Zenginler Neyi Farklı Yapıyorlar?
Zengin olmak bir gelir meselesi değil, bir düşünme ve yönetme biçimi. İşte finansal olarak güçlü insanların çoğunlukla yaptıkları bazı şeyler…
TUTABİLMEK...
Birçok insanın hedefi daha çok para kazanmak. Ama parayı tutabilmek ayrı bir beceri. Finansal olarak güçlü insanlar kazançtan çok nakit akışını yönetmeye odaklanıyor. Gelirleri arttığında hayat standartlarını aynı hızda büyütmüyorlar. Önce paranın nasıl girip çıktığını kontrol ediyorlar yani sistemi kuruyorlar.
İLK NEREYE GİDİYOR?
Genel alışkanlık ‘Ay sonunda para kalırsa birikim yaparım’. Zengin insanların yaklaşımı ise tam tersi. Onlar önce yatırıma ayırıyorlar, sonra harcıyorlar. Gelir gelir gelmez bir kısmını kenara koyuyorlar. Bu alışkanlık yıllar içinde büyük fark yaratıyor.
RUH HALİNE GÖRE DEĞİL
Genellikle stresliyken, sıkılınca, mutlu olunca harcamaya teşvik oluyoruz. Zengin insanlar parayı biraz daha farklı görüyor. Onlar için para duygusal değil stratejik bir konu. Harcamalarını o anki ruh halleri değil, planları belirliyor.
PARA ONLARA ÇALIŞIYOR
Çoğu insan hayatı boyunca para kazanmak için çalışıyor. Finansal olarak güçlü insanlar ise bir noktadan sonra paranın kendileri için çalışmasını sağlıyor. Yatırım dediğimiz şey aslında tam olarak bu: Paranın zaman içinde kendi kendine büyümesi.
AKILLI RİSK
Zengin insanların hiç risk almadığını düşünmek yanlış olur. Ama onların aldığı riskler plansız değil. Bilgiyle, araştırmayla ve planla hareket ediyorlar. Risk alıyorlar ama kontrolsüz değil, yöneterek.
ŞANS DEĞİL, BECERİ
Finansal olarak güçlü insanlar parayı şansa bırakmıyor. Gelir, borç, yatırım, bütçe… Bu konuları öğrenmeye zaman ayırıyorlar. Çünkü parayı yönetmek doğuştan gelen bir yetenek değil, öğrenilebilen bir beceri.
ZAMAN DA PARA GİBİ
Finansal olarak güçlü insanlar sadece paralarını değil, zamanlarını da dikkatle kullanır. Çünkü bilirler ki zaman doğru kullanıldığında gelir üretir, yanlış kullanıldığında ise fırsatlar kaçar.
DEĞERLİ Mİ DEĞİL Mİ?
Zenginler alışverişte sadece fiyat etiketine bakmıyor. Onların baktığı: Bu harcama bana gerçekten bir değer katıyor mu? Hayatı kolaylaştırıyorsa, zaman kazandırıyorsa ya da gelir artırıyorsa anlamlı olabilir.
GÜNÜN KEYFİ DEĞİL, YARININ GÜCÜ
Birçok insan bir şey ister istemez hemen almak istiyor. Yeni telefon çıkıyor, alınıyor. Daha iyi bir araba görülüyor, değiştirilmek isteniyor. Biraz da çevreye ayak uydurma duygusu devreye giriyor. Ama finansal olarak güçlü, zengin insanların yaklaşımı biraz farklı. Onlar bekleyebiliyorlar. Bugünün küçük keyiflerini bırakıp yarının daha büyük kazancı için sabredebiliyorlar. Eski bir arabaya binmekten, daha sade bir yerde yaşamaktan ya da pahalı markalar yerine daha uygun kıyafetler giymekten rahatsız olmuyorlar. Çünkü onların odağı başkalarına yetişmek değil. Kendi finansal hedeflerine ulaşmak. Kısacası gösteriş yerine özgürlüğü seçiyorlar. Bugünün anlık keyfi yerine yarının gücünü.
KÜÇÜK HARCAMA DİYE BİR ŞEY YOK
“Bir kahveden ne olur?” diye düşünmek çok kolay. Ama zenginler küçük harcamaların birikerek büyük sonuçlar doğurduğunu biliyor. Buna bileşik etki deniyor. Onlar bileşik etkiyi harcamada değil yatırımda kullanıyor. Küçük paralar doğru yönetildiğinde zamanla ciddi büyüyebiliyor.
ÇEVRE DE BİR FİNANSAL KARAR
Parayla ilgili alışkanlıklarımızı sadece gelirimiz değil, kimlerle vakit geçirdiğimiz de belirler. Dikkat ederseniz bazı arkadaş gruplarında sürekli harcama konuşulur. Yeni telefon, yeni tatil, yeni alışveriş… Böyle bir ortamda insan fark etmeden o ritme kapılabilir. Ama finansal olarak güçlü insanların çevresine baktığınızda başka bir şey görürsünüz. Hedef konuşan, yatırım konuşan, iş konuşan insanlar… Çünkü insan, içinde bulunduğu ortamın düşünme biçiminden etkilenir. Bu yüzden başarılı insanlar çevrelerini biraz daha bilinçli seçer. Aynı hedeflere bakan, birbirini motive eden, gerektiğinde dürüstçe geri bildirim veren insanlarla bir arada olurlar. Bir anlamda çevreleri sadece sosyal değil, gelişim ve ilerleme alanıdır. Kimse başarı yolunda tamamen yalnız yürümüyor. Bazen doğru bir arkadaş, bazen iyi bir mentor, bazen de sizi dürten bir çevre insanın yönünü değiştirebiliyor. O yüzden finansal hayatta bazen şu soruyu sormak gerekir: Benimle aynı yere gitmek isteyen insanlarla mı yürüyorum?
23 NİSAN
Dün 23 Nisan'dı. Hepimizin çocukluğunda ayrı bir yeri olan, çocuklara armağan edilmiş çok özel bir gün. Tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Bu özel günü düşünürken aklıma hep şu geliyor: Çocuklara bırakabileceğimiz en değerli şeylerden biri de parayı yönetebilme becerisi. Bugün birçok yetişkin parayla ilişkisini sonradan öğrenmeye çalışıyor. Çünkü çocukken bu konular pek konuşulmadı. Oysa para yönetimi de tıpkı okuma yazma gibi öğrenilen bir şey. Aslında çocuklara para bilinci kazandırmak çok büyük şeylerle başlamıyor. Harçlık vermek, bir şey almak için biraz beklemeyi öğretmek, küçük birikimler yaptırmak… Çocuk parayı sadece harcanacak bir şey değil de yönetilecek bir şey olarak görmeye başladığında hayat boyu taşıyacağı bir beceri kazanıyor. Belki bugün çocuklara sorulabilecek en güzel sorulardan biri şu: “Biriktirdiğin para ile ne yapmak istersin?” Çünkü finansal alışkanlıklar çoğu zaman yetişkinlikte değil, çocuklukta başlıyor.
Dün Göktürk Turgut Özal Ortaokulu’nda finansal okuryazarlık semineri yaptım. ‘İstek mi ihtiyaç mı?’, ‘Biriktir, paylaş, harca’ üç kumbarası, hedefin için plan yapmak, aile değerleri, marka mı kalite mi, menemen bütçesi, enerji tasarrufu gibi konular konuştuk. Geçen hafta yaşadığımız elim olay sonrasında okullarda hızlıca alınmış ekstra güvenlik önlemleri dikkatimi çekti ve beni memnun etti. Milli Eğitim Bakanlığımıza hassasiyeti ve hızı için tekrar teşekkür ederim.
Çocuklarımız için umut dolu güvenli gelecekleri hep beraber inşa edebilmek dileğiyle.