Kaçırılan ve yağmalanan sanat eserleri

Sanat eserleri kazının yapıldığı ülkelere ait müzelerde yer alması gerekir, doğru olan bu elbette. Bu yazımda kaçırılan, iade edilen ve edilmeyen birkaç eserin hikayesini kısaca anlatmaya çalışacağım...

Kaçırılan ve yağmalanan sanat eserleri (Looted Art)

Arkeolojik kazılardan gün yüzüne çıkarılan sanat eserleri kazının yapıldığı ülkelere ait müzelerde yer alması gerekir değil mi. Güzel olan doğru olan bu elbette.

Ancak talep varsa arz da vardır şaşmaz kuralı burada da işlevini yerine getirir ve çeşitli yollarla sanat eserleri kaçırılarak yurt dışında satılarak bir şekilde ülke dışındaki müzelerde sergilendiği gibi koleksiyonerler elinde de kendi piyasasının oluşmasını bekleyebilmektedir.

Arkeolojik sanat eserlerinin en çok kaçırıldığı topraklar onlarca medeniyetlerin yaşamış olduğu Mezopotamya, bugünün Ortadoğu ülkeleri, özelliklede ülkemiz, yıllardır kaçırılan eserleri geri alma mücadelesi vermektedir.

Kaçırılan ya da yağmalanmış sanat (Looted Art) sadece arkeolojik kazılar sonunda vuku bulmuyor, savaşlar sonrasında resim heykel gibi, içlerinde multi milyon dolar değerindeki güzel sanat eserleri de bugün hala ait olmadığı başka müzelerde sergilenmekte ya da koleksiyon sahiplerinin elinde bulunmaktadır. Zaman zaman müzayedelerde satışa da sunulmaktadır.

Nazi döneminde Avrupa’dan kaçırılan sanat eserlerinin, resim ve heykellerin toplamının yaklaşık 20 milyar dolar değerinde olduğu tahmin edilmektedir.

Sanatın ülkesine geri gönderilmesi, sanat eserlerinin orijin ülkelere iade edilmesi konusu yıllardır gündemde ve daha yıllarca devam edecek bir konu.  Naziler tarafından yağmalanan bir sanat eserinin hikayesini anlatan 'Woman in Gold' adlı bir film var, İkinci Dünya savaşı ve bir ülkenin onu gerçek sahiplerine iade etme sorumluluğu. Yağmalanan sanatın çoğu yasadışı tüccarlardan, arkeolojik alanları yağmalayan hırsızlardan ve tabii ki sanat dünyasıyla bağlantıları olan meşru koleksiyonerlerden geliyor.


Woman in Gold (Altın kadın)

Ülkelerin arkeolojik ve güzel sanat eserlerinin güvenliğini sağlama ve yağmacılardan koruma sorumluluğu vardır. Bu tür bir yağma, geçmişin araştırılmasına, tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine ve ülkelerin kendi mirasıyla ilgili ulusal gurur sevincini yaşamalarına engel olur.

Bu yazımda kaçırılan, iade edilen ve edilmeyen birkaç eserin hikayesini kısaca anlatmaya çalışacağım;

Yorgun Herkül Heykeli (Weary Herakles)  

(Roma mit Herkül - Yunan mit Herakles)

Mitolojideki tanrıların tanrısı Zeus’un Güç Tanrısı oğlu Herkül bu heykelinde Nemea  aslanını öldürdükten sonra dinlerinken görülüyor. Eser adını da buradan almakta.

(Nemea aslanı; Yunanistan Argolis Bölgesinde Nema adındaki vadide yaşayan ve etrafa dehşet saçan bir aslanın adıdır.) 

 
Yorgun Herkül Heykel üst yarısı
(Weary Herakles bust to be returned by US to Turkey - BBC News)

Ülkemizin yetiştirdiği en büyük arkeologlardan Prof. Jale İnan Antalya Perge antik kentinde 1980 yılında yaptığı kazıda ikinci yüzyıldan kalma bir Roma heykelinin alt kısmını bulur. Bulduğu bu yarı heykel aslında Yorgun Herkül heykelinin tamamlayıcısıdır.

İşte bu dünyaca ünlü Yorgun Herkül heykelin üst yarısı 1981 yılında Antalya’nın Perge bölgesinden arkeolojik kazılar yapılırken bir şekilde çalışanlardan biri tarafından bulunur, gizlenir ve satılma sonunda ülke dışına kaçırılır. Heykel üst kısmı New York sanat koleksiyoneri Leon Levy tarafından bir Alman satıcısından 1,5 milyon dolar karşılığında satın alınır. Paranın yarısını Boston Sanat Müzesi öder er ya da geç Boston’da sergilenmesi koşuluyla. Heykel 1982-2007 arasında Leon Levy- Shelby White çiftine ait koleksiyon içinde NewYork Metropolitan Müzesinde sergilenir.

Yorgun Herkül heykeli üst yarısı , kaçırılışından tam otuz sene sonra uzun yıllar süren çalışmalar sonucunda ait olduğu yere iade edilir.

Hikayenin detaylı anlatımını bu eserin ülkemize getirişinin tanığı olan Özgen Acar’dan okuyabilirsiniz; (Cumhuriyet Gazetesi 17.11.2022)

Özgen Acar 1990 Eylül’ünde Metropoliten Sanat Müzesinde gezerken burada sergilenen yarım bir heykelin Antalya Müzesi’ndeki heykelin kayıp parçası olduğunu fark edişi ve bunu ilgililere bildirmesiyle başlayan iade serüveni Eylül 2011 de sonuçlanır.  

Guennol Stargazer İdol     

(Guennol Yıldız Gözlemcisi İdol)

23 cm yüksekliğindeki “Guennol Stargazer”, Kiliya tipindeki en iyi korunmuş Anadolu mermeri kadın idollerinden biridir. 28 Nisan 2017 tarihinde New York’da Christie’s’ de olağanüstü satışta satışa sunulmuştur.

Bu idol M.Ö. 3000 ile 2200 yılları arasındaki Kalkolitik döneme aittir ve türünün var olduğu bilinen en etkileyici örneklerinden biri olarak kabul edilir. 1966’dan 2007’ye kadar çeşitli dönemlerde 'The Metropolitan Museum of Art'ta sergilenmiştir.   

 Bu olayda Türkiye Guennol Stargazer  adlı mermer idol’ün iadesi için New York’ta eseri satışa sunan Hedge Fon milyarderi  Michael Steinhardt ve Christie’s Müzayede Evi’ne açtığı dava her türlü kanıta rağmen New York Federal Mahkeme yargıcı  yeterli delil bulunmadığı ve müracaatta çok geç kalındığı varsayımı ile 1906 yılında Manisa’dan kaçırıldığı iddia edilen 6.000 yıllık “idol’ün Türkiye’ye iade talebini kabul etmemiştir.

2017’de  NY Christie’s’de müzayedeye çıkan bu idolü isimsiz bir alıcı 14,4 milyon dolara satın aldı, ancak Türkiye dava açtıktan sonra anlaşmadan çekildi.

Stargazer idol will not be returned to Turkey, New York federal judge rules (theartnewspaper.com)


Guennol Stargazer İdol -Kiliya tipindeki  en iyi ve en büyük korunmuş Anadolu mermeri kadın idollerinden biridir.  

(The Guennol Stargazer-an iconic work of art from the 3rd millennium BC)-The Guennol Stargazer|Christie's (christies.com)

Asırlarca Anadolu topraklarında yerleşmiş medeniyetlerin bıraktığı toprak altındaki paha biçilmez eserleri içinde arkeolojik kazılar esnasında yurt dışına kaçırılmış olan yüzlerce sanat eserinden sadece bir küçük örneği bu idol.. Ülkemize geri getirme, yaratıldığı topraklarda sergilenmesi için ne kadar haklı olursanız olun illa ki deliller ibraz etmeniz, yıllar yılı uğraşı emek vermeniz gerekmektedir. Bazen mutlu son, bazen de bu olay da olduğu gibi bir yabancı yargıcın verdiği kararla hüsran, boşa giden emekler.

Eski eser kaçakçılığı her devirde, her toprakta olmaktadır, bunun da başlıca nedeni kaçak olduğunu bile bile koleksiyonerlerin rahatlıkla çok yüksek fiyatlar ödeyerek kaçakçılardan satın alması.

***

VE ÇALINTI SANAT ESERİ KOLEKSİYONERİ BİR DOLAR MİLYARDERİ

Koleksiyoner Hedge Fon dolar milyarderi, arkeolojik ne kadar çalıntı eser varsa topluyor, zaten böyle koleksiyon meraklısı dolar milyarderleri olmasa kazılardan niye eski eserler çalınsın ki, arz talep meselesi, talep varsa arz da vardır.

Bir gün geliyor, sene 2017, Manhattan Bölge Savcılığının radarına takılıyor. Yaklaşık dört yıl süren araştırmalar, orijin ülke yetkilileri ile işbirliği sonucu 2021 yılında, 81 yaşına basmış olan hayırsever (!) Michael Steinhardt, değeri 70 milyon dolar civarında olan 180 adet çalıntı antika eserini teslim etmek zorunda kalıyor. Ve ömür boyu bir daha eski eser elde etmesi yasaklanıyor.

The Art Newspaper’da yayınlanan bir makalede aynen şu ifadelere rastlıyoruz; “Michael Steinhardt onlarca yıldır, eylemlerinin yasallığı, alıp sattığı parçaların meşruiyeti ve dünya genelinde yarattığı ağır kültürel zararla ilgilenmeden, yağmalanan eserler (looted art) için açgözlü bir iştah sergilemiştir.”

Billionaire collector Michael Steinhardt surrenders 180 stolen artefacts worth $70m (theartnewspaper.com)

BİTMEYEN VE BİTMEYECEK BİR SENFONİ SANKİ:

1797 Viyana doğumlu büyük besteci Franz Schubert 31yıllık ömrünün son demlerinde, kendisini bir bakıma meşhur eden, 8. Senfonisini bir türlü bitiremez. Nereden mi çağrışım yaptı bu denilebilir, işte bu bitmeyen senfoni gibi, talep devam ettikçe ve parasal anlamda yüksek değerini korumayı sürdürdükçe arkeolojik sanat eserlerinin çalınması, kaçırılması, birkaç el değiştirerek koleksiyonerlerin elinde kalması, orijin topraklar dışındaki müzelerde sergilenmesi devam edecektir.

Bu satırları kaleme alırken bir tesadüf Oksijen Gazetesi 18-24 Kasım nüshasında Pınar Çelikel’in Amerika Manhattan Bölge savcı yardımcısı Matthew Bogdanos ile röportajına rastladım. Kültür Vakıflarının korunması biriminde uzun yıllardır Savcının söyledikleri çok çarpıcı; “Üç tür ülke olduğunu fark ettim, Kaynak Ülkeler, eserleri taşıyan Transit Ülkeler ve satın alan toplayıcı Ülkeler.  Uzun süreli çalışmalar sonunda anladık ki Türkiye’den bir eser asla direkt olarak Amerika’ya gelmez. Mutlaka bir ara durak var ve esere orada sahte dokümanlardan bir geçmiş kurgulanmaktadır. Kaçak eser koleksiyonerlerin 20 kişi olduğunu biliyor ve onları sürekli izliyoruz. Kimse gelip eserinizi çalmıyor, içinizden biri dışarı satıyor.” 

Savcının en son dediği tam da çıplak bir gerçek, evet tespiti doğru, kazılar esnasında çalınmakta eserler, peki niye, cevabı çok basit, talebi yani alıcısı var ve iyi para getiriyor.

Her şeye rağmen kazılar devam etmelidir diyerek noktayı koyalım.

  

21 Kasım 2022

Suadiye

Yorumlar
Kalan Karakter 800
Ersin Yildirim
Ülkelerin ve vatandaşların,ülkelerindeki tarihi eserleri korumaları ve sahip çıkmaları,yetkililerin calinan tarihi eserlerin yurt dışına çıkmalarına karşı ciddiyetle tedbir almaları lazımdır. ..Ama maalesef işin ucunda para olunca,her türlü kaçakçılığı yapan kişilerde vardır, buna göz yumanlarda vardır. Ülkeler topraklarındaki tarihi eserlerle daha zengindir. Her birinde emek ve ders alınacak, kıymetler vardır.
F. Şima Filizer
“Looted art” çok özel ve harika bütünsellikle sunulmuş bir yazı olmuş Fethi bey; emeğinize sağlık. Kadim coğrafyamızın kim bilir kaç eseri şimdi nerede? Önümüzdeki süreçte giderek artacak ekonomik dengesizlikler neler getirecek sorusuna bir cevap daha; bu yazınızın içindeki detaylarda saklı…
Cemal Çalımer
Çok güzel bir yazı sorunu çok iyi ortaya koymuş Ancak bile bile lades spekülatif serseri paralar piyasa yaratıyor ve vurgun sürüyor kapitalist ahlak bu

Moneye 7/24 Her An Seninle!

Yaptığın harcama istek miydi yoksa ihtiyaç mıydı? Peki kendine koyduğun “ev” ya da “araba” hedefinde yolun neresindesin? Bu ay ne kadar para harcadın? Sor, Moneye sana söylesin.

Google Play App Store