Kültür-Sanat

Yurtdışı Müzelerinde Anadolu

Arkeolojik kazılardan gün yüzüne çıkarılan sanat eserlerinin, kazının yapıldığı ülkelerdeki müzelerde yer alması gerekir diye düşünürüz, adil olan, güzel olan, doğru olan da bu elbette! Bu konuda hepimiz hemfikiriz, sorun yok.

Ancak 'talep varsa arz da vardır' şaşmaz kuralı burada da işlevini yerine getirir ve bu sanat eserleri çeşitli yollarla kaçırılıp yurt dışında satılır, çıkartıldığı ülke dışındaki müzelerde sergilenir veya koleksiyonerlerin elinde, kendi piyasasının oluşmasını bekler.

Arkeolojik sanat eserlerinin en çok kaçırıldığı topraklar, aynı zamanda onlarca medeniyetlerin yaşamış olduğu Mezopotamya, bugünün Ortadoğu ülkeleri ve özellikle de ülkemiz. Bu topraklar yıllardır kaçırılan eserleri geri alma mücadelesi vermektedir.

Bunun dışında özellikle dünya savaşları esnasında çok değerli güzel sanat eserleri de bugün hala ait olmadığı başka müzelerde sergilenmekte ya da koleksiyon sahiplerinin elinde bulunmaktadır ve hatta zaman zaman müzayedelerde satışa da sunulmaktadır. Nazi döneminde Avrupa’dan kaçırılan sanat eserlerinin, resim ve heykellerin toplamının yaklaşık 20 milyar dolar değerinde olduğu tahmin edilmektedir.

Müzelerinde Sergilenen Bazı Eserler

Onlarca medeniyetin yaşamış olduğu kalıntıları barındıran Anadolu topraklarından çıkan eserler, günümüzde dünyanın farklı bölgelerindeki müzelerde sergilenmektedir. Bunların geri alınması için yıllardır uğraş verildiği, kısmen de başarılı olunduğu halde yurtdışı müzelerde sergilenen hala sayısız tarihi eserimiz bulunmaktadır.

British Museum Londra

Londra’da bulunan insanlık tarihi, sanat ve kültür müzesidir. Sekiz milyon eserden oluşan kalıcı koleksiyonu, dünyanın en büyük ve en kapsamlı koleksiyonlarından biridir. Müze, başlangıcından günümüze kadar insan kültürünün öyküsünü kayıt altına almaktadır. 

  • Lampsacus Treasure-Lapseki Hazinesi : Lapseki (antik Lampsacus) kasabası yakınlarında bulunan önemli bir erken Bizans gümüş hazinesinin adıdır. Hazinenin büyük bir kısmı şu anda British Museum koleksiyonundadır, ancak birkaç parça da Paris ve İstanbul'daki müzelerde bulunmaktadır. 1847 Yılında Lapseki köyü yakınlarındaki bir tarlada kazı yapan çiftçiler tarafından tesadüfen bulunmuştur. Keşfedilmesinden kısa bir süre sonra hazinenin büyük bir kısmı, 1848'de British Museum'a bağışlayan Cowley Kontu Henry Richard Charles Wellesley'in eline geçmiştir. Hazinenin diğer iki kurumunda da eşyalar bulunmaktadır: İstanbul Arkeoloji Müzesi iki kaseye; Louvre ise iki kaşığa sahiptir.

Gümüş hazinenin bir parçası, 6-7. yüzyıl

British Museum

  • Halikarnassos Mozolesi Kalıntıları: Mozoleyi süsleyen Mausolos ve Artemisia’nın heykelleri, mermerden dört atlı arabanın parçaları ise 1857’de arkeolog Charles Thomas Newton tarafından İngiltere’ye götürülmüş ve şimdi müzenin koleksiyonları arasında yer almaktadır.

  • Halikarnassos Taş Mozaik: Bodrum Halikarnassos antik kentinde bulunan Roma dönemine ait eser.

Sağlık, Yaşam, Sevinç, Barış, Neşe, Umut

  • Nereidler Anıtı: Ksanthos (Kaş) Antik Kentinde ortaya çıkarılan muhteşem bir eser olup 1840 yılında Sir Charles Fellows (1799-1860) (Günümüz Türkiye'sinde sayısız keşif gezisiyle tanınan İngiliz bir arkeolog) tarafından keşfedildikten sonra neredeyse tamamı sökülerek gemiyle Londra’ya taşındı.

Yontulmuş frizlerle süslü bir kaidenin üzerinde yer alan Yunan tapınağı planlı bir anıt mezarı

  • Knidos Aslanı: 1858 yılında Knidos antik kentini kazan İngiliz arkeolog Richard Popplewell Pullan tarafından keşfedildi. Knidos Aslanı yanı sıra bu kazılar sırasında bulunan değerli eserlerin çoğu British Museum’a götürüldü.
  • İdrimi Heykeli: Hatay Alalah (Aççana Höyük) bölgesinde bulunan MÖ 16. yüzyıldan kalma heykel, Akad dilinde yazılmış Kral İdrimi’nin uzun biyografik yazıtı ile ünlü. Yazıtı, yazar tarafından imzalanmış benzersiz bir metin türü. 1939’dan beri British Museum’da bulunuyor. 

  • Bronz Aphrodite Büstü: 1872 yılında Gümüşhane’deki Satala antik kenti arazisinde kazı yapan bir adam bronz bir objeye denk geldi. Bulunan bronz Aphrodite büstü daha sonra İstanbul’a ve İtalya’ya yolculuk etti. İtalyan alıcı da büstü British Museum'a sattı.

  • Harpy Anıtı: Likya bölgesi, antik dönemde inşa edilen kaya mezarları ile ünlü. MÖ 480-470’e tarihlenen Harpy Anıtı da en erken ve en önemli Likya anıtlarından biri olan bir mezar odası. British Museum’un Likya Salonu’nda sergileniyor.

  • Payava Lahdi: Ksanthos (Kaş) antik kentinde bulunan lahitin en alt katı Türkiye’de bulunurken diğer üç katı günümüzde British Museum’da sergileniyor.

Pergamon Müzesi (Pergamonmuseum) Berlin

M.Ö. 3000'e uzanan bir geçmişi içine alan Bergama'nın bilinen en eski adı, Pergamon'dur. (Perge-Berg): Dağ, tepe, yüksek, ulaşılması güç yer anlamına gelmektedir. Bu Bergama'nın Akropol tepesinde kurulduğunu ifade eder ve en eski Anadolu dillerinden olan Luvice'de anlamı budur.)

Müze, yılda ortalama 850.000 kişi tarafından ziyaret edilmektedir. 2007 yılında 1.135.000 ziyaretçi ile Almanya'da "en çok ziyaret edilen sanat müzesi" olmuştur. Bergama Sunağı'nın bulunduğu büyük salonu, tadilat faaliyeti sebebiyle bir süredir ziyarete kapalıydı. 

  • Pergamon (Zeus) Sunağı: Bu görkemli yapının kalıntıları 1870’li yıllarda Alman mühendis Carl Humann tarafından, o zamanın Prusya’sına kaçırıldı. Bugün, Berlin’deki Pergamon (Bergama) Müzesi’nde sergileniyor. Yapının inşasına, MÖ 180 yıllarında Pergamon Kralı II. Eumenes’in Galatları Magnesia’da kesin bir şekilde mağlup etmesinden sonra başlamıştır.
  • Güney Agorası Kapısı: Milet Pazar Yeri Kapısı olarak da bilinir. 1899 yılında Alman arkeologlar tarafından Miletos antik kentinde başlatılan kazılarda ortaya çıkartılan kapı, 1907 yılında Almanya’ya taşındı. Miletliler’de iken ikinci kattaki nişlerde imparator heykelleri bulunmaktaydı, bazıları barbarlara karşı savaşırken tasvir edilmişti. Toplamda 750 ton ağırlığa sahip olan kapı şu anda Berlin Pergamon Müzesi’nde sergileniyor.
  • İhtiyar Balıkçı Heykeli : Heykelin gövde kısmı Aydın Aphrodisias antik kentinde 1904 yılında bulunduktan sonra Fransız arkeolog Paul Gaudin tarafından yurtdışına kaçırılmıştı. Baş ve kol kısmı Geyre’deki Aphrodisias Müzesi’nde bulunan eserin orijinal gövdesinin Türkiye’ye iadesi için girişimlerde bulunulmuştur.
  • Athena Tapınağı Propylonu : Pergmon antik kentinde bulunan Athena Tapınağı’nın birçok parçası Berlin’deki Pergamon Müzesi’ne götürülerek aslına uygun biçimde orada yeniden kurulmuş, Pergamon’da ise yalnızca temelleri kalmıştır. Arkaik dönem Anadolu mimarisinin ilk ve tek Dor tapınağı olan yapı, MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir. (Pergamon, günümüzde İzmir iline bağlı Bergama ilçesinin merkezinin yerinde kurulu antik kentin adıdır.)

Royal Museums of Fine Arts Brüksel (Brüksel Kraliyet Sanat Müzesi)

Özellikle Rubens bölümü ile ismini duyurmuş, aynı zamanda Jordaens ve Van Dyck eserleri ile oldukça dikkat çeken, küçük odalardan oluşan labirent gibi bir müze. Bünyesinde klasik ve modern sanatlar olmak üzere iki ana bölüm bulunmaktadır.

  • Tykhe heykeli: Antalya Perge antik kentinde bulunan bir yazıtta, kentin soylu ailelerinden “Titus Phlavius Clemens Pelopidianos’un” adı geçiyordu. Antik dünyada Romalılar tarafından “Fortuna” olarak adlandırılan Tykhe, denizlerin ve ırmakların tanrısı Okeanos’un kızıydı. Antik Yunan’da kader, talih, başarı tanrıçası olarak kabul edilen Tykhe heykellerinde genellikle bir elinde bereket boynuzu ya da insanları yönettiğine inanılan bir “tekne dümeni” tutarken betimleniyor.

National Museum of Antiquities Leiden (Hollanda Ulusal Arkeoloji Müzesi)

Leiden Üniversitesi koleksiyonundan doğmuştur ve hala Arkeoloji Fakültesi ile yakın işbirliği içindedir. Müze kendini "ulusal arkeoloji merkezi" olarak adlandırır ve antik Mısır, antik Yakın Doğu, klasik Yunan dünyası, Etruria ve Roma ile erken (tarih öncesi, Roma ve Orta Çağ) Hollanda'ya odaklanır                       

  • Dionysos Başı: Bu mermer baş Smyrna antik kentinde (günümüzde İzmir) bulundu ve yaklaşık olarak MS 100-125 aralığına tarihleniyor. Genç, sakalsız bir tanrı olarak tasvir edilen Dionysos’a ait mermer baş, muhtemelen Teos tapınağındaki Dionysos heykeline aitti. 1732’de Hollanda konsolosu tarafından Smyrna’dan Amsterdam’a gönderildi ve günümüzde Hollanda’daki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Musée du Louvre Paris

Tarih öncesi çağlardan, 21. yüzyıla kadar uzanan oldukça geniş bir koleksiyon yelpazesi vardır. Yaklaşık 35.000 kadar tarihî sanat eseri, 72.735 metrekarelik bir alanda sergilenmektedir.

  • Üç Güzeller Mozaiği: MS 115–150 aralığına tarihlenen ve Antakya’da bulunmuş olan bu mozaik, imparator Augustus döneminde bir evin yemek odasını (triclinium) süslüyordu. Konunun incelikle işlenmiş olması, bu temanın muhtemelen bir duvar resminden esinlendiğini gösteriyor. Paris, Hermes adına altın elmayı üç tanrıça arasından en güzeline götürmelidir; Athena, Hera veya Aphrodite. Paris, Aphrodite’i seçer. 

  • Mevsimler Mozaiği: Mevsimlerin ve av sahnelerinin betimlendiği bu mozaik, MS 325 civarına tarihleniyor. Antakya Harbiye (Daphne) bölgesinde bulunan eser, günümüzde Louvre Müzesi’nde sergileniyor.

Puşkin Devlet Güzel Sanatlar Müzesi Moskova

Puşkin Devlet Güzel Sanatlar Müzesi, Rusya'nın başkenti Moskova'da bulunan güzel sanatlar müzesidir. 1937 yılında bu ismi alan müze, antik Mısır'dan çağdaş Avrupa sanatçılarının eserlerine kadar geniş bir koleksiyona sahiptir. Hem mimarisi hem de içinde barındırdığı eserler yönüyle olağanüstü güzel, şahane bir sanat müzesi. Merak ve ilgi duyanlar için Moskova gezinizde görülesi bir müze.

6 dakikalık müze gezisi videosu

Rusya'da sergilenen Troya hazineleri

Alman Arkeolog Heinrich Schliemann tarafından 1873 yılında yurtdışına kaçırılan ve Homeros'un Troya Savaşı'nı anlattığı İlyada.

  • Troya’dan Büyük Diadem:  Baş ve kol kısmı Geyre’deki Aphrodisias Müzesi’nde bulunan eserin orijinal gövdesinin Türkiye’ye iadesi için girişimler de bulunulmuştu.

Christie's'de Özel Koleksiyonda

  • Guennol Stargazere Idol (Guennol Yıldız Gözlemcisi İdol): 23 cm yüksekliğindeki “Guennol Stargazer”, Kiliya tipindeki en iyi korunmuş Anadolu mermeri kadın idollerinden biridir. 28 Nisan 2017 tarihinde New York’ta Christie’s’de olağanüstü bir satışla satışa sunulmuştur.

Bu idol M.Ö. 3000 ile 2200 yılları arasındaki Kalkolitik döneme aittir ve türünün var olduğu bilinen en etkileyici örneklerinden biri olarak kabul edilir. 1966’dan 2007’ye kadar çeşitli dönemlerde 'The Metropolitan Museum of Art'ta (New York) ödünç olarak sergilenmişti, ama artık sürekli olarak orada sergilenmiyor.

Guennol Stargazer şu anda sürekli olarak hâlihazırda sergilendiği bir müze salonunda değil — eser özel koleksiyonda / Christie’s’in depolama alanında bulunuyor. 

NOT: Türkiye Guennol Stargazer adlı mermer idolün iadesi için New York’ta eseri satışa sunan Hedge Fon milyarderi Michael Steinhardt ve Christie’s Müzayede Evi’ne açtığı davada sunduğu her türlü kanıta rağmen New York Federal Mahkeme yargıcı yeterli delil bulunmadığı ve müracaatta çok geç kalındığı varsayımı ile 1906 yılında Manisa’dan kaçırıldığı iddia edilen 6.000 yıllık idolün Türkiye’ye iade talebini kabul etmemiştir. 2017’de NY Christie’s’de müzayedeye çıkan bu idolü isimsiz bir alıcı 14,4 milyon dolara satın almış, ancak Türkiye dava açtıktan sonra anlaşmadan çekilmiştir.

2 dakikalık video

Bitmeyen Ganimet Sanatı Senfonisi

Eski eser kaçakçılığı her devirde, her toprakta olmaktadır. Bunun da başlıca nedeni kaçak olduğunu bile bile koleksiyonerlerin rahatlıkla çok yüksek fiyatlar ödeyerek bu eserleri kaçakçılardan satın almaları. Talep devam ettikçe ve parasal anlamda yüksek değerini korumayı sürdürdükçe arkeolojik sanat eserlerinin çalınması, kaçırılması, el değiştirerek koleksiyonerlerde kalması, orijin topraklar dışındaki müzelerde sergilenmesi devam edecektir. Manhattan Bölge Savcısı Matthew Bogdanos’un “Kimse gelip eserinizi çalmıyor, içinizden biri dışarı satıyor” sözünün doğruluğu da yadsınamaz.

Yıldız Gözlemcisi İdolü'nün Türkiye'ye iade edilmeyeceğine dair haber.

VE ÇALINTI SANAT ESERİ KOLEKSİYONERİ BİR DOLAR MİLYARDERİ

Koleksiyoner Steinhardt Hedge Fon dolar milyarderi! Arkeolojik ne kadar çalıntı eser varsa topluyor, zaten böyle koleksiyon meraklısı dolar milyarderleri olmasa kazılardan niye eski eserler çalınsın ki? Arz talep meselesi, talep varsa arz da vardır.

Bir gün geliyor, sene 2017. Manhattan Bölge Savcılığının radarına takılıyor. Yaklaşık dört yıl süren araştırmalar, orijin ülke yetkilileri ile işbirliği sonucu 2021 yılında, 81 yaşına basmış olan hayırsever(!) Michael Steinhardt değeri 70 milyon dolar civarında olan 180 adet çalıntı antika eserini teslim etmek zorunda kalıyor. Ve ömür boyu bir daha eski eser elde etmesi yasaklanıyor.

The Art Newspaper’da yayınlanan makalede aynen şu ifadelere rastlıyoruz; “Michael Steinhardt onlarca yıldır, eylemlerinin yasallığı, alıp sattığı parçaların meşruiyeti ve dünya genelinde yarattığı ağır kültürel zararla ilgilenmeden, yağmalanan eserler (looted art) için açgözlü bir iştah sergilemiştir.”

The New York Times'ın konuyla ilgili haberi

15 Şubat 2026

Suadiye