Kızlarıma Öğütler

İnsanın doğup büyüdüğü yer ve çevre, içinde bulunduğu zaman, bir gün evlat sahibi olduğunuzda vereceğiniz öğütleri de etkilediği izahtan varestedir. Bunun böyle olduğunu düşünerek birkaç satır yaşadığım çevre ve zamandan bahsetmek isterim.

Bu sayede vermiş olduğum öğütler daha anlaşılabilir ve anlamlı olacaktır.

Üç erkek kardeş olarak büyüdük İstanbul’un o zamanlar en güzel sayfiye yeri Sarıyer’de. Sarıyer Deresi yolunda (şimdi üstü tamamen kapalı) cumbalı bir evde oturduktan sonra ilkokul çağımda tüm sakinlerin dost olduğu bir mahallede ufak bir bahçesi ve dut ağacı olan iki katlı ahşap evimizde büyüdüm.

Sarıyer tam anlamıyla o rengarenk güzelim insanların Rum, Ermeni, Yahudi komşu ve dostlarla, yazlıkçılarla birlikte huzur ve eğlence içinde yaşanan, yeşillikler içinde, vapurdan inildiğinde faytonların karşıladığı güzelim bir beldeydi. Hemen herkes birbirini tanırdı, yaz günleri Sarıyer-Büyükdere arası deniz kıyısında piyasa diye adlandırdığımız yürüyüşler yapar, sohbetler eder, yazlık sinemalara da giderdik.

Boğazın kız öğrencileri içim batı yakasındaki tek lise Beşiktaş Kız Lisesi idi. Ayrıca Tophane yakınlarında bugünkü “Güzel Sanatlar Akademisi’nin yerinde aynı zamanda “Atatürk Kız Lisesi” bulunuyordu.

Erkekler için ise Ortaköy’deki Kabataş Erkek Lisesi sahil boyu Boğaziçi içinde tek lise idi. “Yüksek Denizcilik Okulu”nun önünden geçerek hemen yakınındaki  “Beşiktaş Kız Lisesi “ kapısında nöbet tutardık zaman zaman. Belediyenin tahsis ettiği özel öğrenci otobüslerinde kızlar erkekler hep birlikte ya sohbetlerle, ya sabah gazetelerini okuyarak giderdik okullara. Aslında bütün bu iç içe oluşa, yakınlığa  karşın tüm erkek öğrenciler son derece kibar, tam anlamıyla centilmen, saygılı, romantik davranışlar içindeydi kızlara karşı... Baharın son zamanlarında tertiplenen 'okul çaylarında' yaptığımız danslar dışında kızların ellerini tutma olanağını bile pek bulamazdık ve bu okul çayları bizi çok uzun sure tatlı tatlı avuturdu bir dahaki bahara kadar ve biz o günlerimizi hep mutlulukla anımsarız hala.

Seneler seneleri kovaladıkça İstanbul’un nüfusu özellikle göçlerle çok yoğunlaştı, 16 olan ilçe sayısı iki misline çıktı. Yaşam bambaşka yöne değişişti, kimse kimseyi tanımaz oldu, komşuluk azaldı, apartman hayatında sakinlere ancak asansörde rastlar olduk. Kızlarımda bu son derece kozmopolit şehirde sokak ve mahalle hayatını pek de göremeden büyüdüler. Sadece Sarıyer’e babaannesi ve dedesine ziyarete gittikleri, kaldıkları zamanlar hariç.

Hep bir kız kardeşimiz olsun isterdik. Bu muradım bir başka ve çok güzel şekilde tezahür etti ve iki birbirinden güzel, beni bana her daim mutlu, çok iyi hissettiren iki kızım oldu.

Kızlarıma öğütlerim olmuştu, her babanın yaptığı gibi mutlak, ama hepimizin görüşleri, değer yargıları, yetiştiği kültür, anlayış tamamen değişik olabilir ki bu da öğütleri farklı kılabilir.

İşte kendi yaşamışlıklarımdan damıtıp demlediklerimden kızlarıma vermiş olduğum öğütlerden hatırladıklarım; (Bir not düşmek isterim. Tüm bunlar benim tamamen şahsi fikirlerimdir. Her babanın evlatlarına öğütleri farklılıklar göstereceği izahtan varestedir. Yedek subaylık devremde bir bölük komutanı vardı bol sohbet ettiğimiz, çok sık şöyle derdi; “Her fikir mukaddestir, ama muteber değildir“)

Gençlik günlerimden tanıdığım ömür boyu süren güzel zamanları paylaştığım yaşıtım iki kızı olan aile vardı, Macar asıllı annenin bana söyledikleri aklımda kalmıştı. Bunlardan birini kızlarım büyüyüp belli bir çağa geldiğinde uygulamıştım. Neydi o;

“Erkekler kızlara nerede rastlar, nerede bulursa, tekrar geri oraya bırakırlar, onun için erkek arkadaş evimize gelecek, birlikte çıkacaksın ki dönüşte yine seni eve bıraksın. “    

  • Tanımadığın insanlardan özellikle de erkeklerden hediye kabul etmeyeceksin.
  • Sana, bilgine, kültürüne bir şeyler katacaklara sen ulaş, nasılsa sana da ulaşmaya çalışanlar olacaktır.
  • Erkek arkadaşlarının maddi olanaklarından, seni pahalı restoranlara getirmesinden, benzeri davranışlarından asla etkilenmemen için öncelikle baban elinden geleni yapacak, popüler yerlere birlikte gideceksin. Sadece kafa yapısı, kültürü, senin beğenine hitap ediyorsa arkadaş olabilirsin.
  • Tam da burada bir not düşmek isterim, İstanbul'da bir ara sadece Hilton Oteli vardı kayda değer, otelin lobisine bile gitmek sanki ulaşılmaz bir yer görünürdü uzaktan. Bu ve benzeri yerler maalesef etkileme alanları idi.
  • Ne yaşarsan yaşa, baban kızacak diye düşünsen bile, mutlaka her şeyini babanla zamanında paylaşacaksın. Benimle bütün sırlarını paylaşabilirsin yavrum.
  • Akşam dışarı çıkmalarda döneceğin saat konusunda anlaşalım, gecikme olmasın, olursa mutlaka eve telefon edeceksin.
  • Kız arkadaşının evinde gece yatısına kalmak kesinlikle mümkün olamaz, bunu bana teklif dahi etme. Ama kız arkadaşın bize gece yatısına gelebilir.
  • Herkese gülümseme kızım yanlış anlayabilirler.
  • Kendinle barışık ol.
  • Bol bol kitap oku kendini geliştir.
  • Vücuduna iyi bak, dik dur.
  • Çabuk öfkelenme. Öfkeni kontrol et.
  • Deodorant parfüm kullanma, sabun kokun yeter.
  • Paranı savurma dikkatli kullan.
  • Saf olma akıllı ol.
  • Herkesin seni sevmesine, beğenmesine odaklanma, sen sen ol yeter. Aksi halde yorgun düşersin
  • Alıngan olma.

Alınganlık yaşamının tadını tuzunu kaçırır, çevrendekileri de uzaklaştırır. Genelde özgüveni olmayan, kendinle dalgasını geçemeyen, her buluttan nem kapan, 'Acaba benim için mi bunu dedi, yoksa benden hoşlanmıyor mu, bak bunları mutlaka benim için yapmıştır alındım ona' diyenler için hayat çok zorlaşabilir. Hepimizin başkalarına ters gelen, hoşlanılmayan huylarımız, davranış tarzlarımız ve de kusurlarımız vardır. Kimsenin seni beğenmesi şart değil özel hayatında, seni ne mutlu ediyor huzurlu kılıyorsa onları yap karşındakilere saygını esirgemeden, sınırlarını aşmadan. 

  • Savunma refleksi ilişkilerini zedeler, seni rahatsız eder sonrasında. Sen kendin doğruluğuna inanıyor, vicdanın rahatsa eleştirilere karşı savunmaya geçme, cevap verme. Susmak, yerinde, erdemdir, ilişkilerde huzuru artırır.
  • Mutlaka EMPATİ yap karşındakiler için, ilişkilerin ve yaşamın çok daha güzelleşecek. İlişkilerinde söyleyeceğin sözler yapacağın davranışlar öncesinde, gerektiği zeminlerde empati yapmayı ihmal etme, önyargılı olmaktan uzak dur. “Ben olsaydım, benim söyleyeceğim bana söylenseydi, bana bu davranış yapılsaydı” gibi muhakemeleri kendi zihin süzgecinden geçirmen ilişkilerini daha sağlıklı hale getirebilecektir. Kişi ya da olaylar karşısında hiçbir zaman önyargılı olma, dinle, oku, öğren, sor, soruştur, öyle davran... 
  • Espri anlayışın hep tavan yapsın, çevren güzelleşir, aranan kişi olursun.
  • İmkanlarını zorla, gez ülkeni, dünyayı, tanış değişik kültürlerle, merak et, heyecan yaşa, maceraların olsun zira ileriki yaşlarına taşıyabileceğin tek şey yaşadıklarından anılarında kalanlardır.
  • Yanından ayrıldığın anda KENDİNİ İYİ HİSSETTİĞİN insanlarla zamanı paylaş bol bol. Yaşamın içinde değişik insanlarla değişik mekanlarda bulunacaksın. Ayrıldığında bazen için sıkılacak, bazen neşe dolup ıslık çalacaksın. Bu çok önemli, zira bir kişi ya da topluluktan ayrılıp, masadan kalktıktan sonra için şarkı söylüyor, kendini daha güzel ve iyi hissediyorsan o mekan ve kişilerle daha sık bir arada olmanın, zamanı paylaşmanın tercihleri içinde ol derim. 
  • Bugünlerine gelene kadar zamanını paylaştığın, güzellikler yaşadığın ailen, kardeşin, dost, arkadaş ve akrabalarınla zamanı paylaşmaya devam et, vefalı ol, kendini çok iyi hissedeceksin. Dost biriktirmek en büyük zenginliktir.
  • Mükemmel olmaktan uzak dur, zira yaşamını rahatsız eder. Seni sana ne nasıl iyi hissettiriyor, iç huzuru veriyorsa öyle ol ki, etrafa da kendine de huzurlu yaşam ver. Mükemmel değiliz hiçbirimiz,nasılsan öyle ol yeter... Sakın ha, kesinlikle mükemmellyetçi olmayı aklının ucundan bile geçirme... Başkaları seni mükemmel görsün diye yırtınma, yorma kendini, yoksa hayatın zorlaşabilir, miden ağrır, kasların tutulur, yanındakiler senin sayende daha  rahat yaşarken ve keyif çatarken...
  • Başkaları ne der sendromuna kapılma, çok uzak dur. El alem ne derse desin. Sen doğruları yaptığına inanıyor ve vicdanın huzur içinde ise, yastığa başını koyduğunda mışıl mışıl uyuyorsan boş ver başkaları ne derse desin senin için, aldırma, keyfini sür.  Başkaları ne der diye sakın hayatını yönlendirme...
  • Çevrende birbirine dargın, kızgın, küs hatta nefret edenler çıkacaktır. Lakin sen onların kendi aralarında arkadaşlıklarına güzel bir şekilde devam edeceklerine inanıyorsan, birbirleri hakkında onlara iyi şeyler söyle, bak sen öyle diyorsun ama o senin için hep güzel şeyler söylüyor gibi.
  • Unutma bir kişi yaptığı hoş olmayan şeyi tekrar edecektir, bir daha yapmayacağım dese dahi. İnsanlar tabii ki zaman içinde değişim gösterir ama altta yatan huy ve karakter pek değişmez.
  • İstisnai durumlar hariç, sana sorulmadıkça, senden istenmedikçe kimseye nasihat verme, karışma, yorum yapma... Aksi halde kakavan, ağaçkakan, maydanoz, sevimsiz kişi olabilirsin. Ayrıca istenmedi mi karşı tarafın algıları kapalı olur, boşa efor sarf edersin. Yorgun düşebilirsin... (İşte şimdi yandım, kimse benden kızlarına vermiş olduğun öğütleri bize de ver demedi ki! Neyse isteyen algısını açabilir diyelim, olmaz mı?)
  • Kendi iç dünyanda huzurlu olmak için yapabileceğin her şeyi yap. İçindeki huzur sana hep güzellikler yaşatır, umut dolu olursun, dünyaya hep güzel gözlerle bakarsın, yaşama bağlar, kendine ve çevrendekilere 'yaşamak ne güzel şey...' dersin, dedirtirsin. 
  • Sevildiğini algılamak güzeldir ama asıl güzel olan sevmektir zira o duygu sana aittir ve eminsindir. her ikisini birden hissetmek tabii ki çok daha güzeldir. Aşık olmak, yaşamak aşkları da mutlaka çok güzeldir, acı da olsa, tatlı da olsa, terk etsen de terkedilsen de... İleriki yaşlarına taşıyacağın bu güzel anılar dünyaya bakışını sonraki yaşamını çok güzel yapacaktır.
  • Kendinle başkalarının yanında dalga geçebil, bu özgüven kaynaklıdır, sevdirir, rahatlık verir.
  • Fayda sağlamayacaksa gereksiz olarak insanları eleştirme, tam aksine onlara hep güzel yönlerini anlat, insanoğlu güzel sözler duymayı, beğenilen yönlerinin ifade edilmesini çok sever, mutlu etmek mutluluk getirir. Eleştirel gözle bakma güzel bak, güzellik ara sende güzelleşirsin
  • Affetmek çok güzel bir erdemdir, hayata yeniden başlamak demektir. Birisi sana senin hoşlanmayacağın, hatta seni üzecek, sinirlendirecek, kırgınlık yaratacak bir davranışta bulundu. Üzüldün, kırıldın, canın sıkıldı, hatta bir daha görüşmem bunla gibisinden duygular geçirdin içinden. Halbuki beğendiğin, belki de sevdiğin bir kişi, ama yaptığına inanamıyorsun. İçinde tutuyorsun. Tuttukça seni kemiriyor, stres yapıyor, öfkelendiriyor. Gel en iyisi o kişiyi ve yaptığını içinden affet, belki unutmazsın yaptığını, bir daha da yapabileceğini düşünürsün, ki haklı da olabilirsin, ama iç huzurun ve sağlığın için bağışla gitsin, zira affetmek hayata yeniden başlamaktır bir bakıma.
  • ''Samimiyet” . Bu çok önemli, her daim samimi ol, doğruları söyle. Bu doğrular seni ve/veya karşındakini acıtsa da, üzse de zamanında söylemek, samimi olmak ileride doğabilecek kötü sonuçları, ilişkilerde bozulmayı, istenmeyen şeyleri önleyebilecektir. Her zaman her yerde her ilişkide samimi olalım, kimseyi suçlamayalım, tahammüllü, sabırlı ve hoşgörülü bir yaklaşım gösterelim.
  • Tüm yaşamında hayallerin eksik olmasın, hayaller kur, kurgula, seni ufuk çizgisi ötesindeki güzelliklere arzularına kavuşturabilecektir.
  • Öğüt veren çok olur, çoğunlukla da senin iyiliğin için denilir, sen kendi doğrularınla, felsefenle, ne, nasıl sana seni kendine iyi hissettiriyorsa, saygıda kusur etmeyerek, hayatını sağlıkla keyifle yaşamaya bak. Evlatlarınızla da konuşmaya başladığı andan itibaren dost ol, arkadaş ol, ona kendisinin birey olduğunu hissettir. (Yine öğüt verdim değil mi, ne yapalım tecrübelerden demlediğim tabletlerden bir yudum sen de iç demek mi geliyor içimden, bilemem.)

 Fethi Denizmen

Heybeliada Ağustos 2020

Yorumlar
Kalan Karakter 800
Nurhan Şimşek
Muhteşem bir yazı olmuş, okudukca kendimi alamadım. Okadar güzel okadar anlamlı öğütler vardıki hepsini kendime kulağıma küpe edeceğim, iyiki varsınız Fethi bey .
Tınaz Denizmen
Your girls are very lucky to have you as a father ❤️
Nesrin Tezcan
Harika bir babasınız. Onlar da öyle. Ne mutlu size. Tecrübelerinizden demlediğiniz tabletlerden ben de çevremdeki kızlara ikram edeceğim☺
Pınar Özdemir
Her zamanki gibi bir solukta okudum. Çok samimi ve içten bir yazı olmuş. Şahsi fikrim tavsiyelerinizin her biri çok kıymetli.
Melih Baş
Selam Feti abi.Dilerim yazdıkların gençkızlar ve ebeveyn kitlesine ulaşıp onların yaşamlarına daha bilinçli sahip çıkmalarına neden olur.Daha ne yazilabilirki?Yaşam süzgeçinden geçmiş bir babanın deneyimleri, hissettikleri.Günümüzün hoyrat,bencil ve kaos içindeki dünyasında böylesine bir bakış açısı yakalamak çok zor.Özlemle sen baba kız döktürüyorsunuz ne güzel.👏👏 Özlem ve Pınar ne kadar şanslı.ki Senin gibi bir babaya sahipler.
Cemal Çalımer
Fethi Kızların resimleri beni duygulandırdı. Çok küçüktü onlar ALLAH bahtlarini açık etsin.
Numan Balki
Fethi Bey merhaba, Elinize, kaleminize sağlık. Kızlardan çok bütün kız babaları için kılavuz niteliğinde olmuş. Görüşmek dileğiyle,