Köpek Eğitmeni

Güneş görünmese de yine de kendimi attım ormana. Oradaki nefes alış, ahenk, kokular hep iyi geliyor bana. Bugün de çok iyi geldi. Kafamdaki pek çok soruya, düşünceye nice farkındalıklar, cevaplar buluyorum her yürüyüşümde.

Ormanın derinliklerinde yürürken karşıma çıkan banka oturup tam sessizliği dinlemeye, doğayı duymaya, meditasyonuma başlamışken arkamdan köpek havlama sesleri eksik olmadı. Hele bir tanesi ineklerin boynuna takılan çıngırağıyla yanıma kadar geldi. Onun gidişinden sonra uzun bir süre bir sessizlik oldu. Ben de bundan istifade kaldığım yerden meditasyonuma devam ettim. Çok geçmemişken yine arkamdan gelen bir erkek sesinin “assis” (asi-otur) diye seslendiğini duydum. Ses gittikçe yükseliyor, tekrar sayısı artıyordu. Sesin geldiği yer aynı uzaklıkta kalsa bile sesin tonu değişiyordu. Belli ki birisine, bir şeye komut vermeye çalışıyordu!
Ben bankın üzerinde otururken, koşa koşa turuncu tasmasıyla ve daha bebek tüyleriyle Border Collie cinsli siyah beyaz bir köpek yanıma geldi. O masum bakışlarıyla “beni bunların elinden kurtar” der gibi bana baktı. Sonrasında eğitmeninin ve sahibinin onu çağırmasıyla yanımdan ayrıldı. Sahibi, benden özür dilerken küçük masum kafasını döndürüp bir kez daha bana baktı o iç burkan bakışıyla.
Biraz ilerledikten sonra eğitmeni yine “assis” diye seslendi ona, ama onun pek bir şey anladığı yoktu. Pek de umurunda değildi zaten. O tasmasıyla oynamayı, onun peşinden dört dönmeyi tercih ediyordu. Eğitmeni ise “assis” diye emir vermekte kararlıydı. Oynamaması için tasmasını tutuyor, işaret parmağını göstererek “kontrol bende, emir veren benim, sen uymak zorunda olansın” der gibi oturmasını söylüyordu. Uzun tekrarlardan sonra köpek oturdu. Ve büyük ödülünü aldı: Başı sevildi, okşandı. Sevgi koşula, 'eğer dediklerimi yaparsan seni severim’e bağlandı.
“Oturdum, peki şimdi ne yapacağım?” der gibi bakarken, bu sefer de tekrar yürü komutu verildi. “Eee niye oturdum niye kalkıyorum?” Ne olduğunu anlamaz bir halde önündeki diğer köpeğin, eğitmenin köpeğini izleyerek onunla oynamaya çalıştı, ama bu köpek eğitimliydi, ona pabuç bırakacak bir hali yoktu. İki-üç adımın ardından yine o ses yankılandı ormanda, “Assis”!
“Eee! Kardeşim, buna da can derler. Bir otur bir kalk. Ne yapıyoruz, anlamıyorum ki. Bırak da oynayayım şurada iki lokma” der gibi tasmasının etrafında dönmeye başladı. Ve bu oldukça uzun bir süre sürdü. Bu sefer oturmaya asla niyeti yoktu. En az on defa tekrarladı belki eğitmen, ama köpek bana mısın demiyordu. Anne sahip elleri arkasında bağlı eğitimin tamamlanmasını bekliyor, eğitmenden bir şeyler öğrenmeye çalışıyordu. Bir de yanında yedi-sekiz yaşlarındaki çocuk sahip vardı. O da bir köpeğe bakıyor, bir eğitmene bakıyor, duruma anlam vermeye çalışıyordu. O sırada bütün bunları izleyen ben kendimi tutamayarak kahkahayı patlattım! Allahtan sadece çocuk sahip duydu beni. Eğitmenle anne sahip tamamen köpeğin eğitimine endekslilerdi.

Gülüyoruz ağlanacak halimize... Hepimiz birer köpek değil miyiz bu toplumun içinde! Af buyrun lütfen! Ne kadar kurallara uyarsan, o kadar sevilirsin; ne kadar benim dediğimi yaparsan o kadar hayatın kolaylaşır, ne kadar kendini unutur “Ben” olursan o kadar mutlu olursun.

Hepimiz birer Robot-Ben’ler şeklinde yaşamıyor muyuz bu dünyada? Toplum ne derse o, nasıl isterse öyle. Onun çıkarı ne yöndeyse orada. Kurallar olmazsa kaos olur diyeceksiniz. Doğru, ama o kuralları koyan kim? Yine diğer Robot Ben’ler. Kime göre, neye göre...
Peki biz de zamanla robot-ben’leşmiyor muyuz?
Hiç doğayı yakından izlediniz mi? Orada inanılmaz bir düzen var: Hangi ağaç nerede yaşayacak, hangi çiçek ne zaman açacak, hangi mantar nerede yetişecek hepsi kitapta yazılı gibi, tıkır tıkır işler. Hepsi bu dünyaya neden geldiğini, hayat amaçlarını en derinlerde bilir ve o ahenkle yaşamlarını sürdürür! Hiçbirinin hiçbirine bir kural, kaide koyma lüksü yoktur; kimsenin kimsenin üstünde otoritesi de yoktur. Sevgileri de koşula bağlı değildir, çünkü onların sevgiyi de iç ahengi de aldıkları TEK bir yer vardır! Onun farkındalardır; onu bilerek, onu hissederek yaşarlar. Aslında biz de bunu bilerek geliyoruz bu dünyaya; en derinlerden duyarak, ama gelin görün ki o robot benler o kadar güçlü ki, “ben ne dersem o olur”dan başka bir şey demiyor! Ve seni ona göre biçimlendiriyor, sınıflandırıyor ya da elimine ediyor...
Keşke biz de o eğitmeye çalıştığımız canlar gibi farkına varabilsek; gerçekten ne istediğimizi, kim olduğumuzu, bu dünyaya neden geldiğimizi idrak edebilsek. Nereden geldiğimizi, ne sakladığımızı. Keşke onlar gibi, “ben oynamak istiyorum sadece” diyebilsek. 
İçimizden geldiği gibi, “ol”duğumuz halde, kendimiz olarak...

Gerçek Kendim’den Gerçek Kendin’e Sevgilerle

Ayça 💛

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter 800