Sizden Gelenler

117 yıldır heykeli selamlanan dolandırıcı!

"Enteresandır, Köpenickli Yüzbaşı, bir asır sonra bile, bugün neden hala bu kadar popüler diye akla soru gelebilir? "

16 Ekim 1906, Belin yakınlarında şirin bir kasaba olan Köpernick’de sıradan bir günün sabahı.  Kasabasının Belediye Başkanı günlük rutin işleri ile meşgul iken içeriden gelen gürültülü seslerin ne olduğunu anlamak için koltuğundan kalktığında karşısında bir yüzbaşı ile karşılaşır emrindeki manganın askerlerine emirler dağıtırken.



Köpenick Belediye Binası girişindeki Heykeli .foto by Celal Basık

Prusya üniformalı yüzbaşı, usulsüzlükler yaptığını beyan ederek Belediye Başkanını ve saymanını tutuklatır. Yüzbaşı kasabanın Başkanlığına teslim edilmiş fonlarını görmek istediğini ve tüm paraların kendisine teslim edilmesini söyler.

Postaneden belediye hesabındaki paralar bir torbaya doldurulup Yüzbaşıya teslim edilir, içinde tam 4.000 Reichsmark vardır. Askerlere bir müddet daha orada kalıp güvenliği sağlamalarını emreden Yüzbaşı esas duruştaki askerlerin arasında yavaş adımlarla çıkıp istasyona doğru yola koyulur.

Köpenick Belediye Binası.. Yüzbaşının heykeli girişte sağda

Şimdi filmi biraz geriye saralım mı?.  Filmlerdeki flash back misali.!

Para dolu torbayla istasyona doğru yürüyen yüzbaşının kimliği ile başlayalım geri sarmaya;

Gerçek kimliği ile Friedrich Wilhelm Voigt, bugünün Sovetsk ( Kaliningrad) kasabası olan Prusyanın Tilsit kasabasında 13 şubat 1849’da dünyaya gelir. Babası gibi ayakkabı tamirciliği ile uğraşırken, Geleceğinin sinyallerini daha 14 yaşında bir vezneyi soyarken  verir kahramanımız (!) Yakalanır ve 14 günlüğüne hapse mahkum edilir.

Yaşamlarının devam ettiği Köpenick’teki günlük hayatı sefalet içinde geçerken ve babası gibi iyi bir ayakkabı ustası olacakken suça meyilli Voigt bir mahkemenin kasasını soymaya çalışırken yakalandığı için 15 sene hapis yatar. Yaşı ilerlemiş 60’a yaklaşmışken  yeni bir iş yeni bir hayat umuduyla bir şekilde Berlin’e gider ancak bırakın iş bulmayı pasaport bile alamayacak derecede sicili bozuk olan Voigt işlediği suçlar nedeni ile de polisten oturma izni alamaz.

Berlin’de kaçak yaşarken, bir ikinci el mağazasında Prusya Muhafızlarının 1. Alayına ait etkileyici bir yüzbaşı üniforması görür ve kafasından ne geçerse artık o anda üniformayı satın alır. Herhalde bu yaşa gelmiş bir baltaya sap olamamış Friedrich Voigt bir günlüğüne de olsa kendini önemli ve iyi hissetmek istemiş olabilir.

İşte o sabah, yani takvimler 16 ekim 1906’yı gösterirken , yüzbaşı üniformasını giyer, sokağa çıkar, dolaşmaya başlar Berlin sokaklarında. birdenbire gördüğü ilgiye ve herkesin ona gösterdiği saygıya şaşırmıştır. Bu ona yeni ve özel bir güce sahip olduğu duygusunu da vermiştir.

Aaa o da ne nöbet değiştiren bir manga asker, artık yüzbaşıdır ya, emir verebilir, işte iç dünyasında hayal ettiği her ne ise gerçek olabilecektir şimdi.  Mangadaki askerleri yanına çağırır ve peşinden gelmelerini emreder. Verilen emre uymaları gerektiğini düşünen askerler sahte subayımızın peşine takılır, tramvay yolculuğu sonrası Köpenick’e varırlar.

Voigt, kim bilir belleğinde neler var ise, belki de bir intikam duygusu, ancak sonradan öğrenilir ki niyeti  pasaport almaktır. Bu gaye ile askerleri Belediye Başkanlığı binasına yönlendirir, her odanın başına bir nöbetçi koyar, kimse dışarı çıkmayacak emrini verir. Ancak fark eder ki pasaport buradan alınmıyor ve anında kararını değiştirmiştir, bir grup askerle başkanın odasına girer ve yaptığı yolsuzluklar nedeniyle tutuklama emrini verir.  

Yazımın başında anlattığım üzere para dolu torba ile uzaklaşırken binadan, peşinden kimse gelmesin diye de askerleri güvenlik olarak bina ve girişinde kalmasını emretmiştir bile.

Belediye kasasından götürdüğü paralarla artık ne yaptığını bilmiyoruz, herkes tahminini yapabilir, belki de hiç dokunmamıştır, mümkün mü, cevabı evet te olabilir mi?

Şansı ve şanı uzun sürmemiş, aradan 10 gün geçtikten sonra Voigt için bu sahte saltanat yakalanması ile sona ermiş ve mahkemeye çıkartılan Yüzbaşımız ( ! ) 4 yıl hapse mahkum edilmiştir. Halk arasında “Köpenickli Yüzbaşı”  olarak nam salan yoksul kunduracının bu ilginç hikayesi Kral Kaiser Wilhelm’in kulağına kadar gitmiştir.

Son derece disiplinli Prusya ordusunun askerlerini, Belediyesini zekasıyla alt eden sıradan bir kunduracının yaptıklarına çok güldüğü söylenen kral, hem cezasız affedilmesini hem Köpenick Belediye binasının girişine heykelinin dikilmesi talimatını verir.

Daha sonra mı neler yaşadı bu heykeli dikilen kunduracı. Yine aklını zekasını çalıştırarak kendi portresi ile süslenmiş kartpostalları satmaya başlar. Almanya’yı dolaşarak. 1909’da Lüksemburg’a yerleşir, civar ülkeleri gezerek ekmeğini kazanır bu şekilde devam eden hayatının son zamanlarında, I. Dünya harbinin getirdiği sıkıntıların da etkisi ile olsa gerek, eski gri paltosuna sarınmış ve başında yüzbaşı şapkasıyla dilenci olarak yaşadığı görülmüştür.

Voigt, 3 Ocak 1922'de Lüksemburg'da ölmüş ve Cimetière Notre-Dame'e defnedilmiştir..

Enteresandır, Köpenickli Yüzbaşı, bir asır sonra bile, bugün neden hala bu kadar popüler diye akla soru gelebilir?  Nedeni belki de iki dünya harbi sırasında Alman askeri tarafından yapılan istilaları hatırlayan Lüksemburglular arasında bir özgürlük ve bağımsızlık sembolü haline gelmesi, onu katı bürokratik savaş odaklı toplumlara karşı bir asi olarak görmesi olabilir, belki de daha fazlası.

   “ The Captain from Köpenick” 1956 yapımı filmi de var. 8,5 dakikalık video da Voigt’i üniformayla gezerken şaşkınlığını, manga değişimi yapan askerlere komuta ederek Köpenick Belediyesine gidişi, emirler dağıtışını, keyifle para çantası ile yürüuüşünü Filmden izleyebilirsiniz.

Köpenick Kasabası

Berlin’de iseniz ya da gezmeye gitmişseniz bu kasabayı da görmek istersiniz belki. Berlin’in “Yeşil Akciğerleri” olarak anılan , II. Dünya harbinde hiç bombalanmamış bu tarihi kasaba, aynı zamanda Union Berlin futbol takımının da evi.

Köpenick – bir nehir manzarası-  foto by Celal Basık

Feryal Orhon Basık “-Genellikle Avrupa’da gördüğüm ve geçen yüzyılı hatırlatan dekoratif sokak lambalarını çok severim. “Ben bu lambayı söküp eve götüreceğim” diye tutturmuştum. O anın hatırası olarak çekildi bu fotoğraf - Köpenick”

Celal Basık, Köpenick

Yazıyı noktalarken aklıma “Sülün Osman “ geldi, bir efsane haline gelmişti, Taksim Meydanını, Galata Kulesini, Dolmabahçe  saat kulesi  ve nicelerini saf vatandaşlara satarak ünlenmiş ve en sonunda yakalanmıştı. Arama motoruna ismin, verip bakabilirsiniz merak ediyorsanız.

Bu vesile ile Heybeliadalı dostlarımız Celal ve Feryal Basık’a “ Köpenickli Yüzbaşıyı” anımsattıkları ve gönderdikleri fotoğraf ve bilgiler için teşekkür etmek isterim.

Köpenick’de gezerken Belediye binası önünde gördükleri heykelin kim olduklarını sonradan araştırıp ilginç hikayeyi öğrenmişler. Ben de Cannes’da bir İngilizin heykelini görünce şaşırmış ve sonradan Cannes’ı Cannes yapan kişi olduğunu öğrenmiştim. ( Bir Heykelin Bana Anlattıkları

Not.

İlgi duyanlar için;

Saray, Kral ve Yel Değirmeni 

Berlin seyahatimizde yazdıklarımı okuyabilirler.

25 Haziran 2023

Heybeliada