Saray Günlüklerinden Dünyanın İlk Romanına: Bir Nedimenin Mirası
Uzak Doğu yaşam tarzı ve kültürünün Batıdan çok farklı olduğu hepimizin malumudur. Japon ve Çinli yazarlardan birkaç kitap okumuştum da bana çok ilginç gelmişti. En etkilendiğim ise Nobel Ödüllü Mo Yan'ın eseri” Kızıl Darı Tarlaları”dır.
Japon edebiyatında çiçeklerin yeri çok özeldir. Çiçekler doğanın geçiciliğini, aşkı, ölümle yaşam arasındaki ince çizgiyi ve mevsimsel döngüleri simgeleyen derin metaforlardır. Özellikle sakura (kiraz çiçeği), samuray estetiğinde olduğu gibi güzelliğin zirvesinde hızlıca solmayı, yani hayatın fani doğasını ve yeniden doğuşu temsil eder.
Bugünkü yazımda on asır önce genç bir Japon kadının yazdığı eserden ve o günün koşullarından dem vuracağım. Eser klasik Japon tarihinin son bölümü olan 794-1185 yıllarını kapsayan, başkenti bugünkü Kyoto olan Heian döneminde geçmektedir. Japonya'nın Heian Dönemi aristokratik kültürün, sanatın ve edebiyatın altın çağıdır. "Barış ve Huzur" anlamına gelen bu dönemde Çin etkisi azalarak yerli Japon kültürü gelişmiş, klasik edebiyat Genji'nin Hikayesi gibi eserlerle zirveye ulaşmıştır. Fujiwara boyunun siyasi hakimiyet kurduğu bu dönem samuray sınıfının yükselişiyle sona ermiştir.
Bu dönemde aristokratlar arasında şiir, hat sanatı ve edebiyat büyük önem kazanmıştır. Kadın yazarlar, Hiragana alfabesinin gelişmesiyle Murasaki Shikibu'nun Genji Öyküsü (Genji Monogatari) gibi dünya edebiyatının ilk romanlarını kaleme almıştır. İmparatorlar tahtta olsa da gerçek güç Fujiwara boyunun elindeydi. Fujiwaralar kızlarını imparatorla evlendirerek naiplik yapmışlardır. Taşra bölgelerinde asillerin çıkarlarını koruyan savaşçı sınıfın (samuray) güçlenmesiyle, Genpei Savaşı (1180-1185) sonrası 1185'te Kamakura Şogunluğu kurulmuş ve feodal dönem başlamıştır. Budist mezhepler saray ve aristokrasi arasında yaygınlaşmıştır.
Murasaki Shikibu: Dünya Edebiyatında İlk Roman Yazarı
Heian Japonyası'nda Murasaki Shikibu'ya tipik kız eğitimi verildi. Bu da hat sanatı, müzik ve şiir anlamına geliyordu. Tarih, hukuk, felsefe veya Çince kesinlikle bu eğitimin dışında tutuluyordu. Bu konular hakkında bilgi sahibi olmak kadınlar için kabul edilemezdi. Ve bir kızın bu konulara çok ilgi göstermesi garip görülür, hoş karşılanmaz, evlilik şansına katkı sağlamazdı.
Onu yazarlığa götüren yol imparatorluk sarayında bir nedime olmasıyla açılmıştır. Sarayda sevilen biri olması onu baş nedimeliğe yükseltmiş ve imparator veliahdı olan Genji’yi ve saray yaşamını gözlemlerini tuttuğu günlükte kaleme almaya başlamıştır. Kaynaklar yazarın bu hikayeyi sarayda “Genji Odası” adı verilen mekanda 1004 yılında yazdığını söylüyor. Yazdığında romanına “Genji Monogatari“ adını vermişti. (Monogatari Japonca'da hikaye, roman ve masal gibi türlerin hepsine birden verilen ad.)
54 bölümden oluşan romanında Japon aristokrasisinin yaşamını, saray entrikalarını ve Genji'nin duygusal dünyasını konu almıştır. Japonya'nın ilk kadın yazarı, nedime Murasaki Shikibu, genç ve yakışıklı Genji’nin hikayesini dönemin toplumsal yapısıyla beraber anlatmıştır.
Batılı anlamda modern romanın ilk örneği ise genellikle Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe (1719) eseri veya Miguel de Cervantes'in Don Kişot (1605) eseri olarak kabul edilse de tarihsel olarak Genji'nin Hikâyesi en eski kurgusal uzun soluklu eserdir. 900 sene sonra çevirisi yapılan bu roman, Japon edebiyatında çok özel bir yere sahiptir. İlk yazılmasının üzerinden 900 sene sonra İingilizceye "The Tale of Genji” adıyla çevrilmiştir.
Genji’nin Hikayesi (The Tale of Genji)
Genji’nin Hikayesi (The Tale of Genji), Japon edebiyatının en önemli eserlerinden biridir ve dünya edebiyatında ilk roman olarak kabul edilir. Eser en temel haliyle erken Heian Japonyası'ndaki aristokrasinin kültürüne, sosyal yapısına, eğlence biçimlerine, giyim tarzına, günlük yaşamına, duygusal dünyasına ve ahlak kurallarına dair sürükleyici bir giriş niteliğindedir. Yakışıklı, duyarlı, yetenekli bir saray mensubu, mükemmel bir sevgili ve değerli bir dost olan Genji'nin hikayesiyle bu dönem mükemmel bir şekilde yeniden yaratılmıştır. Aynı zamanda doğa, şiir, sanat ve müzik gibi unsurları da içeren zengin bir kültürel ortamı yansıtır.
Hikayenin büyük bir kısmı Genji'nin aşklarıyla ilgilidir ve hayatındaki her kadın canlı bir şekilde tasvir edilmiştir. Eser, insan duygularına ve doğanın güzelliklerine karşı üstün bir hassasiyet gösterir, ancak ilerledikçe kararan tonu, Budistlerin bu dünyanın geçiciliğine dair inancını yansıtır.
“Genji’nin Hikayesi” toplamda 54 bölümü içerir. Eser karmaşık bir karakter dizisi ve kapsamlı bir olay örgüsüne sahiptir. Murasaki Shikibu, roman boyunca karakterlerin iç dünyalarını, duygusal karmaşıklıklarını ve ilişkilerini inceler. Zengin ayrıntıları, psikolojik incelikleri ve evrensel temalarıyla “Genji’nin Hikayesi” dünya edebiyatında bir dönüm noktası olarak kabul edilir ve modern romanın öncülerinden biri olarak değerlendirilir.
Günlüğün ilk bölümü çok içe dönük değil. Esas olarak çeşitli saray kutlamaları ve şenliklerinin açıklamalarıyla ilgilidir. Birkaç ilginç nokta ortaya çıkıyor. Birincisi, sanatlara verilen aşırı önem veya güzellik kültü olarak adlandırılan şeydir. Üst sınıflar esasen uzaktan yöneten toprak sahipleriydi. Bir yerlerde birileri ülkeyi ayakta tutmak için çok çalışıyor olsa da Murasaki'nin kurgu ve kurgu dışı eserlerinde hem erkekler hem de kadınlar, iş, siyaset veya benzeri konularda pek bir şey yapmıyor gibi görünüyorlar. Bunun yerine hepsi, hem erkekler hem de kadınlar kendilerini birçok biçimde güzelliğin peşinde koşmaya adamışlardır. Sadece sanatın hamileri olarak değil, yaratıcıları olarak da. Herkes amatör bir sanatçıdır ve bu, aklınıza gelebilecek müzik ve dans gibi biçimleri içerdiği gibi, parfüm yapımı gibi aklınıza gelmeyebilecek sanat biçimlerini de içerir. Murasaki, kıyafetleri tarif etmek, tüm renk kombinasyonlarını vermek ve bazen birinin renklerde hata yapıp beş manşetin birbirine uymaması durumunda ne kadar utandığını anlatmak için çok zaman harcıyor.
Şiir son derece yüksek bir saygınlığa sahipti. Öyle ki eğer iyi ve hızlı bir şekilde şiir yazamıyorsanız, toplumun üst sınıfından neredeyse tamamen dışlanıyordunuz. Sarayda sık sık şiir yarışmaları düzenlenirdi, ancak bunun dışında günlük yazışmalarda da şiir kullanılırdı. Kullanılan şiirsel biçim 31 heceden oluşuyordu ve bir arkadaşınızdan şiir alırsanız, aynı imgeleri kullanarak bir şiir geri göndermeniz gerekiyordu.
Örneğin Murasaki bir hanımın kendisine gece boyunca krizantemlerin üzerine yağan çiği toplamak için bırakılmış bir ipek kumaş gönderdiğini kaydeder. Bu tür bir kumaşı yüze sürmenin cildi gençleştireceğine, yani kırışıklık kreminin o zamanki versiyonuna inanılıyordu. O dönemin Japonları inceliğe çok değer veriyordu. Zekice kelime oyunları ve güzel imgeler birincil hedeflerdi.
Belki de bugün okuduğumuz her romanın uzak bir köşesinde hâlâ Genji’nin gölgesi dolaşıyor, çünkü bir zamanlar saray koridorlarında başlayan o hikâye, insan ruhunu anlatma arayışının hiç bitmeyecek yolculuğunu başlatmıştır.
3 Nisan 2026
Suadiye
Manşet görseli: "Murasaki Shikibu Genji Monogatari" yazıyor. Tosa Mitsuoki (1617 - 1691) —Ishiyama-dera Tapınağı, Ōtsu, Shiga, Japonya