1960’lı Yıllar ve Bugünün Gençliğinin Dans Kültürü
İnsanın bulduğu ilk sanat dalı olduğu söylenir dans için ya da sonradan öyle nitelendirilmiştir. Kim bilir, belki de dansın başlangıcı insanlığın doğuşu ile birliktedir. Öyle ya, kanımca daha diller doğmadan hareketler başlamış olabilir, ritimler de peşinden gelince, al sana dans.
Gençlik günlerimiz olan 60’lı yıllarda yepyeni danslar çıkmaktaydı, en azından bizler için. Cha-cha-cha, twist... O devirde popüler olanlar ise samba, rumba, mambo, pasodoble, vals, step ve dahi her devrin değişmez dansı tangoydu.
Bilen arkadaşlardan ders alırdık. Bilmeyenlerin arasında ben de vardım. Büyükdere Vapur İskelesi’nden son vapur kalktıktan sonra iskelenin geniş salonunda dans dersleri çalışırdık. Zaman zaman enstrüman çalan arkadaşlar da gelirlerdi. Büyükdere sırtlarındaki kilisede de bir şekilde müzik yapar, danslar ederdik. Kiliseyi nasıl organize etmiştik tam hatırlamıyorum, ama o zamanın insanları arasında sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış, yardımlaşma bağları çok kuvvetliydi. Sanki tüm Sarıyer, Büyükdere sakinleri hepimiz birbirimizin arkadaşı, dostu idik. Saygıda kusur edilmezdi.
1960’ların Dans Kültürünün Zenginliği
- Müzik devrimi
1950’lerin sonu ve 60’larda tüm dünyada büyük bir müzik patlaması yaşandı. Özellikle Latin ve Amerikan müzikleri tüm dünyaya yayılmıştı. Latin müziği ritimleriyle mambo, rumba, cha cha gibi danslar yayıldı. Rock and roll gençliğin enerjisini temsil etmekteydi, Elvis Presley gibi sanatçılar dansı gençlik kültürünün merkezine koymuştu. Müzik çok ritmik ve dans etmeye uygun olduğu için insanlar doğal olarak dans etmeye yöneliyordu.
- Sosyal hayatın merkezi oluşu
O yıllarda insanlar akşamları danslı toplantılara, kulüplere, balolara giderdi. Televizyon ve internet olmadığı için eğlence daha çok birlikte yapılan etkinliklerdi. Dans bilmek sosyal hayatta bir avantajdı. Gençler yeni dansları öğrenme peşindeydi.
Hiç unutmam, twist dansının popüler olduğu günlerde mahallemizin yakışıklısı Erden Güvenç, eğitim gördüğü Almanya’dan dönmüş ve bir düğünde Alman kız arkadaşı ile öylesine harika twist dans yapmışlardı ki sanki tüm Sarıyer gençliği öğrenme yarışına girmiş, pikniklerde bile bu dansı icra eder olmuştu.
- Gençlik kulüplerinde ve dans salonlarında dans kurslarının yaygınlaşması
Böylece insanlar ritim duygusu kazanıyor, partnerle uyumu öğreniyor, sosyal iletişim geliştiriyorlardı.
- Partner kültürü
1960’ların dansları çoğunlukla iki kişiyle yapılan danslardı. Bu da dansı bir tür sosyal diyalog haline getiriyordu. Dans bir bakıma konuşmadan iletişim kurmanın yoluydu.
- Zarafet ve stil
O dönemde dans aynı zamanda zarafet göstergesiydi. İnsanlar şık giyinir, belirli adımlar öğrenir ve bunu ustaca yapmaya çalışırlardı.
Dansın 1960’lardaki Sosyal Rolü ve Günümüz
1960’lı yıllardaki dans kültürü ile bugünkü gençliğin dans kültürü arasında gerçekten belirgin bir fark var. Bu fark yalnızca müzikten değil, toplumsal yaşam biçiminden de kaynaklanıyor. Bizim gençliğinizde dans insanların bir araya gelme biçimlerinden biriydi. Dans salonları, kulüpler ve okul etkinlikleri çok yaygındı. Bu yüzden insanlar birçok dansı öğrenirlerdi: Mambo, rumba, samba, cha-cha-cha, rock and roll...
Bu dansların çoğu partnerliydi. İnsanlar birbirleriyle temas eder, ritmi paylaşır, sosyal bir etkileşim yaşardı. Ayrıca dans öğrenmek bir kültür ve görgü göstergesi sayılırdı.
Bugün gençlerin dansı daha çok bireysel ifade şeklinde görülüyor. Örneğin hip hop. Hip hop gibi danslar sokak kültüründen doğdu ve bireysel hareket, özgür stil ve doğaçlama ön plana çıktı.
Temel farklar çok kısaca özetlenirse, danslar birinde partnerli, diğerinde bireysel; birinde salonlarda, diğerinde sokaklarda ve sosyal medyada; birçok dans kategorisine karşın serbest stil; soylal etkileşime nazaran bireysel ifade denebilir. Son yıllarda gençlerin swing, salsa ve eski tarz sosyal dansları tekrar keşfettikleri söylenmektedir. 60’lı dönemlerde dans kültürü bana göre daha sosyal ve zarif bir dünyayı temsil ediyordu. İnsanların birbiriyle temas ettiği, ritmi birlikte yaşadığı bir kültür vardı. Şimdilerde ise dans daha özgür ve bireysel. Bugün eğlencenin daha çok oluşu, cep telefonları, dijitalleşme, sosyal medya oluşumları dansı da giderek bireyselleştirmekte.
Bir Günümüz Gencinin Gözlemleri
“ Bugünün gençliği için dans artık yalnızca bir eğlence aracı değil; aynı zamanda kimliklerini ifade etmenin, sosyalleşmenin ve dijital dünyada kendilerini görünür kılmanın güçlü bir yolu hâline geldi. Teknolojinin farklı kültürleri birbirine hızla bağlayabilmesi sayesinde dans kültürü de sınırları aşan evrensel bir etkileşim alanına dönüştü. Farklı toplumlara ait dansların dijital platformlar aracılığıyla yayılması, gençleri ortak bir paydada buluştururken kültürel etkileşimi de güçlendirdi. Trend şarkılar, hızla yılan Latin Amerika dansları ve elektronik müzik festivalleri gibi unsurlar, gençlerin hem özgüven kazanmasına hem de sözsüz bir iletişim dili oluşturmasına önemli katkı sağladı. Bu bağlamda günümüz dans kültürü, yalnızca toplumlara özgü hareketlerden ibaret olmaktan çıkarak insanları bir araya getiren ortak ve evrensel bir ifade biçimine dönüşmeye başladı.”
Berkehan Esen
Meğer Babam Dans Dersleri Alıyormuş
Yine 60’lı yıllar, herkesin dans dersleri aldığı bir devir.
Denizcilik Bankası Şehir Hatlarında çalışan babam son zamanlarda her zamankinden farklı olarak eve geç gelmeye başlamıştı. Gecikmelerinin mutlaka kabul edilir bir sebebi olurdu, sonradan anlaşıldı.
Kiracımızın kız kardeşleri ara sıra ablalarını ziyarete geldiklerinde evimize de uğrarlardı. Yine bir akşam oturmaya geldiklerinde konu bir şekilde dansa geliyor ve kızların dans etmeyi ne kadar çok sevdiklerini anlamış olan babam ile yeğeni Durali, Beyoğlu’nda bir dans okuluna kayıt yaptırıyorlar. Baktım bir gece tangoyu iki ileri bir geri, sağ sol sayarak zorlanarak yapan babam, kiracımızın kız kardeşleri ile bizim evde, bitişik misafir odası da açılaraktan, başlıyorlar kızları değiştirerek çeşit çeşit danslar etmeye…
Hepimiz gözlerimiz fal taşı gibi açılmış şekilde, özellikle de babamın mahir(!) hareketlerini, figürlerini (!) izliyorduk. O devrin en popüler danslarından olan rumbayı tüm kıvraklığı ile icra ediyorlardı. Kıvraklığı ile derken hareketler bire bir ezberlenmiş ve fakat ayaklar kıvrılmadan hareket etmekte idi ki bu da bizi çok gülümsetmişti.
Ve derken birdenbire “Hey mambo, mambo italyano...“ duyulmaz mı plaktan. Rumba, samba, mambo gırla gidiyor, figürler çalışılmış, ezberlenmiş, bazen de içinden sayılıyor! Öylesine çok eğlenmiştik ki hep bu eğlencelerin devamını arzulamıştık. Dans partileri bir müddet daha devam etti, ama annem yavaş yavaş karşı koyaraktan sonunda noktayı koydu ve bizim eğlencemiz bu neşeli bol kahkahalı dans partileri ile birlikte sona erdi.
Dans, Dans, Dans…!!!
Her yaşta her devirde, her zaman hem iç dünyamıza moral ve huzur veren hem ruh ve beden sağlığımızı, özellikle de ileri yaşlarda anatomik rahatsızlıkları önleyen, insanlara birlikte olmanın güzelliğini alt beyinlere yerleştiren dans.
Sevgiyle kalın, dansla kalın.
17 Nisan 2026
Suadiye