10 Milyon Gelse...
“Elinize bugün 10 milyon lira geçse hayatınız gerçekten değişir mi?” Çoğumuz hiç düşünmeden “Tabii ki değişir” deriz. Ama araştırmalar başka bir şey söylüyor. Gelin bunu inceleyelim.
Büyük ikramiye kazanan insanların önemli bir kısmı birkaç yıl sonra yine eski maddi sıkıntılarına dönebiliyor. Hatta bazıları eskisinden daha zor durumda kalabiliyor. Peki milyonlarca lira nasıl biter? Davranış biliminin buna bir cevabı var: Aslında mesele cebimize giren para değil, o parayı yöneten zihnimiz. Para artsa da doğru alışkanlıklara sahip değilsek, düşünme biçimimiz bizi yükselten cinsten değilse parayı elimizde tutmak ya da büyütmek zorlaşıyor. İşte, tam bu yüzden finansal psikoloji son yıllarda bu kadar önem kazandı. Artık biliyoruz ki para yönetimi sadece matematik değil, insan davranışını anlamakla ilgili.
TEST
Size bir soru sorayım. Kendinize zaman zaman şu cümlelerden birini kuruyor musunuz? “Ben para işlerinden anlamam.” “Bende para durmaz.” “Ne yaparsam yapayım yetişmiyor.” Belki bunlardan biri... Belki buna benzeyen başka bir cümle... Şimdi ilginç kısmı geliyor. Beynimiz bu cümleleri sadece duymuyor. Onları zamanla gerçek kabul ediyor. Psikolojide buna kimlik temelli davranış deniyor. Yani insanlar çoğu zaman hedeflerine göre değil, kendileri hakkında inandıkları hikayeye göre hareket ediyor.
KİMLİK
Kendine “Ben düzensiz biriyim” diyen biri ajanda alsa bile birkaç gün sonra bırakabiliyor. Aynı şey para için de geçerli. Kendinizi yıllardır “Para yönetemeyen biri” olarak tanımlıyorsanız, bütçe yapmaya başladığınızda bile beyniniz eski kimliğine dönmeye çalışıyor. İşte değişmesi gereken ilk yer tam burası.
BEYİN NE İSTİYOR?
Beyin sizi haklı çıkarmaya çalışıyor. Beynimizin çok ilginç bir huyu var. Sizin yanıldığınızı göstermekten hoşlanmıyor. Tam tersine... Sizi haklı çıkarmaya çalışıyor. Eğer “Ben zaten birikim yapamam” diye düşünüyorsanız, bir ay bütçeniz bozulduğunda beyniniz hemen şöyle diyor: “Gördün mü? Zaten yapamıyordun.” Oysa aynı olaya başka biri şöyle bakabiliyor: “Bu ay olmadı. Demek ki planı biraz değiştirmem gerekiyor.” Olay aynı. Yorum farklı. Sonuç bambaşka. Psikolog Carol Dweck’in yıllardır anlattığı gelişim zihniyeti tam da bunu anlatıyor. Başarılı insanlar hata yapmıyor değil, hatayı kimliklerine yapıştırmıyorlar. “Hak ediyorum” demek kibir değildir.
AH O KURALLAR
“Daha fazlasını kazansam bile elimde tutamam.” “Ben zaten böyle büyüdüm.” “Bizim ailede kimse para biriktiremedi.” Dikkat edin. Bu sözlerin hiçbiri ekonomiyle ilgili değil. Hepsi kimlikle ilgili. Çocukluğumuzda duyduğumuz cümleler, ailemizin para hakkındaki inançları, çevremizin bakış açısı... Hepsi zihnimizde görünmez kurallar oluşturuyor. Ve çoğu zaman farkında bile olmadan o kurallara göre yaşıyoruz. O yüzden bazen insanın önce banka hesabını değil, kendi içindeki sesleri dinlemesi gerekiyor. Çünkü içinizdeki ses size sürekli “Sen bunu hak etmiyorsun.” diyorsa, dışarıdan gelen fırsatları da tutmak zorlaşıyor.
NEDEN KÜÇÜK BAŞARILARI KÜÇÜMSÜYORUZ?
Bir takipçim bir kez şöyle demişti: “Bu ay sadece 2.000 lira biriktirebildim.” “Sadece” kelimesine takıldım. Aslında 2.000 lira ekside olmak yerine artıdaydı. Ama zihni bunu başarı olarak görmüyordu. Halbuki nörobilim bize başka bir şey söylüyor.
ÖDÜL SİSTEMİ
Beynimizdeki ödül sistemi sadece büyük sonuçlarda çalışmıyor. İlerlemeyi fark ettiğimizde de dopamin salgılıyor. Yani ilk kez harcamalarınızı yazmanız... Bir hafta bütçenize sadık kalmanız... İlk acil durum fonunuzu oluşturmanız... Bunların hepsi beyniniz için “Devam et” sinyali. Biz ise çoğu zaman bunları görmezden geliyoruz. Sonra da motivasyonumuz neden düştü diye şaşırıyoruz.
PEKİ NE YAPMALI?
Bu cümleleri ne kadar sık kurarsak çözüm üretme kapasitemiz de o kadar daralabiliyor. Belki şöyle demek daha gerçekçi: “Önümüzdeki birkaç ay için bütçemi yeniden düzenlemem gerekiyor.” “Şu an önceliklerimi değiştirmem lazım.” Aynı durum. Ama bambaşka bir bakış açısı. Ve bazen insanı ileri taşıyan tam da bu küçük fark oluyor. Sporcular yarıştan önce zihinsel prova yapıyor. Cerrahlar zorlu ameliyatları önce zihninde canlandırıyor. Çünkü beyin prova yapmayı seviyor. Siz de deneyebilirsiniz.