The Economist Analizi: Küresel Çatışmalarda Türkiye Yeni Arabulucular Arasında

İngiliz yayın organı The Economist, küresel krizlerde Birleşmiş Milletler gibi geleneksel mekanizmaların rolünün azaldığını, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu yeni aktörlerin istikrar odaklı diplomasiyle öne çıktığını yazdı.

Güncelleme:

İngiliz yayın organı The Economist tarafından yayımlanan güncel bir analizde, uluslararası çatışmaların arttığı ancak Birleşmiş Milletler (BM) gibi geleneksel arabulucuların etkisini kaybettiği yeni bir diplomatik döneme girildiğine dikkat çekildi. Rapora göre küresel krizlerde Norveç, İsveç ve İsviçre gibi yapıların rolü azalırken; Türkiye, Katar, Çin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) barış diplomasisinin yeni etkili aktörleri olarak ön plana çıkıyor.

Birleşmiş Milletler'in Rolü ve Kalıcı Anlaşmalar Azalıyor

Analizde paylaşılan verilere göre, uluslararası krizleri çözmekle görevli küresel mekanizmaların kurumsal gücü son yıllarda zayıflama eğilimi gösteriyor. BM barış gücü personeli sayısı 2016 yılında 107 bin seviyesindeyken, günümüzde yaklaşık 47 bine kadar gerilemiş durumda. Ayrıca BM'nin kurduğu son yeni barış gücü misyonunun 2014 yılında Orta Central Afrika Cumhuriyeti için oluşturulduğu hatırlatılıyor.

Bu zayıflama, krizlerin çözüm biçimine de yansıyor. Rapora göre, dünyada uzun vadeli ve kapsamlı barış anlaşmalarının sayısı giderek azalıyor. 1989-2013 döneminde yürütülen müzakerelerin yüzde 3,9'u kapsamlı barış anlaşmalarıyla sonuçlanırken, 2014-2023 döneminde bu oran yüzde 2,1 seviyesine indi. Günümüz çatışmalarında kalıcı çözümler yerine daha çok geçici uzlaşılar ve ateşkes modelleri tercih ediliyor.

Barış Süreçlerinde Yeni Aktörlerin Güvenlik ve Ticaret Odaklı Yaklaşımı

Geleneksel arabulucuların bıraktığı boşluk, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu yeni diplomatik güçler tarafından dolduruluyor. Paylaşılan istatistiklere göre, sadece 2025 yılında dünya genelinde yürütülen 53 barış sürecinin en az 20'sinde bu yeni aktörler arabulucu olarak görev aldı. Yeni diplomatik aktörlerin krizlere yaklaşım modeli ise Batılı muhataplarından farklılık gösteriyor. Yeni arabulucuların desteklediği anlaşmalar insan hakları, demokratik reformlar veya güç paylaşımı yerine; bölgesel istikrar, ticaret, güvenlik ve ekonomik iş birliği ekseninde şekilleniyor.

Ankara'nın Bölgesel Krizlerdeki Diplomatik Girişimleri

The Economist, Türkiye'nin son beş yıllık dönemde Rusya-Ukrayna savaşı, Etiyopya-Somali gerilimi ve Pakistan-Afganistan arasındaki anlaşmazlıklarda üstlendiği arabuluculuk girişimleriyle dikkat çektiğini belirtti. Suriye iç savaşı sürecinde भी Türkiye, İran ve Rusya'nın, BM'nin doğrudan katılımı olmadan birçok ateşkesi müzakere ettiği ifade edildi.

Ankara'nın özellikle sınır bölgelerinde yaşanan çatışmaların yol açtığı göç hareketleri, terör tehdidi, enerji arz güvenliği sorunları ve ekonomik riskleri en aza indirmek amacıyla bölgesel krizlerde daha proaktif bir dış politika izlediği vurgulanıyor. Benzer şekilde Çin'in Afganistan-Pakistan ilişkilerinde, Katar'ın ise Hamas-İsrail, ABD-Taliban ve ABD-İran arasındaki hassas temaslarda aracı rol oynamayı sürdürdüğü belirtiliyor.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter 800