Finans

Harcadık. Sonra Ne Oldu?

Bir harcama yaptığınızda kendinize ne soruyorsunuz? “Buna gerçekten ihtiyacım var mıydı?” mı? "İyi geldi, o kadar!” mı? Yoksa 'hiçbir şey' mi?

Bir şey almak istemekle ona gerçekten ihtiyaç duymak arasındaki çizgi her zaman net olmuyor. Özellikle de yorgunken, kafamız doluyken ya da kendimize küçük bir ödül vermek isterken… Peki bu harcamalar bizi gerçekten rahatlatıyor mu, yoksa sadece o anı mı kurtarıyor? Harcama bittikten sonra kalan duygu tatmin mi, hafif bir huzursuzluk mu? 

İşte çok değerli bir çalışmayla, tam olarak bu soruların peşine düştük. 

Common Cents Lab The Center for Advanced Hindsight at Duke University,  FODER, Monay ve FutureBright Group iş birliğiyle hazırlanan araştırmada, Türkiye’de ve ABD’de insanların isteğe bağlı (discretionary) harcamalardan sonra ne hissettiklerini inceledik.

Benim için hem öğrenerek hem de üreterek geçen, çok değerli bir sürecin sonunda ortaya çıkan, davranışsal finans ve psikolojik ihtiyaçlar ekseninde bir rapor hazırladık. 

https://www.fo-der.org/ccl- report/

Bu yazıda özellikle, raporun “Türkiye’de harcama sonrası memnuniyet” bölümünden çıkan sonuçlara odaklanmak istiyorum.

Öncelikle kısaca Monay’dan da bahsedelim.

Monay, para davranışına odaklanan bir finansal iyilik hali uygulaması. Kullanıcılara sadece “ne kadar harcadığını” değil, neden harcadığını fark ettirmeyi amaçlıyor; bütçeleme, borç yönetimi ve harcama alışkanlıkları üzerine davranış bilimi temelli yolculuklar sunuyor. Bu çalışmada Monay kullanıcılarını ayrıca incelememizin nedeni de tam olarak bu farkındalık boyutuydu.

Türkiye’de Harcama Sonrası Memnuniyet:

“İyi” Ama Çok da Değil

Araştırmaya göre Türkiye’de katılımcıların çoğu, son yaptıkları isteğe bağlı harcamayı orta düzeyde tatmin edici buluyor.
Yani insanlar genelde:

  • “Aşırı pişman” hissetmiyor
  • Ama “çok mutlu” da olmuyor

Genel kitlede memnuniyet oranları görece yüksek olsa da, bu memnuniyet daha çok ılımlı ve geçici bir tatmin düzeyinde kalıyor.

Monay Kullanıcılarında Daha Fazla Farkındalık

Araştırmanın önemli karşılaştırmalarından biri, genel kitle ile Monay kullanıcıları arasındaki fark.

Monay kullanıcıları:

  • Harcamalarından sonra “çok memnunum” deme konusunda daha temkinli
  • Harcamayı daha fazla sorguluyor
  • Harcama sonrası pişmanlığı daha net fark ediyor

Burada kritik nokta şu: Bu tablo, Monay kullanıcılarının daha mutsuz olduğunu değil, harcamaya daha bilinçli baktıklarını gösteriyor.

Davranış bilimi açısından bu önemli bir sinyal.

Çünkü farkındalık arttıkça, harcamaların otomatik olarak mutluluk üretmesi azalıyor; yerine kontrol hissi geliyor.

Neden Harcadıktan Sonra İç Rahatlığı Gelmiyor?

Raporun Türkiye analizine baktığımızda, harcama sonrası memnuniyetin neden sınırlı kaldığına dair üç ana neden öne çıkıyor:

1. İstek–zorunluluk çizgisinin bulanık olması

Türkiye’de birçok kişi, aslında isteğe bağlı olan harcamaları zorunluymuş gibi yapıyor.
Bu da harcama sonrası “ben bunu seçtim” hissini zayıflatıyor.

2. Yüksek enflasyon ve gelecek belirsizliği

Raporda Türkiye’nin yüksek enflasyon ortamının, harcamaları daha çok anı kurtarma davranışına dönüştürdüğü vurgulanıyor. Bu da harcama sonrası memnuniyetin kısa sürmesine neden oluyor.

3. Duygusal telafi harcamaları

Yorgunluk, stres, kendini ödüllendirme ihtiyacıyla yapılan harcamalar, o an iyi hissettirse bile, sonrasında karışık duygular bırakıyor. Bu durum özellikle memnuniyet–pişmanlık karışımı hislerle kendini gösteriyor.

“Bu harcama size gerçekten ne hissettirdi?”

Çok basit bir soru gibi duruyor.

Ama bu soruyu sormaya başladığınızda:

  • Otomatik harcamalar fark edilir hale geliyor
  • “İyi geldi” ile “alışkanlık” arasındaki fark netleşiyor
  • Harcamayla kurulan ilişki yavaş yavaş değişiyor

Finansal iyilik hali, sadece bütçe yapmakla değil; harcama sonrası duyguları tanımakla da ilgili.

Bu çalışmanın bize söylediği şey şu:
Mesele daha az harcamak değil. 

Mesele, harcadıktan sonra kendinizle daha barışık hissetmek.

Bize gerçekten neyin iyi geldiğini bilmek sadece harcamalarımızı değil, hayatla kurduğumuz ilişkiyi de değiştirir. Çünkü para çoğu zaman bir araçtır. Rahatlamak, kendimizi güvende hissetmek, değer görmek isteriz. Hangi harcamaların bu duyguları gerçekten beslediğini, hangilerinin sadece anı kurtardığını ayırt edebildiğimizde daha az savrulur, daha net kararlar alırız. Bu farkındalık bütçeden çok daha fazlasını etkiler: Zamanımızı, enerjimizi ve kendimizle olan ilişkimizi.