Bilerek Zor Olanı Seçmek
Hayatımızı değiştiren kararların çoğu ilk anda kolay hissettirenler değil desem, beni onaylar mısınız?
Sabah alarm çaldığında yataktan kalkmak yerine biraz daha uyumak daha kolay.
Harcamaları kontrol etmek yerine kredi kartını uzatmak daha kolay.
Sporu ertelemek, zor bir konuşmadan kaçmak, yeni bir şey öğrenmeyi sonraya bırakmak daha kolay...
İnsan beyni zaten bunun için tasarlanmış. Buna "anlık ödül yanlılığı" deniyor. Bugünkü küçük rahatlığı, gelecekteki büyük faydalara tercih etme eğilimindeyiz.
Aslında gün içinde bunun sayısız örneğini yaşıyoruz.
Bir bölüm daha dizi izlemek.
Biraz daha sosyal medyada vakit geçirmek.
Yürümek yerine arabaya binmek.
Yemek yapmak yerine sipariş vermek.
Birikime ayırabileceğimiz parayla kendimizi küçük bir alışverişle ödüllendirmek.
Beynimiz sürekli aynı şeyi söylüyor: "Mutluluğu şimdi al."
Bunda yanlış bir şey de yok aslında.
Hepimizin kendini ödüllendirmeye ihtiyacı var.
Yoğun bir günün ardından güzel bir kahve içmek.
Uzun bir haftanın sonunda sevdiğimiz bir şeyi satın almak.
Küçük keyifler hayatın tadı.
Sorun, ödülün kendisi değil.
Sorun, ödüllerin yönü.
Kendimize sürekli bugünkü versiyonumuz için ödüller veriyoruz.
Peki ya gelecekteki halimiz?
Onu ne sıklıkla düşünüyoruz?
Bir yıl sonraki kendimizi.
Beş yıl sonraki kendimizi.
Daha sakin, daha güçlü, daha özgür olmak isteyen halimizi...
İlginçtir, hayatta değer verdiğimiz pek çok şey zaman istiyor.
Bir ilişki zaman istiyor.
Bir beceri geliştirmek zaman istiyor.
Sağlıklı olmak zaman istiyor.
Güven inşa etmek zaman istiyor.
Tohum ekip ertesi gün meyve beklemiyoruz.
Ama konu para olunca bazen farklı davranıyoruz.
Hemen sonuç görmek istiyoruz.
Bugünkü keyiften vazgeçmeden yarının güvenini istiyoruz.
Oysa finansal hayat da diğer her şey gibi gecikmeli çalışan bir sistem.
Bugün yaptığımız seçimlerin etkisini çoğu zaman aylar, hatta yıllar sonra görüyoruz.
Peki siz, bugünkü siz ile gelecekti siz arasında bağ kuruyor musunuz?
Anı yaşamak güzel.
Ama yarın geldiğinde, o da o zamanın 'an'ı olacak. Ve o 'an'ı istediğiniz gibi yaşayabilme yeterliliğine sahip olmak isteyeceksiniz. Bu yüzden mesele seçim yapmak değil, bugünün mutluluğu ile yarının güveni arasında denge kurabilmek.