Çekirdekten Filize: Kadınların Cesareti
Bazen hayat bir çekirdekle konuşur insanla. Sessizce, fark ettirmeden.
Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Paradurumu'na abone olun
Paradurumu'na Google News'te abone olun
Abone OlSessiz Bir Başlangıç
Uzun zamandır permakültürle ilgileniyorum. Doğanın kendi döngüsünü anlamaya gayret ediyor, küçük bir çekirdeğin nasıl büyüdüğünü hayranlıkla, şaşkınlıkla izleyip takip ediyorum. Permakültür aslında sadece tarlalarda yapılan bir şey değil. Biraz dikkat ve sabırla evde de mümkün. Zor tabii, ama imkansız değil.
Bir çekirdeği suya bırakıyorsunuz. Günler geçiyor. İlk başta hiçbir şey olmuyor gibi görünüyor. Sonra bir gün kabuğu çatlıyor. İçinden küçücük bir filiz çıkıyor. İncecik, kırılacak gibi duran bir filiz. Ama yine de orada duruyor. Üstelik sanılandan çok daha güçlü bir şekilde.
İşte o an anlıyorsunuz: Bazen büyümek tam da böyle başlıyor. Küçük bir çatlakla.
Kadınların Sessiz Mücadelesi
Kadınların hikâyesi de biraz böyle değil mi?
Bugün kadınların hayatın içinde daha görünür olması, seslerinin daha fazla duyulması bir anda gerçekleşmedi. Bu noktaya gelene kadar çok uzun bir yol yüründü, çok mücadele verildi. Her kazanımın arkasında sabır, emek ve cesaret vardı.
Kadınlar yalnızca eğitim almak ya da çalışmak için mücadele etmedi.
Kadınlar en temel hak için mücadele etti: Birey olarak var olabilmek için.
Kendi hayatına dair söz söyleyebilmek için.
Kendi kararlarını verebilmek için.
Bir insan olarak, bir özne olarak toplumun içinde yer alabilmek için.
8 Mart’ın Doğası
Dünya Kadınlar Günü olarak bildiğimiz 8 Mart’ın kökeni de aslında böyle bir mücadeleye dayanır. 20. yüzyılın başında kadın işçilerin daha insanca çalışma koşulları ve eşit haklar talebiyle başlattığı hareketler zamanla büyüdü ve bu tarih, kadınların eşitlik mücadelesini simgeleyen bir gün haline geldi.
Adım Adım İlerleyiş
Her yıl 8 Mart’ta kadın cinayetleri ve şiddet olaylarının verileri paylaşılır, yaşanan acılar hatırlatılır. Bu acılar elbette unutulmamalı, ancak kadınların eğitim ve çalışma hayatında kaydettiği ilerlemeleri de görmek gerekiyor. TÜİK verilerine göre 2001 yılında kız çocuklarının okullaşma oranı ilkokul ve ortaöğretimde yaklaşık %39,2 civarındayken, 2024 ve 2025 yıllarında bu oran %99,2’ye yükseldi; yükseköğretimdeki brüt kayıt oranı ise son yıllarda %94’e ulaştı. İşgücüne katılımda da benzer bir artış söz konusu; 2002’de yaklaşık %28 olan oran, 2025 itibarıyla %36,8’e ulaştı. Elbette hepimiz bu oranların daha yüksek olmasını isteriz, ancak geldiğimiz noktada veriler gösteriyor ki tıpkı bir çekirdeğin filize dönüşmesi gibi görünmeyen emek ve sabırla atılan adımlar, zamanla somut sonuçlara dönüşüyor ve kadınların cesaretini, azmini gözler önüne seriyor.
Dayanıklılık ve Cesaret
Çünkü kadınların hikâyesi sadece zorlukların değil, aynı zamanda dayanıklılığın, cesaretin ve yeniden başlayabilme gücünün de hikâyesi.
Hayat bazen gerçekten yokuş olabiliyor, özellikle kadınlar için…
Ne zaman bir yokuşla karşılaşsam şair Birhan Keskin’in ‘’Kargo’’ şiirindeki şu mısralar aklıma gelir, derin bir nefes alırım:
“Buraya yolun yokuşunu koydum.
Bildiğim için yokuşu.
Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.”
Bu dizeler bana sadece benim değil dünyadaki çoğu kadının hayatının yokuşlarla dolu olduğunu, ancak bu yokuşlardan çıkılırsa hemen toparlanılabileceğini de anlatıyor.
Bugün ve Gelecek
Bugün geldiğimiz noktada kadınların yürüdüğü yol, geçmişte birçok yokuşlu yollarda verilen sayısız mücadelenin izlerini taşıyor. Bu yüzden 8 Mart yalnızca bir günü değil, yıllar boyunca gösterilen cesareti de hatırlatıyor.
Belki de bugün hatırlamamız gereken şey tam olarak bu: Kadınların cesareti. Çünkü sadece Milli Mücadele tarihimiz bile bize kadınlar olmadan başarının gelmeyeceğini gösteriyor. Bugün ise gelişmiş ülkelere baktığımızda ekonomiye kadınların katılımı sayesinde geliştiklerini görüyoruz. Dolayısıyla bugün sahip olduğumuz pek çok şey, yıllar boyunca korkmadan yürüyen, zaman zaman sesini yükselterek, zaman zaman ise sessizce, ama hiç vazgeçmeyen kadınların attığı adımlar sayesinde mümkün oldu. Ve bazen gerçekten de her şey, küçücük bir çekirdeğin sabırla filize dönüşmesi gibi; cesaretle atılan bir adımla başlıyor.
Sevgili Kadınlar,
Bir yandan anne, bir yandan baba olmak zorunda kalan, bir yandan çalışan, bir yandan evlat, bir yandan eş, bir yandan kardeş, bir yandan abla olan, doğuran, üreten, çoğaltan ve tüm bu sorumlulukları yılmadan yerine getiren 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun.
Özellikle okutulmayan, küçük yaşta evlendirilip anne olan hayatın getirdiklerini sessizce kabul etmek zorunda kalan, ama vazgeçmeyen, okuyup meslek sahibi olamadığı için kızlarını ne pahasına olursa olsun okutan ve meslek sahibi olmalarını sağlayan başta annem olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum…