Dostluk ve Hakikat
Tarih, yanlış yapan insanlardan çok onları uyarmayan insanların sessizliğiyle şekillendi. Çünkü insanın etrafındaki kalabalık her zaman dostluk anlamına gelmez. Bazen en büyük yalnızlık, herkesin aynı şeyi söylediği yerde başlar. Mitolojiler bile bunu anlatır.
Truva efsanesinde Cassandra yaklaşan felaketi görür, tahta atın şehri yok edeceğini söyler ve insanları uyarır, ama kimse onu dinlemez. Çünkü insanlar çoğu zaman gerçeği söyleyenleri değil, içlerini rahatlatanları duymak ister.
Yunan mitolojisinde Narcissus yalnızca kendi yansımasına hayran olduğu için yok olur. Belki de bu hikâye sadece kibri değil, insanın kendisine gerçeği söyleyecek kimse kalmadığında nasıl kendi görüntüsünün içinde kaybolduğunu anlatır.
İkarus’un hikâyesi de böyledir. Babası Daedalus ona güneşe fazla yaklaşmamasını söyler. Ama insan bazen uyarıları duymak istemez. Balmumundan kanatlar erir ve İkarus düşer. Çünkü bazı düşüşler, insanın duyduğu hakikati önemsememesiyle başlar.
Roma’da Julius Caesar’ın çevresi sadık görünen insanlarla doluydu. Senatörler, komutanlar, destekçiler… Ama insan bazen düşmanları yüzünden değil, kendisine gerçeği söylemeyen insanların arasında kaybolur. Belki de tarih bugün hâlâ bu yüzden aynı soruyu soruyor:
Caesar’ın yanında gerçekten dürüst olabilen kaç kişi vardı?
Osmanlı tarihinde de benzer hikâyeler vardır. Sultan İbrahim döneminde devletin içten içe çözüldüğünü gören insanlar vardı. Fakat sarayda gerçeği açıkça söylemek cesaret istiyordu. Çoğu kişi susmayı seçti, çünkü güç sahibi insanların çevresinde çoğu zaman dürüst insanlar değil, huzuru bozmayan insanlar kalır.
Kanuni Sultan Süleyman’ın son yıllarında da saray entrikalarının büyümesi biraz bunun sonucuydu. Güç arttıkça insanlar hakikati söylemek yerine dengeleri korumayı tercih ettiler. Bazen koskoca imparatorluklarda bile en büyük eksiklik, gerçeği çekinmeden söyleyebilecek birkaç insandı.
Belki de insanı en çok yalnızlaştıran şey budur:
Etrafında çok insan olduğu halde sana gerçeği söyleyebilecek kimsenin kalmaması.
Bugün bazı insanların yıllardır aynı yanlışların içinde dolaşmasına baktığımda bunu düşünüyorum. İnsan bazen kaybettiği için değil, kendisine “Artık durman gerekiyor” diyebilecek gerçek dostlara sahip olmadığı için insanların gözündeki değerini kaybediyor.
Çünkü gerçek dostluk alkışlamak değildir.
Bazen bir insanı en çok seven kişi, ona en rahatsız edici cümleyi kurabilendir.
Hayatta bazı büyük hatalar öfkeyle değil, sessizlikle büyür.
Ve insanı çoğu zaman düşmanları değil, sürekli haklı hissettiren yalnızlık yorar.
*Manşet görseli 1953 yapımı, Audrey Hepburn ve Gregory Peck'in başrollerini paylaştığı Roma Tatili (Roman Holiday) filminden bir sahnedir. Bocca della Verità (Gerçeğin Ağzı), İtalya'nın Roma kentindeki Santa Maria in Cosmedin Kilisesi'nin duvarında bulunan, insan yüzü şeklinde mermer bir maskedir. Antik Roma dönemine ait olduğu tahmin edilen bu tarihi eser, efsaneye göre yalan söyleyenlerin elini ısırıp kopardığına inanılan bir "yalan dedektörü" olarak bilinir.