Güncel

Sara Sarar ile Marka Değeri ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk İlişkisi Üzerine

Kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) anlayışının markalar üzerindeki dönüştürücü etkisini daha yakından ele almak için, SARAR Group Yönetim Kurulu üyesi Sara Sarar ile, sosyal etkinin kurumsal başarıya katkısı üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Günümüzde marka değeri yalnızca finansal göstergelerle değil, topluma sağlanan katkı ve yaratılan sosyal etkiyle birlikte değerlendiriliyor. Kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) anlayışının markalar üzerindeki dönüştürücü etkisini daha yakından ele almak için, SARAR Group Yönetim Kurulu üyesi Sara Sarar ile, sosyal etkinin kurumsal başarıya katkısı üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Marka değeri ile kurumsal sosyal sorumluluk arasında nasıl bir ilişki görüyorsunuz?

Sara Sarar: Marka değerinin ürün, hizmet ve fiyat dengesinden fazlasıyla tanımlandığını düşünüyorum. Kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı ve uygulamaları markanın hangi değerleri temsil ettiğini görünür hale getiriyor. Topluma katkı sunan yaklaşım, markanın güvenilirliğini destekliyor ve daha uzun soluklu bir bağ kurulmasını mümkün kılıyor.

Sosyal sorumluluk çalışmalarının marka algısına katkısı sizce nasıl şekilleniyor?

Sara Sarar: Sosyal sorumluluk, markanın “ne söylediği” kadar “ne yaptığı” ile de değerlendirildiği bir alan. Etki odaklı projeler, markayı daha anlamlı bir konuma taşıyor. Bu da tüketicinin gözünde markayı daha yakın, daha samimi ve daha güven veren bir yere yerleştiriyor.

Kurumsal başarı açısından sosyal etki neden daha görünür bir kriter haline geldi?

Sara Sarar: Kurumsal başarıyı sadece satış sonuçlarıyla okumak yerine, paydaşlarla kurulan ilişkilerin kalitesini de dikkate almak gerekiyor. Sosyal etki, kurumun çevresiyle kurduğu bağın gücünü yansıtıyor. Bu bağ güçlendikçe marka itibarı destekleniyor, iş birlikleri daha sağlam zeminde ilerliyor.

Sosyal sorumluluğun çalışan bağlılığı ve kurum kültürü üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sara Sarar: Ekiplerimizin parçası oldukları kurumun toplum için değer ürettiğini görmesi çok kıymetli. Kurumsal sosyal sorumluluk ve gönüllülük projeleri çalışanlara katkı sunabilecekleri bir alan açıyor. Bu da aidiyet duygusunu güçlendiriyor, kurum kültürünü daha kapsayıcı ve motive edici hale getiriyor.

Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinde sürdürülebilirlik yaklaşımı sizce nasıl kurulmalı?

Sara Sarar: Bu tip projelerin sürekliliği, sosyal etkinin derinleşmesini sağlıyor. Tek seferlik katkılar yerine, uzun vadeli hedefleri olan projeler daha güçlü bir değer yaratıyor. Bu yaklaşım, markanın istikrarını ve sorumluluk bilincini de daha net şekilde yansıtıyor.

Markalar sosyal sorumluluk çalışmalarını stratejik olarak nasıl konumlandırmalı?

Sara Sarar: Bu projelerin markanın genel stratejisiyle uyumlu olması gerektiğine inanıyorum. Markanın değerleriyle örtüşen, uzmanlık alanıyla ilişkili ve ölçülebilir hedefleri olan projeler daha güçlü sonuçlar doğuruyor. Böylece sosyal etki, kurumsal başarıyı destekleyen doğal bir bileşen haline geliyor.

Sosyal sorumluluğun müşteri sadakatine etkisini nasıl görüyorsunuz?

Sara Sarar: Müşteriler, ürün kalitesine ek olarak, markanın topluma karşı yaklaşımına da dikkat ediyor. Kurumsal sosyal sorumluluk, markayla kurulan ilişkiye anlam katıyor. Bu anlam güçlendikçe, sadakat daha doğal bir şekilde gelişiyor ve marka tercihinde belirleyici olabiliyor.

Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarında iletişim dili sizce nasıl olmalı?

Sara Sarar: İletişimde en önemli unsurun şeffaflık ve tutarlılık olduğunu düşünüyorum. Projenin amacı, hedefi ve yaratılan etki net şekilde anlatıldığında, markaya duyulan güven de güçleniyor. 

Gelecekte marka değeri ve kurumsal sosyal sorumluluk ilişkisi sizce nasıl evrilecek?

Sara Sarar: Gelecekte sosyal sorumluluk kavramının marka değerinin daha da ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyorum. Sosyal etki yaratabilen markalar, tüketici ve paydaş gözünde daha güçlü bir konuma yerleşecek.