Gelin arabaya binmiş ya kısmet!

"...Bir yerlere ulaşmak ya da bir şeyler yapmak isteriz ancak kendimizi bir başka yerde, bir başka şey yaparken buluruz. Doktor olmak için yola çıkarız, Hastabakıcı oluruz; ya da mühendis olmayı düşlerken, futbolcu oluruz..."

Kaderimizi kendimiz ve içinde yaşadığımız toplum belirler. Genetiğimiz renksiz desensiz bir plastik hamuru gibidir. Onu bu dünyada, insan ve toplum olarak biz biçimlendirir ve biz renklendiririz. Bu yüzden yaşam defterimiz gökler ardında değil, içine doğduğumuz toplumda kendimiz ve toplum tarafından yazılır. İnsan, çevresi ve toplumuyla olan bir diyalektiğin ürünüdür. Esasen iplerimizin pek azı elimizdedir; diğerleri ise şunun bunun elinde... Bir yerlere ulaşmak ya da bir şeyler yapmak isteriz ancak kendimizi bir başka yerde, bir başka şey yaparken buluruz. Doktor olmak için yola çıkarız, Hastabakıcı oluruz; ya da mühendis olmayı düşlerken, futbolcu oluruz. Bu yüzden yaşamı istediğimiz doğrultuda değil, iplerimizin bileşke kuvvetleri doğrultusunda yaşarız. Genelde işi kolaydan alır, tevekkül gösterir, yükü de kader kısmet deyip soyut kavramlara yükleriz. Sonrasında yaşamı ‘keşke’lerle sarmaş-dolaş olarak yaşarız. Ayrıca yaşam bilinmezlerle doludur; ne zaman, nerede ve neyle karşılaşacağımızı pek bilemeyiz ama her şeyin bir ‘illeti’ vardır. Son ana kadar her şey değişkendir; her an her saat her şey olabilir. Buna kader-kısmet, şans ya da şanssızlık deriz. Esasen Kaderimiz, kısmetimiz, şansımız ve ‘keşke’lerimiz ne varsa hepsi dünya menşelidir. Burada var olur, burada yaşar, burada haşroluruz. Bu kısa girişten sonra, şimdi hikâyemize geçebiliriz.

Holifira *, henüz on sekizinde bile değildir. Çok güzel bir Rum kızıdır ve aristokrat bir aileye mensuptur. Yar-hisar Tekfurunun biricik kızı olan Holifira, Bilecik Tekfurunun oğlu ile az zaman önce nişanlanmış ve aileler düğün hazırlıklarına başlamışlardır. Yapılacak olan düğün gençleri karı-koca ilan edecek, evliliklerini çevreye ve insanlara duyuracaktır. Bu evlilik aristokratik bir evlilik olup kısmen de siyasi sosludur. Davetliler arasında günün önemli simaları, devlet adamları, asiller ve çevre illerin bütün Tekfurları da bulunmaktadır.

1298 yılında Osman Bey Söğüt’te Osmanlı devletinin temellerini atmakta çevre illeri birer ikişer istila etmektedir.  Bu yüzden Bizanslı Tekfurlar Osman Bey’i bedenlerine saplanmış bir hançer gibi görmektedirler. Bu düğün vesilesiyle Tekfurlar, fırsat bu fırsattır diyerek, Osman Bey’i ortadan kaldırmak için anlaşırlar.  İçlerinde en güçlüsü olan Bilecik Valisi, planı uygulamak için bu düğünü seçer, Osman’ı düğüne davet eder ve kendisini getirmek üzere komutan Mihal Köse’yi yollar. Mihal Köse, Osman’ın dostudur; onun düğüne gitmeye istekli olduğunu görür. Ancak bu kadar yiğit bir insanın böyle bir komploya kurban gitmesine gönlü razı olmaz ve bildiği her şeyi Osman’a anlatır.

Osman, düğünden bir gün önce birkaç yüz askerine düğün yerinin yakınlarında saklanmalarını emreder. Tepeden tırnağa silahlı ve kadın kılığında kırk kadar genç akşama doğru Yarhisar kalesine doğru yürürler. Görevleri gece komşu evleri ateşe vermektir.  Osman’ın kendisi de az sayıda adamıyla Çakırpınar’a şehrin varoşlarında düğün için hazırlanan yere gelir.  Saptanan saatte kadın kılığındaki kırk kadar genç, garnizonu bulunmayan, şehri ateşe verirler. Osman yanan evleri görür görmez pusuda bekleyen askerlere işaret verir, bunlar da şaraptan sarhoş olan davetlilerin üstüne saldırırlar. Kadın erkek farkı gözetmeksizin hepsi kılıçtan geçirilir. Sadece Mihal ve birkaç kişi esirgenir. Böylece Bilecik’e hâkim olunur. (1299) Zaman kaybetmeden hemen o sabah Yarhisar kalesine de saldırılır ve Tekfur’un güzel kızı Holifira gelinliği içinde onu düğüne götürmeye hazırlanan komutanla birlikte esir alınır. Bizanslı güzel genç kızın dünyası yıkılmıştır; sevgilisi katledilmiş, kendisi esir alınmıştır. 

Osman, sonradan onu oğlu Orhan’a alır. Bu evlilikten Süleyman ve Murat dünyaya gelir. Yarhisar Tekfuru'nun kızı Holifira, Osmanlı Devleti'nin ikinci hükümdarı Orhan Gazi'nin eşi ve I. Murad'ın annesidir. Osmanlıda yabancı eşlerden ilki, aynı zamanda ilk yabancı kökenli sultandır. Rum asıllıdır asıl adı Holifira’dır.  Nilüfer, bu ismin Türkçe karşılığıdır.

Tarihçi Necdet Sakaoğlu'nun aktardığına göre Nilüfer Hatun, cariye durumundaki ilk padişah hanımıdır. 1360 yılında ölen Gazi Süleyman Paşa ile ondan on yaş daha küçük olan üçüncü Osmanlı padişahı I. Murad'ın annesidir. Faslı gezgin İbn Battuta, İznik'te bizzat kendisi ile görüştüğünü, Nilüfer Hatun'un huzuruna kabul edildiğinde onu Beylûn Hatun Olarak seyahatnamesine kaydettiğini anlatır. Orhan Gazi'nin Baş hâtunudur. Nilüfer, "lotus" adındaki kutsal çiçek anlamına gelir. Onun bu ismi, İznik'teki imaretinin kitabesinde yazılıdır.

İbn Battuta'nın naklettiğine göre, Orhan Gazi ile birlikte Hristiyanlarca kutsal kabul edilen İznik'te ikamet etmekteydi. İznik'e giden gezgin İbn Battuta, onun şehir ahalisine hükümranlık eden erdemli, iyi yürekli bir kadın olduğunu söyler. Orhan Gazi seferde iken şehrin yönetimini Beylûn Hatun üstlenmiştir.

Nilüfer Hatun İznik ve Bursa’da, mescitler, imaretler, medreseler yaptırır. Bursa kalesinde bir cami, kendi adını taşıyan Nilüfer çayı üzerine bir köprü yaptırmıştır. Adı yüzyıllar sonra bugün dahi Bursa'nın mutena bir ilçesi ile her an anılır. Kabri Bursa'daki Orhan Gazi Türbesi'ndedir.

Aralık 2023, İçmeler-Marmaris

Holifira *, Nilüfer Hatun’un doğum adı Holifira (Holophira) / Olivera (1283 - 1388 Bursa), Yarhisar Tekfuru'nun kızıdır,

Kaynak:

Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Şiar Yalçın, Noktakitap, 2006

Wiki-pedi

Etiketler Cemal Çalımer
Yorumlar
Kalan Karakter 800