Sizden Gelen Hikayeler

Kummerow ve Babaannem

Kars bir kapıdır, Kafkasya ise bu kapıdan Anadolu'ya açılır. Abartısızca bambaşkadır. Dağı, suyu, yemi, yemeği, sofrası, folkloru, giysisi, toyu, adeti ve nicesi...

Kars bir kapıdır, Kafkasya ise bu kapıdan Anadolu'ya açılır. Abartısızca bambaşkadır. Dağı, suyu, yemi, yemeği, sofrası, folkloru, giysisi, toyu, adeti ve nicesi... Bahçelerindeki dikimler, iki bin beş yüz rakımlı ekimler, ufuk çizgisini aşan meralarda otlayan küçükbaşlar, danalar ve inekleriyle, burası büyüleyici bir yer. 

Başlangıcı 1877 bitişi 1918, Ekim Devrimi'nin beş ay sonrası... Kırk sene boyunca Çarlık Rusya’sının elinde kaldı burası. Kırk senelik o döneminde kırk millet burada harmanlandı. Almanlar bile getirildi de burada iskanlandı. Biri birine kız verdi, öbürü öbüründen aldı derken tam karışık, dayanıklı, uzun boylu, iri kemikli bir popülasyon ortaya çıktı. Ama asıl etken iklimdi.

Kars soğuktur, ciğerlerinizi dondurur. Kışları, iyi yandan bakarsanız altı ayı, kötü yandan bakarsanız dokuz ayı bulur. Sıfırın altında yirmiyi, otuzu hatta kırkı gördüğü olur. Dayanamayan zayıftır, doğanın acımasızlığında elenir. Dayananlar soylarını sürdürenlerdir. 

En iyi et Kars'tadır. Mera eti filan diyorlar ya hani, burası meranın da merasıdır. Derelerde zıp zıp, dünyanın en temiz alabalıkları, Anadolu'nun en yüksek rakımda yapılan tarımı, bölgede tek bir sanayi tesisi bile bulunmayışı, Gürcistan sınırını uçup geçip akşamları kovanlarına geri dönen Kafkas arıları, haliyle olağanüstü bir bal, tarlada- çayırda kökü bin senelik arpa, buğday ve çavdar... 'Kartol' diye ekilen tertemiz patatesler, Alp köylüsünü kıskandıracak yağlı sütler, yoğurt ve göğermiş peynirler... 

Bir de fakirlik var, o da korur seni. Şehre gidemezsin, gitsen bile cepte para yok. Dükkâna girip de rafine şeker edinemezsin. Yabandan kızılcık toplarsın, onu haşlarsın, süzgüden geçirir kaynatırsın, koyulaştırıp çayına katarsın. Burası yaşatır seni.  

Öldüğünde 100 yaşındaydı, resmi kayıttır bu, bizim aileden bildiğimiz 107... Babaannem rahmetli, Kars kadınıydı. Dipdiri saçında kırk örük, ana dişleri tastamam, akıl- hafıza tam, karakter tastamam. Son güne kadar öyle yaşadı ki o son günde de doğal nedenle yürümedi ahirete. Komşu nene ile ağaç, değnek ve baston ile birbirlerini hırpalamışlar. Başından darbe almış babaannem, yere öylece yığılmış. Biraz kavgacı yapıdaydı. O komşu nene de ya doksan beşti ya da yüz yaşında vardı. Hakime, savcıya aktarmadık bir şey... Ama hatırladıkça gülerim. 

Bu benim gerçeğim. Bildiğim, gördüğüm, yaşadığım gerçek. Bu gerçeğin üzerine İsviçreli bilim adamları neyi eklerse eklesin, ben şüphe ile bakarım. Gerçek tektir. Bilimsel çıktılar ise niyetlere göre eğilip bükülebilir, en azından bir süre, bazen çok uzun süre bunlar ile manipülasyon yapılabilir. Saf bilgi, saf bilim, saf sonuç değil anlatmaya çalıştığım. Bir süredir son elli yılda gıda üzerine yapılan bilimsel araştırmaların açıklanma biçimlerine, araştırmacılara, bilimin savaşçılarına yoğunlaştım. 

Fred Kummerow, otuz beş yaşında iken kalp hastalıkları ve sebepleri üzerine yoğunlaşıyor. Trans yağların önemli bir etken olduğunu saptıyor. 400'den fazla bilimsel makale yazıyor, bir dönem bilim dünyasından aforoz ediliyor. Ama o yılmıyor, davalar açıyor ve 2015 haziran ayında FDA'da trans yağları yasaklatıyor. Eldeki stokun 2018'e kadar bitirilmesi gibi bir karar eki çıkıyor.  

Trans yağlar sonra ne oluyor derseniz, üçüncü dünya ülkelerine paylaştırılıyor. Kalp dostu margarin reklamları, margarin öneren vakıflar ve "Kalbiniz için her gün margarin yiyin!" diyen sözüm ona doktorlar kara sayfaların en üstünde yazılıdır. Üç sayfa geride sigara içmeyi bütün topluma önerenleri de vardır. Meslekler değildir temiz ya da kirli olan; insandır.

Kummerow'un beslenme ve yaşam tarzını okudukça gülümsedim. Farklı bir meridyende yaşıyor ama babaanneme çok benziyor. Yaşamınca tam yağlı süt ürünleri tüketiyor. Bolca tereyağı yiyor, yumurtayı mucizevi buluyor, önemli bir yere koyuyor. Elbette düzenli yürüyor, egzersiz yapıyor. 102 yaşına aklı başında giriyor. Organlarının yaşlanması ile vefat ediyor. 

Hala yol gösteriyor, işaret ediyor. Sanırım gözleri açmak kâfi...

Pınar Kaftancıoğlu

Paranın Geleceği - Neha NarulaNeha Narula, kolektif para kurgusunu anlatıyor ve çok farklı görünen bir geleceğin resmini çiziyor.