Yönetilenler, Yönetenler

'Sevk-ü İdare' diye bir dersin ilk günü, hocamızın ilk sözü şu olmuştu; “Sevk ve İdare başkaları vasıtası ile iş görme sanatıdır”.

Çalışma ve iş hayatımın, hem kamu hem özel sektör, kırk senesi işbu sanatı icra etmekle geçti. Hocanın başkaları dediği yönetilenler ile ilgili dağarcığımda kalanları sizlerle paylaşmak istedim.

Yönetilenler ne kadar akıllı idiler bilemem ama çok akılcı oldukları şüphesiz. Akılcılığı tabii ki çalışma şartlarında kendi menfaatlerini çok iyi kollamada, yöneticisine göre değişik davranışlar da dahil olmak üzere... Hala hatırlayıp gülümsediğim bir anı geldi şu an aklıma. Kamuda bir ünite, kırk kişi çalışıyor. Şimdilerde nasıl bilmiyorum o zaman doğum yapan kadınlara altı ay süre ile mesai saatinden iki üç saat erken çıkma izni vardı. Her gün erkenden iyi akşamlar der, çıkar giderdi. Bir gün birden kafama dank etti, sordum bebek kaç yaşında, cevap iki buçuk…

Özellikle kurumlarda çalışan genç çalışanlara, en ziyade de yönetilenlere ilişkin yaşadıklarımdan damıttığım bazı hususları iletmek isterim.

Öncelikle first class (birinci sınıf) olmanın yolu ve ilk şartı bence doğru ve hızlı iletişim. Temin ettiğin ve sana gelen bilginin iletilmesi gereken kişi ve/veya kurumlara timely (zamanında)  iletilmesidir.

Her bilgiye sahip olan kimse yoktur ama o bilgiye ulaşacağın kişi ve kaynakları bilmen ve hızlıca zamanlı ulaşıp iletmen de birinci sınıf olmaya girer.

Telefon ile yaptığın görüşmeleri mutlaka anında neler konuştuğunu, hangi konularda mutabık kaldığını yazılı şekilde muhatabına iletmelisin. Yoksa söz uçar ben bunu demek istememiştim diyebilir karşı taraf...

Sene 1972 Hollanda’nın ve hatta dünyanın en büyük limanı Rotterdam kentinde bir denizcilik ve gemi acenteliği şirketinde stajdayım. İlk telefon görüşmem sonrası birim sorumlusu sordu tüm bilgileri verdin mi diye, verdim dedim. O zaman verdiğin bilgileri detaylı olarak teleks ile kendisine hemen iletiver. O yaşadığım an hiç aklımdan çıkmadı ve bana iş hayatımda çok büyük getirileri faydaları oldu.

Her türlü iletişimde özellikle yazışmalarda yaptığın teklifin geçerlilik süresini tarih gün ve saat olarak  (day and time limit) kesinlikle belirtmelisin. Yoksa geçerliliği yoktur, karşı tarafın iyi niyetini beklemenin iş hayatının profesyonelliğinde kabul edilemez.

Masanda bir ajandan var mı, yoksa temin et, ertesi sabah ofise geldiğinde ajandana bakar o gün yapılacak ne var ise okur güne başlarsın. TO DO List (yapılacaklar listesi) mutlaka olmalı. Bunu bilgisayar telefondan ziyade ajandaya yazarak, takip listendeki iş bittikçe üzerini çizerek devam etmen akılcı olabilecektir.

Fikri takip varsa ne ala, yoksa hikaye. Yani bir konu var, senin sorumluluğunda, uzun süreli, takip de olacaksın, ne oldu, oluyor, oldu mu olmadı mı?

Başta da belirttiğim gibi yönetilenler yöneticiye göre davranış biçimlerini ayarlar, yönetici değişirse hemen ilk iş araştırır neden hoşlanır, neye sinirlenir, nasıldır, nedir, ne değildir. Yönetici insancıl ve yönettikleri ile sözlü iletişimde sohbetler de ise kişinin karakterine bağlı olarak çok güzel istismar da edilebilirler. Büyük ölçekli kurumlarda profesyonellik ağır basar, ki öyle olmalı zaten, yoksa çarklar doğru dönmez.

Bir devremde, (1982-1998) on yedi sene şirket ortağı ve yöneticisi olarak aynı odayı paylaştığım ve halen kardeş gibi dostluğumuzun devam ettiği Güven Tangöze ile çok farklı yapılarımız vardı. Farklı olduğumuz için o kadar sene harika birlikteliğimiz oldu. Mesela ben pek oturduğum yerde kalamam, ya ofis de ya ofis dışında gezinmem, bir yerlere gitmem lazım. O ise rutin günde iki kez koltuğundan kalkardı tabii daha otuzlu kırklı yaşlarda idi. Görüşlerimiz de farklı idi, ama neyse ki zevklerimiz, kültür yapımız benzerdi. Çalışanlar her ikimizi de o kadar akılcı yönetirlerdi ki (!) istek, talep, zam vesaire ayrı ayrı o günkü durumumuzu da kollayarak...

Yıllar yılı duyduğum kelimelerden biri “söz, bir daha olmayacak”. Biliyordum ki yine yeniden aynısı ya da benzeri olacak. Bir yazımda belirttiğim gibi bir deniz yolu ile taşıma terimi olan  “once on demurrage always on demurrage” insanlar içinde geçerlidir. Yani bir kez yapılan ya da yapılmayan konuların sahibi karakter hiçbir zaman değişmeyecektir. İstisnaları olabilir ama ben rastlamadım, peki ne mi yaptım ya olduğu gibi kabul ettim ya da bıraktım.     

Ne kadar güvenirsem güveneyim, kendi yaptıklarımı dahi, kontrol ederdim. Yönetenlere önerim yönettiklerin yaptığı işleri bilfiil en azından bir kez yapmalı bilmeli ki bin bir dereden su getiren mazeretlere kanmaz. Mutlaka genel muhasebe ve hukuk nosyonuna sahip olunmalı. Hiç unutmam Rotterdam’daki şirkette ilk günüm, beni gezdiriyorlar, burası muhasebe departmanı, dışardan bak içeri girme dediler. Muhasebe için mutlaka oto kontrol sistemi mükemmel de olsa ara ara kontrol edilmesi elzemdir. Yetki verilen konularda da azami dikkat, hüsran yaşama...

Bazı yönetilenler kendilerine gösterilen samimiyeti, ilgiyi, yakınlığı farklı algılayarak ilişkiye laubaliliğe taşıyabilirler. İlk tecrübemi yedek subaylık günlerimde yaşadım. Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler'de bir piyade teğmen. Günlük askeri eğitim programında öğle yemekleri sonrası bir saat değişik konularda dersler verilirdi askerlere. Bir gün benim çay ocağına çaycı olarak koyduğum asker işte o bir saatlik sözlü eğitim esnasında baktım askerlere çay dağıtıyor. Olacak iş değil, ne bu iş deyince demez mi cevap olarak “Teğmenim bu kadar samimiyetimiz var bunu da size mi soracaktık yani?”. Tecrübe dediğimiz şey nedir derseniz yaşadıklarımız ve tabii ders aldıklarımızdır derim.

Tüm bunlar benim anımsadığım birkaç anı-tecrübe ve şahsi düşünce yapımdan yansımalar olup,  savunma refleksi muduna geçip devamlı mazeret ileri sürenler, her şeye cevap veren fevri asabi kişilerden ziyade her türlü bilgiye meraklı, azimli, biraz da hırslı kişiler tercihimdi.

Her şey den önce samimiyet, karşılıklı güven, insancıl vicdanlı yürek, sevgi ortamı  huzurdur, başarıya götüren yoldur.     

Konu öylesine derin ki kitaplar dolusu anlatımlar, yazılanlar bile yeterli olamaz. Benimkisi bir iki yutulası tablet sadece.

Sevgi ile samimiyetle kalın...

 

Fethi Denizmen

Ekim 2020

Heybeliada  

Yorumlar
Kalan Karakter 800
Büşra Doğan
Paylaşmış olduğunuz yazılar sayesinde farkındalığımız biraz daha artıyor her yazı, yeni bir bakış açısı.. Kelebek Etkisi...
Büşra Doğan
Paylaşmış olduğunuz yazılar sayesinde farkındalığımız biraz daha artıyor her yazı yeni bir bakış açısı...Teşekkür ederiz Fethi bey. Kelebek Etkisi...
Pınar Özdemir
İş hayatınızda yaşadığınız tecrübelerinizi kısa da olsa paylaştığınız için teşekkürler. Bende çalıştığım süre içerisinde her gün ajandamı kontrol edip yapılacaklar listesini takip ederdim bu sayede başarıyı yakaladım.
Kadir Cengiz
İhtiyaç hissettiğim bir konu ilaç gibi geldi.Her satırını her cümleyi sindirerek okudum.Bu kadar mı olur derler ya!işte o minvalde bir tevafuk oldu benim için.Yol gösteren yazınız için teşekkür ediyorum.Tecrübe paylaşımlarını her zaman önemsemişimdir.Önümüze bir fener misali ışık tutan yazılarınızın devam etmesi temennisi ile sağlıcakla kalın...
Çalmak Turgay
İstifade edenlere ne mutlu tebrikler
Pınar Ner
Her zamanki gibi geçmişten anılarınızla verilen mesajlar bir bütün oluşturmuş... not : benim de masamda ajandam mutlaka yer alır, bir de gün sonu ajandama not aldıklarımın başına numara koyarım, ertesi sabah ilk bakılacaklar önem sırasından bakılır🙃.
Behçet Tüysüzoğlu
Fethi Bizim kusak tam boyle idi, Yeni kusak bunlari nasil degerlendirir bilemem. Tek bir sey ilave etmek istiyorum, Benim is hayatimda saygi duydugum, eminim Senin de saygi duydugun bir kisinin Senin hakkinda soyledigi hala kulaklarimda, He is a good listener, boyle olmaninda cok yararini gorur demis idi Behcet
Cemal Çalımer
yeni yazını okudum yönetenler yönetilenler modern zamana taşınmış kutlarim