Fethi Denizmen

fethidenizmen@gmail.com
TÜM YAZILARI
Mutluluğa Giden İlk Adım: Gerçek Duygularla Barışmak Günümüz dünyasında mutlu olmak neredeyse bir zorunluluk gibi sunuluyor. Sosyal medyada paylaşılan gülümsemeler, pozitif düşünmenin yüceltilmesi ve sürekli “iyi hissetmelisin” baskısı bireyleri gerçek duygularını bastırmaya itebiliyor. Bagetiyle Sihirler Yaratan Orkestra Şefi Sahne arkasında fısıltılar dolaşır; yaylara reçineler sürülür; nefesler ölçülür; siyah ayakkabılar zemine son kez hafifçe sürtünür. Salonun uğultusu perde aralığından içeri sızarken bir an gelir ışık sabitlenir ve zaman incelir. Yükselen Çalışma Modeli Freelancing ve Ekonomisi Geleneksel meslek anlayışı uzun yıllar boyunca sabit bir ofis, belirli çalışma saatleri ve tek bir işverene bağlılık üzerine kuruluydu. Ancak dijital çağ bu alışılmış düzeni sessizce dönüştürüyor. Yağmurda Dans Etmeyi Öğrenmek Hayat her zaman pürüzsüz ve sakin ilerlemez; bazen fırtınalar çıkar, yollar çamur olur ve rüzgar en beklemediğimiz anda yön değiştirir. Bu anlarda durup sadece fırtınanın geçmesini beklemek kolay görünse de gerçek yaşam becerisi yağmurda nasıl dans edileceğini öğrenmekten geçer. Olumlu Düşüncenin Sınırları ve Gerçeklikle Dengesi Tatlı bir Polyannacı mısın? Zihninde gerçeklik mi, hayal mi ağır basmakta? Güneşe bakanlardan, yani karanlığa değil de aydınlığa yönelenlerden misin? Peki, ya güneş gözlüklerin ne renk? Olaylara nasıl bakıyorsun? Bakış açın ne kadar renkli, ne kadar karamsar? Beş Asırlık Deliler Gemisi Hala Yol Alıyor, Biz Mışkin'e Gülmeye Devam... Orta Çağ’ın son demleri olan 1494’te Alman hümanist ve hicivci Sebastian Brant (1457-1521), “Deliler Gemisi’ni – Das Narrenschiff” yazarken insanlığı bir gemiye doldurur ve her birini kendi budalalığıyla yüzleştirir, aklını yitirmiş bir toplumu hicivle teşhir eder.
Çizginin Tanıklığı Karakalem, sanat tarihinin en sessiz, ama en doğrudan anlatım biçimlerinden biridir. Renkten arınmış yüzeyiyle izleyiciyi yanılsamadan uzaklaştırır, geriye yalnızca çizginin kararı ve sanatçının elinin titreşimi kalır. Yurtdışı Müzelerinde Anadolu Arkeolojik kazılardan gün yüzüne çıkarılan sanat eserlerinin, kazının yapıldığı ülkelerdeki müzelerde yer alması gerekir diye düşünürüz, adil olan, güzel olan, doğru olan da bu elbette! Bu konuda hepimiz hemfikiriz, sorun yok. Yalnızlık Senfonisi Yalnızlık senfonisi insanın iç dünyasında çalan en karmaşık melodilerden biridir. Kimi zaman hüzünlü bir kemanın ince sızısı kimi zaman da derin bir piyanonun ağır vuruşları gibi duyulur. Her nota, yaşanan anıların ve bastırılmış duyguların izini taşır. "Merhaba! Ben Mösyö Vagus" Vücudunuzda sürekli çalışan, ama kıymeti bilinmeyen biri var: Adı Mösyö Vagus. En çok çalışan, ama adını bile bilmediğiniz sinir. "Benimle iyi geçinirseniz kalbinizi sakin tutarım, nefesinizi yavaşlatırım, sindiriminizi düzene sokarım..." Oksitosin Sohbetleri Dokunma, sarılma gibi fiziksel temasın modern hayatın sonucu olan yalnızlık ve psikolojik rahatlama arayışını azaltmaya yardımcı olabileceği düşüncesi bazı ülkelerde yeni “dokunma ekonomisi” modelleri ortaya çıkarmış ve bu da pek çokları için çekici hale gelmektedir. Bir Zamanlar Karachi ve İslamabad Pakistanlılar'la, daha doğrusu bu ülkenin denizcileri ile tanışmam 1975 yılına dayanır. İzmir Limanı'na buğday yüklemeye gelen yaklaşık 12 bin ton taşıma kapasiteli konvensiyonel bir geminin acenteliğine ve yüklemesine nezaret etmek için onlarla belirli bir zaman geçirmiştim. Dijital Çağın Ruh Hali : Brain Rot’tan Rage Bait’e İnternete kasıtlı olarak insanları kızdırmak ve çevrimiçi olarak yanıt vermeye teşvik etmek amacıyla konulan bilgiler, resimler, videolar giderek öfke kışkırtıcı olmakta. Yapay zeka tarafından üretilen öfke kışkırtıcı içerik milyonlarca insan tarafından izleniyor. Deepfake ile Şekillenen Gerçeklik Algısı Teknoloji geliştikçe biz de zamana ve gelişmelere uymaya çalışıyoruz, diyeceğim, ancak her gün karşımıza çıkan yepyeni terimleri gördükçe ve ilerlemeyi izledikçe gelişmelerin giderek daha gerisinde kaldığımızı görüyoruz. Super Agers Birkaç gün sonra yeni bir yıla giriyoruz. Herkes bir yaş daha almış olacak. Bir zamanlar bırakın 50’leri 60’ları, dört onluk bile uzak gelirdi bana. Hiç unutmam, ofisimize gelen biriyle sohbet ediliyordu, "Ben 54 yaşındayım" dediğinde, "Ohoo, ben daha 50, daha çok yıl var" diye düşünmüştüm.