla evdeki yemeğin değil, bunun devamını istiyor. Devamının garantisi için nörolojik ajanlar da işin içine giriyor ki orası apayrı bir başlık, apayrı bir dünya... 

Özetle, dışarıdan bakınca "çocuk ürünü" gibi görülen pek çok şey, çocuğun beslenme düzenini evden uzaklaştıran bir yönlendirici işlevi görüyor.

Hane halkının kendine şunu sorması gerekiyor: Mutfaktaki yemek çok rafine, malzeme kaliteli, ulaşılması 'şans' denilebilecek bir içerik neredeyse. Peki çocuk neden bunu değil de paketli, tuhaf, oldukça dandik bir ürünü büyük bir iştahla tüketiyor? Neden bağımlı oluyor ona? Bu ikinci nokta.

"Bir döngü var" diye konuştuk arkadaşımla. Yani vardığımız sonuç orası oldu. "bari faktörü" diye de bir isim koyduk buna. :)

Çocuk, alıştığı, doğru ifadeyle bağımlı olduğu suni tatları evdekiyle karşılaştırıp tercihini beklenen şekilde koyduğunda, yine doğru ifade ile beynine yerleştirilmiş komuta uzandığında ve tutturduğunda "bari" diyor aileden biri mutlaka, "bari bir süt içsin"... "Bir yoğurt yesin bari"... 

İşte o "bari", bütün bir hikayeyi şekillendiriyor. Çocuk şunu belliyor, "Ben yemeği reddedersem, alıştığım renkli yoğurt elbette önüme gelecek". Sonra arkası da geliyor. Sıfır gıda, aşırı şeker, üstelik suni şeker, takiben insülin direnci, obezite, tahliller tepetaklak...

Endüstri çok maharetli, hikayeyi böyle anlatınca da kulağa korkunç geliyor, ama iyi bir haber de var. Çocuklar aynı zamanda çok esnek varlıklar. :) Biraz akıl, biraz plan, biraz da mutfakta karşı oyun kurabilme becerisi filan... Endüstrinin sizin çocuğa uzattığı elleri kolaylıkla engellenebiliyor. 

Annelerdir tabii başaranlar.

Çocuk var, gıda var, çocuğun illa ki sevdiği bir şeyler var. Köfte diyelim, ama sebzeye de biraz burun kıvırıyor, köfteyi sebzeyle zenginleştiriyorlar. Pankek seviyorsa o pankekleri besleyici hale getiriyorlar. Yani çocuklar annelere uymuyorsa anneler çocuklara uyuyor; içerikleri güçlendiriyorlar.

Aşağıdaki tarifleri bu mutfak savaşlarını kazanmış, çok tatlı arkadaşımdan aldım. 

"Her şey bir yana, ailenin toplandığı sofralarda çocuğun yediği bir lokma ekmeğin bile ruhu beslediğini unutmasınlar" diyerek paylaşmamı istedi. :)

Buyrun;

Dopdolu Pankekler

Olgunlaşmış, büyükçe bir muzu güzelce eziyoruz. İçine iki yumurta, 2 - 3 yemek kaşığı yoğurt veya peynir altı suyu ekliyoruz. 3 yemek kaşığı tam buğday unu (ya da evde severek kullandığımız başka bir un). Bir çay kaşığının ucuyla karbonat. 1 çay kaşığı tarçın ve 2 - 3 tam cevize denk gelecek kadar ince kıyılmış ceviz ekliyoruz.

Kıvamı boza gibi, akışkan ama yoğun olacak. Önceden ısıtılmış tavaya, birer yemek kaşığı olacak şekilde döküp arkalı önlü pişiriyoruz.

Bu tarifin hedefi basit; çocuğa, fark ettirmeden, kaliteli protein, sağlıklı yağ ve lif vermek.

Aynı tarifi küçük dokunuşlarla çok daha zengin hale getirmek mümkün.

Baz aynı. Muz + yumurta.

Biraz haşlanmış pancar eklerseniz pembe pankek, bir avuç çiğ ıspanağı blenderdan geçirip eklerseniz yeşil pankek olur. Haşlanmış havuç eklerseniz turuncu pankek olur. Mor havuçla mor pankek. Renk çocukların gözüne hitap eder, içerik midelerine... 

Bunların üzerine tahin & pekmez, ya da tahin & bal sürerseniz çok daha doyurucu ve besleyici bir öğün elde edersiniz.

Bir başka güçlü alternatif;

Rendelenmiş 1 büyük elma, 2 yumurta, biraz peynir altı suyu, yarım avokado (iyi ezilmiş), 1 yemek kaşığı keçiboynuzu tozu, 2 yemek kaşığı un, kıyılmış badem ve yine bir tutam karbonat.

Kıvam aynı, içerik oldukça güçlü.

Bir diğer seçenek;

Olgun muz + 2 yemek kaşığı balkabağı püresi + aynı baz tarif. Hem lif, hem vitamin açısından oldukça zengin bir alternatif olur.

Sebze pürelerini süt ve az un ile boza kıvamına getirip küçük pankek / krep formunda pişirerek de sunabilirsiniz.

Üzerine biraz labne sürerek çocuklar için daha cazip hale getirmek mümkün.

Sebzeli Güç Köftesi

Çocuklar köfteyi kolayca yiyorlar, bunu biliyoruz. O halde köfteyi güçlendiriyoruz. 

Birkaç çiçek haşlanmış brokoli, birkaç çiçek haşlanmış karnabahar, bir avuç kıyma, yarım rendelenmiş soğan, 1 küçük diş sarımsak, 1 - 2 yemek kaşığı galeta unu, 1 yumurta ve damak tadınıza göre baharatlar. Nane, kekik, karabiber çok yakışır. Hepsini güzelce yoğurup küçük köfteler yapıyoruz, tavada pişiriyoruz. 
Yanına süzme yoğurt + tahin + çok az pancar turşusu suyu ile harika bir sos.

Sebzeli Mücver Tarzı Köfte

1 orta boy patates + 1 havuç. Rendeleyip suyunu sıkıyoruz. 1 yumurta, 1 avuç rendelenmiş peynir (bir kısmı lor olursa çok daha iyi), ince kıyılmış dereotu, maydanoz ve taze soğan, 2 yemek kaşığı tam buğday unu ve baharatlar.

İsteğe bağlı olarak biraz kereviz rendesi ve susam da eklenebilir.

Köfte formu verip tavada pişiriyoruz. Yanına yoğurt bazlı dip sosla çok daha keyifli olur. 

Ekşili Köfte (Nokta Atışı Öğün)

Bizim favorilerden biri.

Klasik köfte harcı hazırlanıp (kıyma, pirinç, tuz, karabiber) minik minik yuvarlıyoruz. Tencerede bir soğanı soteliyoruz. Üzerine kemik suyu + su ekliyoruz. Küp doğranmış patates ve havuçları koyuyoruz. Ardından köfteler ve hepsi yumuşayana kadar pişiriyoruz. Terbiyesi için, 1 limonun suyu, 2 yemek kaşığı yoğurt, 1 tepeleme yemek kaşığı un, 1 yumurta.

Hepsini çırpıp yemeğin suyuyla ılıştırıyoruz. Sonra yavaşça tencereye ekliyoruz. Bir taşım kaynatıyoruz. Sebze, et, yumurta ve karbonhidrat. Hepsi tek tabakta. Gerçek anlamda dengeli bir öğün. 

Minik Yulaf Topları

1 su bardağı ince öğütülmüş yulaf, 1 olgun muz, 1 yemek kaşığı tahin, 1 tatlı kaşığı kakao veya keçiboynuzu tozu, 1 avuç çekilmiş fındık / badem. Yoğur, küçük toplar yap, dolapta dinlendir. Tatlı için iyi bir alternatif.

Mercimekli Mini Köfte

1 su bardağı haşlanmış kırmızı mercimek, 1 küçük haşlanmış patates, 1 yumurta, 1 - 2 kaşık galeta unu, maydanoz, çok az kimyon. Karıştır, şekil ver, pişir. Basit ama güçlü. 


Sebzeli Omlet Muffin

2 - 3 yumurta, biraz süt / yoğurt, rendelenmiş kabak + havuç, biraz peynir. Karıştır, kaba dök, fırınla. Eline ver, kendi yesin.

Yoğurtlu Meyve Kasesi

Ev yoğurdu + muz / elma. Üzerine yulaf ve ceviz: Hazır meyveli yoğurda en temiz cevap.

"Bilinç" ve "farkındalık" sözcükleri o kadar sık ve olur olmaz kullanılıyor ki içleri boşaldı. Amma velakin hiç de genel geçer olmadığını, genç neslin şahane annelerine nüfuz ettiğini sohbette ve tariflerde bir kez daha gördüm. Açıkçası çok sevindim. Sağlıklı, disiplinli, vicdanlı, sorumluluk sahibi, ahlaklı bir nesil dünyaya saçılan mevcut pisliği temizlemeye yeter mi, bilmem. Tarih bizim neslimizi pek çok anlamda yargılayacak, bunu biliyorum. Ne kadar çabalasak da olmuyor, olamıyor. Çok acayip zamanlardayız. Geleceğimizden özür diliyorum.

Sevgiler,

Pınar

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter 800