Soğuk Bir Öfke

20 Ocak 2019'da genç ve güzel bir kadın İtalya'nın televizyon kanalı LA7'de oldukça ilginç bir konuşma yapıyor.

Elinde tuttuğu bir banknotu kameraya gösteriyor ve

"Bunun adı CFA Frangı" diyor, "Fransa'nın 14 Afrika ülkesi için bastırdığı sömürge parası."

Fransa'nın bu para birimi üzerinden senyoraj uyguladığını, bu ülkelerin kaynaklarını sömürdüğünü anlatıyor.

Sonra bir fotoğraf gösteriyor. Burkina Faso'daki bir altın madeninde, elinde kazma ile adeta bir mezar içerisinde çalışan ufak bir çocuk...

"Burkina Faso dünyanın en yoksul ülkelerinden biri" diyor, "ama altını var."

"Fransa, altın kaynaklarına sahip bu ülke için sömürge parası basıyor. Karşılığında Burkina Faso'nun ihraç gelirlerinin %50'sinin Fransız Devleti'ne ait olan kasalara girmesini şart koşuyor. Özetle, fotoğraftaki çocuğun yerin altına inerek çıkardığı altın Fransa'ya gidiyor."

Bunun sürdürülebilir bir düzen olmadığını, sonuçlarının Avrupa'yı vuracağını, "bazı Afrikalıları" Avrupa'ya kabul ederek dünyaya insanlık dersi vermenin ortadaki sorunu çözmede hiçbir yarar sağlamayacağını, çözüm isteniyor ise buna kendilerini sömüren Avrupalılardan kurtulmaları için Afrika halklarına yardım etmekle başlayabileceğimizi, Afrikalıların kendilerine ait olan kaynaklar ile yaşamaları halinde ortada göçmen sorunu diye bir şeyin de kalmayacağını vs. vs. anlatıyor.

Düzenin pek de işine gelmeyen şeyleri söyleyen bu kadın, İtalya'nın şimdiki başbakanı Giorgia Meloni. Anında "aşırı sağcı" olarak etiketleniyor. Bataklık kuruduğunda kendi sonları da gelecek olan, bunun gayet farkında olan, dolayısıyla bataklığın kurumaması için ellerinden ne gelirse yapan düzen insanlarına ise yeni çağın terminolojisinde "hümanist" deniyor ve kökü, soyu 68 kuşağı olan benim tüylerim diken diken oluyor.

Meloni'nin gündelik siyaseti hakkındaki bilgim elbette sınırlı. Fakat bu söylediklerinin özünde katılmadığım hiçbir şey yok. Konuşmayı çözecek İtalyancam da haliyle yok. Daha iyi anlamak için Google'dan yardım alıyorum ve orada da derhal Google'ın "fast check" hizmeti ile karşılaşıyorum. "Söylediği şey tam olarak şöyle, ama onun gerçeği böyle, merkez bankasına şöyle yatmıyor da böyle yatıyor, dolayısıyla gerçek şöyle ki böyle..".

Tarihi daima kazananlar yazıyor. Bunu bilerek büyüdük ve bize anlatılanı daima şüpheyle okuduk, dinledik, "Ya öyle değilse, işlerine gelmiyor diye bize böyle anlatıyorlarsa..." filan diye. Dolayısıyla ve şanslıyız ki zihinlerimiz antrenmanlı.

Bugün ise tarihi değil gerçeğin ne olduğunu da kazananlar, düzeni kuranlar, gücü ellerinde tutanlar yazıyor. Ne fena şey! "Kendi aklınızı bırakın, ihtiyaç kalmadı. Bizim akıllarımızla yaşayacaksınız" diyorlar, ne fena... Tüylerim tekrar ve tekrar kabarıyor.

Avrupa. Çok şey kattı, çok şey verdi. En azından seksen sene öncesine kadar öyleydi, fakat bir yanıyla da gaddarlığın, akıl almaz kötülüğün, sömürünün merkeziydi. Asya'nın, Afrika'nın, Amerika kıtalarının halkları üzerinde bir felaketti. Kendi çocukları bile bu vicdani ağırlığı taşıyamadı, altında ezildiler. Şimdi ise görünen o ki kuşaklarca sömürülen kara insanlar hesap sormaya başladılar. Patladılar. Cesaret ettiler.

"Kahrolsun sömürgecilik!" diyoruz. Avrupa'ya üzülemiyorum.

Sevgiler
Pınar

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter 800