Güncel

Türkiye’de Yapay Zeka Hukuku 2026

2025 yılı, Türkiye’de Yapay Zeka Hukuku açısından yalnızca kavramsal ve teorik tartışmaların yürütüldüğü bir dönem olmaktan çıkarak, doğrudan idari ve kurumsal yapılanmaların hayata geçirildiği bir dönüm noktası olmuştur.

2025 yılı, Türkiye’de Yapay Zeka Hukuku açısından yalnızca kavramsal ve teorik tartışmaların yürütüldüğü bir dönem olmaktan çıkarak, doğrudan idari ve kurumsal yapılanmaların hayata geçirildiği bir dönüm noktası olmuştur. 2025 yılının sonuna yaklaşırken, 25 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki regülasyon yaklaşımını açık biçimde ortaya koymuş; bu yaklaşım, ağırlıklı olarak merkezi idari denetim ve kamu otoritesi temelli yönetişim modeli üzerine inşa edilmiştir.

Bu gelişmeler, müstakil bir “Yapay Zeka Kanunu” henüz yürürlüğe girmemişken, yapay zekanın hukuki statüsünün fiilen idare hukuku ekseninde şekillenmeye başladığını göstermektedir. Bu yazımızda, söz konusu idari dönüşümün kapsamı, yeni kurulan kurumların yetki alanları ve bu yapıların teknoloji şirketleri açısından doğurduğu hukuki sonuçlar ele alınmaktadır.

25 Aralık 2025 Kararnameleri ile Gelen Kurumsal Dönüşüm

Türkiye, yapay zeka alanında kapsamlı bir kanun hazırlığı yürütmekle birlikte, geçiş sürecinde oluşabilecek hukuki boşluğu idari yapılanma yoluyla doldurmayı tercih etmiştir. Bu çerçevede yapay zeka, devletin merkezi organizasyonu içinde iki ana sütun üzerine oturtulmuştur: ekonomik ve teknik düzenleme ile kamu güvenliği ve kamu kullanımı denetimi.

1. Milli Teknoloji ve Yapay Zeka Genel Müdürlüğü

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde kurulan Milli Teknoloji ve Yapay Zeka Genel Müdürlüğü, yapay zekanın ekonomik, teknik ve altyapısal boyutlarını düzenlemekle yetkilendirilmiştir. Bu birim, özellikle veri merkezleri, bulut bilişim altyapıları ve yapay zeka işlem kapasitesi sunan sistemler açısından standart belirleyici bir rol üstlenmektedir.

Getirilen yetkilendirme, lisanslama ve belgelendirme zorunlulukları, yapay zeka altyapısı sağlayan şirketlerin artık serbest piyasa koşulları dışında, kamu otoritesinin doğrudan denetimine tabi olacağını göstermektedir. Bu durum, yapay zekanın klasik bir yazılım faaliyeti olmaktan çıkarılarak, stratejik bir teknoloji alanı olarak konumlandırıldığının açık bir göstergesidir.

2. Siber Güvenlik Başkanlığı ve Kamu Yapay Zeka Genel Müdürlüğü

Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak yapılandırılan Siber Güvenlik Başkanlığı ise yapay zekayı daha çok kamu güvenliği, ulusal güvenlik ve dijital devlet perspektifinden ele almaktadır. Bu başkanlık, yapay zeka sistemlerinin siber dayanıklılığını, veri güvenliğini ve olası sistemik riskleri denetleme yetkisine sahiptir.

Aynı yapı altında kurulan Kamu Yapay Zeka Genel Müdürlüğü ise kamu kurumlarında kullanılan algoritmaların şeffaflığını, hesap verilebilirliğini ve teknik güvenliğini izlemekle görevlendirilmiştir. Böylece kamu sektöründe kullanılan yapay zeka uygulamaları, “kara kutu algoritmalar” olmaktan çıkarılarak idari denetime açık hale getirilmiştir.

Yapay Zeka Hukuku Kapsamında Şirketleri Neler Bekliyor?

Bu yeni idari yapı, yalnızca kamu kurumlarını değil; özel sektörde yapay zeka geliştiren, entegre eden veya bu altyapıları kullanan tüm şirketleri doğrudan etkilemektedir. Yapay Zeka Hukuku alanında uzmanlaşmış hukukçuların ortak değerlendirmesine göre, 2025 düzenlemeleri özellikle üç başlık altında kritik öneme sahiptir.

Veri Egemenliği ve Veri Güvenliği:
Veri merkezlerine getirilen teknik standartlar, kişisel verilerin korunması, veri yerelleştirme ve veri güvenliği ilkeleriyle doğrudan ilişkilidir. Yapay zeka sistemlerinin beslendiği veri setlerinin hukuka uygunluğu, artık yalnızca KVKK perspektifiyle değil, idari düzenlemeler çerçevesinde de değerlendirilecektir.

Algoritmik Hesap Verilebilirlik:
Özellikle kamu projelerinde kullanılan yapay zeka sistemlerinin teknik denetime tabi tutulması, “şeffaf algoritma” ilkesini fiilen zorunlu hale getirmektedir. Bu durum, şirketlerin geliştirdikleri algoritmaların mantığını, veri kaynaklarını ve karar mekanizmalarını açıklayabilir yapıda tasarlamalarını gerektirmektedir.

İdari İzin Süreçleri:
Yapay zeka altyapısı, veri işleme kapasitesi veya bulut hizmeti sunan şirketler için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan alınacak izinler artık hukuki bir zorunluluktur. Bu süreçlerin ihlali, idari yaptırımların yanı sıra faaliyet durdurma riskini de beraberinde getirebilecektir.

Gelecek Projeksiyonu: Yönetişimden Mevzuata

Türkiye’nin benimsediği bu merkezi yönetim modeli, ileride yürürlüğe girmesi beklenen Yapay Zeka Kanunu için güçlü bir idari zemin hazırlamaktadır. Avrupa Birliği’nin Yapay Zeka Yasası ile uyum çalışmalarının sürdüğü bu dönemde, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin yalnızca yerel düzenlemeleri değil, uluslararası uyum risklerini de dikkate alması gerekmektedir.

2025 Yapay Zeka Hukuku ile ilgili 191 sayılı cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile getirilen bu düzenlemeler, Türkiye’nin 2026 yapay zeka hukuku ile ilgili yapacağı çalışmaların öncüsü ve idari altyapısını oluşturmaktadır. Bu yeni dönemde, yapay zekayı yalnızca teknik bir araç olarak değil, hukuki sorumluluk doğuran stratejik bir unsur olarak ele almak kaçınılmaz hale gelmiştir.

Profesyonel Hukuki Danışmanlık Alın

Yapay zeka sistemlerinizin yeni kararnamelere uyumunu sağlamak, idari denetim süreçlerini doğru yönetmek ve hukuki riskleri minimize etmek için stratejik hukuki destek büyük önem taşımaktadır. Yapay zeka avukatları, teknoloji hukuku ve idari regülasyonlar alanındaki uzmanlığıyla, işletmenizin bu dönüşüm sürecinde doğru adımları atmasına rehberlik edebilir ve güncel gelişmeler konusunda sizi bilgilendirebilir.