Kültür-Sanat

Yağmurda Dans Etmeyi Öğrenmek

Hayat her zaman pürüzsüz ve sakin ilerlemez; bazen fırtınalar çıkar, yollar çamur olur ve rüzgar en beklemediğimiz anda yön değiştirir. Bu anlarda durup sadece fırtınanın geçmesini beklemek kolay görünse de gerçek yaşam becerisi yağmurda nasıl dans edileceğini öğrenmekten geçer.

Zorluklar, engeller ve beklenmedik durumlar bizi durdurmak için değil, esnek ve yaratıcı olmayı öğrenmemiz için gelir.

Vivian Greene’in ünlü sözü olan "Hayat, fırtınanın geçmesini beklemekle değil, yağmurda dans etmeyi öğrenmekle ilgili", proaktifliği, direnci ve hayatın kaçınılmaz zorluklarına rağmen neşe bulmayı teşvik eder; mükemmel koşulları beklemek yerine anı yaşamayı, zorluklara uyum sağlamayı ve kişisel gelişimi vurgular. (Vivian Greene 1904-2003 oyuncak bebek evleri konusunda dünyanın önde gelen uzmanı olarak kabul edilen İngiliz yazar.)

Hayatımızı yaşamaya başlamalı, başlamak için uygun bir zamanı beklememeliyiz. Çok fazla insan hayatını yaşamaya başlamadan önce doğru anı beklemekte, halbuki o an ya gelmeyebilir ya da size keşke dedirtebilir. Yaşamın akışında karşımıza engeller ve zorluklar hatta fırtınalar da çıkabilecektir, bunların yaşamın bir parçası olduğunu kabul edip yağmurda dans etmeyi öğrenmiş olarak bu şartlar altında bile hayatın tadını çıkarabilmektir hayatı yaşamak. 

Singing in the Rain adlı bir film vardı, unutulmaz, Gene Kelly’ye yağmurda o muhteşem dansı yaptıran aşkın ve coşkunun, mutluluğun yansımasıydı. Yağmuru kasvetli bir unsur olmaktan çıkarıp sevinç kaynağına dönüştüren bu sahne, aşık bir insanın en karanlık anlarda bile içindeki ışığı dışarı yansıtabileceğini gösteren zamansız bir iyimserlik ifadesidir.                            

Kısacası bu felsefe, zor zamanların geçmesini beklemek yerine o anları yönetmeyi ve yaşamayı bilmeyi önerir.

Beklersek zorluklar mı geçer, yoksa zaman mı?

İster bekle, ister ertele. Ne olur? Olacak olan sadece boşa giden ve durmayan zamandır, tıpkı akıp giden hayatımız gibi. Beklerken belki de sadece sürükleniyorsunuzdur ki bunun size hiçbir yararı da olmayabilir. Beklemenin bir diğer sorunu da hiçbir şey yapmadığınızda öğrenmenin çok daha zor olmasıdır, dans etmeseniz bile öğrenebilir ve yapabilirsiniz. Bazen ıslanmadan hiçbir şey yapmanın mümkün olmadığı durumlar olur. İşte o zaman yağmurda dans etmeyi öğrenmeliyiz. Ya da yapmamız gereken her şeyi yapmalıyız. Yağmurda veya güneşte, hayat devam etmeli.

Eğer fırtınanın geçmesini beklemeyi seçerseniz, neleri kaçırıyorsunuz? Kaçan fırsatlar mı var? Dışarıda olmadığınız için tanışamayacağınız insanlar mı var? Evet, beklemenin de maliyetleri var, tıpkı yağmurda dans etmenin maliyetleri gibi.

Bu fırtınaların kaçından saklanıyorsunuz? Hepimizin sebepleri veya bahaneleri olsa da sonuçta değişken hava şartlarında ya bir şeyler yapıyoruz ya da yapmıyoruz. Bu bizim seçimimiz; yapmak ya da yapmamak. Ayrıca bundan zevk almak ya da mutsuz olmak da bizim seçimimiz. Yağmurda dans etmeyi mi yoksa beklemeyi mi seçeceksiniz?

Yaşarken zorlandığımız için bir an önce geçsin, bitsin bu durum istiyoruz. Ama biz öğrenmemiz gerekenleri öğrenmedikçe aynı durumlar tekrar tekrar önümüze geliyor. Yağmur yağıyorsa bırakın yağsın. Ya yanınıza bir şemsiye alın ya da yağmurda dans etmeyi öğrenin!

"Fırtına ne kadar şiddetli olursa olsun, içimizdeki ritmi keşfetmek ve adım atmak mümkündür. Yağmurun altında küçük bir adım, gülümsemeyle atılan bir dönüş, yaşamın bize sunduğu zorlukların güzel anlara dönüşebileceğini gösterir. İnsan çoğu zaman gökyüzünün tamamen açılmasını bekler. Oysa hayat çoğu kez tam da yağan yağmurun altında devam eder. Belki de mesele fırtınanın dinmesini beklemek değil, ıslanmayı göze alıp yağmurda dans edebilme cesaretini gösterebilmektir.”

Fırtınayı bir engel olarak değil, tecrübe edilecek bir an olarak görmeye ne dersiniz?

9 Mart 2026

Suadiye