25 Senedeki Değişim

Senede bir kere grip olurum. :) Virüs aldığımı sanıyorum. Ateşim yüksek, klavyede ellerim ter içinde yazıyorum.

Kar yağdı, hava soğudu. Dağların başını kar tuttu, filan... Bir rahatladık, ama iklim krizi ya da iklim değişimi belki, tüm şiddetiyle yaşanıyor. Türkiye'nin artık büyük ölçüde tropikal iklim kuşağına dahil olduğu kabul ediliyor. En iyi bildiğimiz yerlerde iklimin tamamen değiştiğini ben söyleyebilirim. Karların altı ay yerden kalkmadığı memleketimde, yani Kars'ta, kar artık maksimum 2 - 3 ay tutuyor. İçine düşsek dibini göremeyiz dediğimiz barajların suyu, bırakın yaz aylarını, şu kış günlerinde bile dip seviyelerde. Göller çorak, çamurdan, balçıktan ibaret... Ezkaza akan temiz bir su, güzel bir su birikintisi kaldıysa orayı doldurup kurutmak ise zaten milli sporumuz. Yolun sonu iyi gözükmüyor.

2000 senesine doğru geldiğim, toplamda 26 senemi geçirdiğim Nazilli artık senenin altı ayı alev topu gibi, resmen yanıyor. Diğer altı ayda ise bildiğiniz sıcak var, toprak sıcak, hiç soğumuyor. Soğuk dediğimiz günler 8-10 derece, o da şöyle bir vurup geçiyor. Sabah soğuk, öğlen tişört...

Benim buraya geldiğim sene, yani işte 2000'de, şimdi eteklerinde yaşadığımız dağın 500 metresinden sonra belimize kadar kar içinde gezerdik. 2026'da köylü kar görmeye 1000 rakıma çıkıyor. Kar dediğim de zeminde 1-2 santimetre. Herkes Adana'ya kar yağmış gibi selfieler çekiyor. Gençler minyatür, parmak boyunda küçücük kardan adamlar yapmışlar. Hepsi birbirine bunların fotoğraflarını gönderip kıkır kıkır gülüyor.

Beş gün sürmeyecek, o kar da eriyecek. Bulut yok, tepemiz güneş. Bu mevsimsiz sıcak meyveyi dalında yakıyor. Yeşiller bostanda kavruluyor. Dikimlerimizi son sürat ovadan yaylaya taşır olduk. Rakımı yükseltiyor, tohumu değiştiriyoruz. Ovaya artık fazlaca su istemeyen ve aramayan, neredeyse çöl toprağında yetişebilecek cinsler dikiyoruz. Ağaçlarımızı kabul edilmiş bu susuzluğa göre buduyoruz.

Salatalık, barbunya, fasulye vb. ürünleri sıcaktan yanmamaları için 800 rakım altına dikmeyi bıraktık. Geçen sene yediğiniz istisnasız her ürün yayla ürünüydü. Ova düzeyinde domates ve biber harici bütün sebzeler yanıyor. Büyüteçle güneşi sebzeye çevirip gücünü yükseltmişsiniz gibi bir durum var adeta. Yapraklarda delikler açılıyor. Bu çok başka bir şey. Sıcaklığın yükselmesi değil sadece. Güneş yeryüzünü yakıyor.

Antakya'daki dikimlerimizin çapı nispeten ufak. Orada hava sıcak değil, çok sıcak. Şubatın sonu, martın ilk haftası dökmesi gereken bezelye patır patır döküyor. Salatalık solmuyor, kurumuyor, don görmüyor. Havadan seralarımız oldu, bütün bir dünya sera oldu. Bu durum çok korkutucu. 2026'yı hadi sürdürürüz. 2027, 2028, 2029 da öyle belki. Fakat "2030'da Nazilli'de dikim yapılabilir mi?" sorusunun yanıtı muallak... İklim değişikliği üzerine her hafta yeni bir yayın çıkıyor, elden geldiğince takip ediyoruz. Parametreler maalesef can sıkıcı gözüküyor.

Türkiye birkaç iklim kuşağına sahip bir ülke: Akdeniz Ege sıcaktan yanarken Balıkesir, Bursa, Yalova, bütün bir Marmara ve Trakya nefes aldırmalıydı, alternatif olmalıydı, olabilirdi, olmalıydı. Ne yazık ki bu bölgelerdeki yüksek sanayileşme ve dip sularının ağır metale gark oluşu hepsini denklemden çıkarıyor. Balıkesir'in köyleri, yüksek rakımlı bölgeleri istisnadır. Eldeki alternatif bu kadardır.

Akıl kullanılıp ta en başında tarım bölgeleri, balıkçılık bölgeleri, maden bölgeleri, sanayi bölgeleri, hayvancılık bölgeleri net çizgilerle birbirinden ayrı tutulabilirdi belki. Temizce. Öyle olmadı. Geriye de saramıyoruz zamanı, ama hiç değilse tesislerin, orta ölçekli kurumların ve hatta evlerin atıkları katbekat dikkatli takip edilebilir. Edilmeli. Estetik açıdan, karbon salımı açısından, yeraltı suları açısından bu kontroller gerçekten önemli. Hepsinden öte doğaya ve dünyaya onarılması güç zararlar veren tüketim çağrıları. O çağrılarla soluk alıp veren vahşi kapitalizm kontrol edilmeli. Etmek zorunda büyükler.

Çok fazla atıl toprak var. Toprak canlı hale getirilmeli. Kimse tartışmak istemiyor. Hoşa giden sloganlar karşılıklı atılıyor, bitiyor. Olur kısmı vardır, olmaz kısmı vardır, ama konuşulmuyor. Konuşsak keşke.

Sevgiler

Pınar

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter 800