Fethi Denizmen

info@paradurumu.tv
TÜM YAZILARI
Baktığın Ben, Gördüğün Sen Mevlânâ'nın, “Baktığın ben, gördüğün sen” sözünde belirttiği gibi, baktığınız yerde aslında kendi içsel yansımalarınızı görürsünüz. Karşımızdakilere yüklediğimiz anlamlar ve onlarda gördüğümüz her şey kendi kalbimizin ve zihnimizin birer aynasıdır. Geleceğin Kariyeri: Hibrit Uzmanlık Geçenlerde Google haber akışında rastladığım bir başlık dikkatimi çekti. Neydi o başlık? “Üniversitelerde yeni trend; Hibrit Uzmanlık”. Merakımı celbetti ve araştırmaya başladım. Başlık, Hürriyet Gazetesi'nin 29 Mart 2026 tarihli, Melike Çalkap imzalı bir haber yazısına ait. Bir Zamanlar Kendimize Ait Olan Çocukluğumuzu Yaşamıştık! Ya Günümüz Çocukları? 1950’lerden 1970’lere kadar olan yıllar çocukluğun yalnızca biyolojik bir evre değil, aynı zamanda toplumsal olarak da tanınan ve korunan bir yaşam dönemi olarak daha belirgin hissedildiği bir zaman dilimiydi. 1960’lı Yıllar ve Bugünün Gençliğinin Dans Kültürü İnsanın bulduğu ilk sanat dalı olduğu söylenir dans için ya da sonradan öyle nitelendirilmiştir. Kim bilir, belki de dansın başlangıcı insanlığın doğuşu ile birliktedir. Öyle ya, kanımca daha diller doğmadan hareketler başlamış olabilir, ritimler de peşinden gelince, al sana dans. Tablolarının Ötesinde Osmanlının İlk ve En Cesur Sanatçısı Osmanlı’nın son yıllarında bir genç kadın kendisine çizilen hayatı reddederek bavulunu toplar ve sanatın peşinden Avrupa’ya gider. Zihnin Durmayan Olumsuz Düşünceleri: Ruminasyon Günlük yaşantınızda, özellikle geceleri uykuya dalmaya çalışırken düşüncelere dalıyor, olumsuz duygular, sıkıntılar, bunların nedenleri ve sonuçları üzerinde tekrar tekrar düşünüyor veya sürekli kafa mı yoruyorsunuz?
Müziği Hissettiren Sıra Dışı Bir Orkestra Şefi Sahneye adım attığında salon hâlâ uğultuludur, fakat Nisan Ak bagetini kaldırdığı anda zaman sanki görünmez bir çizgiyle ikiye ayrılır. Öncesi ve sonrası… O andan itibaren müzik yalnızca duyulan bir şey olmaktan çıkar, hissedilen, hatta yön verilen bir akışa dönüşür. Sessiz Çığlıklar: Mağduriyetin Gölgesinde Yaşamak Her mağduriyetin ardında görünmeyen bir hikâye, duyulmayan bir ses vardır. İnsan bazen öyle bir noktaya gelir ki ne adalet kapısı çalar ne de bir omuz bulur yaslanacak. Mağdur olmak yalnızca haksızlığa uğramak değildir, çoğu zaman anlaşılmamaktır da. Saray Günlüklerinden Dünyanın İlk Romanına: Bir Nedimenin Mirası Uzak Doğu yaşam tarzı ve kültürünün Batıdan çok farklı olduğu hepimizin malumudur. Japon ve Çinli yazarlardan birkaç kitap okumuştum da bana çok ilginç gelmişti. En etkilendiğim ise Nobel Ödüllü Mo Yan'ın eseri” Kızıl Darı Tarlaları”dır. Mutluluğa Giden İlk Adım: Gerçek Duygularla Barışmak Günümüz dünyasında mutlu olmak neredeyse bir zorunluluk gibi sunuluyor. Sosyal medyada paylaşılan gülümsemeler, pozitif düşünmenin yüceltilmesi ve sürekli “iyi hissetmelisin” baskısı bireyleri gerçek duygularını bastırmaya itebiliyor. Bagetiyle Sihirler Yaratan Orkestra Şefi Sahne arkasında fısıltılar dolaşır; yaylara reçineler sürülür; nefesler ölçülür; siyah ayakkabılar zemine son kez hafifçe sürtünür. Salonun uğultusu perde aralığından içeri sızarken bir an gelir ışık sabitlenir ve zaman incelir. Yükselen Çalışma Modeli Freelancing ve Ekonomisi Geleneksel meslek anlayışı uzun yıllar boyunca sabit bir ofis, belirli çalışma saatleri ve tek bir işverene bağlılık üzerine kuruluydu. Ancak dijital çağ bu alışılmış düzeni sessizce dönüştürüyor. Yağmurda Dans Etmeyi Öğrenmek Hayat her zaman pürüzsüz ve sakin ilerlemez; bazen fırtınalar çıkar, yollar çamur olur ve rüzgar en beklemediğimiz anda yön değiştirir. Bu anlarda durup sadece fırtınanın geçmesini beklemek kolay görünse de gerçek yaşam becerisi yağmurda nasıl dans edileceğini öğrenmekten geçer. Olumlu Düşüncenin Sınırları ve Gerçeklikle Dengesi Tatlı bir Polyannacı mısın? Zihninde gerçeklik mi, hayal mi ağır basmakta? Güneşe bakanlardan, yani karanlığa değil de aydınlığa yönelenlerden misin? Peki, ya güneş gözlüklerin ne renk? Olaylara nasıl bakıyorsun? Bakış açın ne kadar renkli, ne kadar karamsar? Beş Asırlık Deliler Gemisi Hala Yol Alıyor, Biz Mışkin'e Gülmeye Devam... Orta Çağ’ın son demleri olan 1494’te Alman hümanist ve hicivci Sebastian Brant (1457-1521), “Deliler Gemisi’ni – Das Narrenschiff” yazarken insanlığı bir gemiye doldurur ve her birini kendi budalalığıyla yüzleştirir, aklını yitirmiş bir toplumu hicivle teşhir eder.