Forex Herkes İçin Kazanç Değil

Kaldıraçlı İşlemler Üzerine Bu yazıyı yaygın adıyla “Forex İşlemleri” diye tanınan kaldıraçlı işlemlerin avantajlarını ve risklerini tanıtmak ve bu işlemlerin hangi tür yatırımcılara uygun olduğunu netleştirmek amacı ile yazıyorum.

Kaldıraçlı veya kaldıraçsız her türlü Forex veya emtia işlemi tecrübeli ve “nitelikli” piyasa katılımcıları açısından önemli ve gerekli finansal enstrümanlardır. Yanlış olan, bu tür işlemlerin finansal piyasalar ve bu piyasalardaki riskler hakkında hiç bir bilgisi olmayan kişilere bir “yatırım aracı” olarak pazarlanmasıdır.

Geçtiğimiz günlerde Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Vahdettin Ertaş’ın basına açıkladığı gibi “Forex işlemlerinde 100 yatırımcının 88’i zarar etmektedir.” Aslında Sn. Ertaş’ın burada kullandığı “yatırımcı” tabiri sanırım alışkanlık nedeniyle kullanılmıştır. Kaldıraçlı foreks/emtia işlemlerinin yatırım ile herhangi alakaları yoktur, bunlar yüksek riskli, spekülatif işlemlerdir. Sn. Ertaş’ın bahsettiği istatistik de bunun bir göstergesidir.
Bakın investopedia.com “Investing 101” başlıklı bölümünde yatırımı basitçe nasıl tarif ediyor:

Yatırım nedir?
Yatırım eldeki parayı ek kar veya gelir elde etmek amacı ile herhangi bir işe, sermaye piyasası aracına, emtiaya veya gayrimenkule (yatırım araçlarına) uzun vadeli bağlamaktır.
Yatırım ne değildir?
Yatırım kumar değildir. Parayı getirisi belli olmayan ama riski aşırı yüksek işlemlere koymaya kumar denir.

İşlemin altındaki enstrüman ne olursa olsun (hisse senedi, döviz, altın, v.b.) kısa vadeli alım-satım işlemleri kumar kategorisine girerler. Hele bu işlemlere bir de kaldıraç eklenince risk çok yükselir, işlemler yüksek kazanç veya yüksek zarar sunar hale gelirler. İstatistiki olarak, bir kaç işlemde şansı yaver gidip kazanç sağlayan kişiler er veya geç şanslarının dönmesi ile zarar ederler ve birçoğu tüm parasını kaybeder. Bu saptamalar istatistiklere dayalı yapılmıştır ve istatistikler ortalamada hiç bir zaman yanılmazlar. Bazı aracı kurumlar bu istatistikleri çok iyi bildikleri için müşterilerin işlemlerine karşı taraf olurlar. Sonuç olarak müşterilerin kayıpları aracı kurumların karları olur.

Ben bankacılık kariyerime yabancı bir bankanın fon yönetimi bölümünde FX işlemi yaparak başladım ve daha sonra (1990’lı yılların başında) Türkiye’de yedi büyük bankaya danışmanlık hizmetleri verip onların fon yönetimi birimleri kurmalarına yardımcı olan bir ekibin içinde bulundum. Yaklaşık 12 yıldır da hemen hemen her gün forex piyasasında işlem yapmaktayım. Naçizane, bu piyasadaki fırsatları ve riskleri iyi bildiğimi düşünüyorum.

Herkesin birikimlerini dilediği gibi değerlendirme hakkı vardır. Bu piyasanın risklerini bilerek burada işlem yapan ve hayatlarını kazanmaya çalışan traderlara saygım vardır. Bu zorlu piyasada ancak aşırı disiplinli ve teknik bilgi sahibi kişiler başarılı olabilirler. Bunların sayısı da çok fazla değildir.
Durum böyle iken, bu yüksek riskli ürünlerin finansal piyasalar hakkında hiç bilgisi olmayan ve özellikle bu alandaki riskleri bilmeyen kişilere “karlı bir yatırım fırsatı” olarak pazarlanmasına ve onların küçük birikimlerinin çarçur edilmesine vicdan sahibi olan herkesin karşı çıkması gerekir.

Günlük işlerimin yanı sıra, kısa adı FODER olan Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği bünyesinde toplumun çeşitli kesimlerine finansal okuryazarlık eğitimleri veriyorum. Özellikle Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeline verdiğimiz eğitimler sırasında yaptığımız sohbetlerde çok sayıda kişinin hem kısa vadeli hisse senedi işlemlerinden hem de forex işlemlerinden büyük zararlar ettiklerini üzülerek duyuyorum.

Bu konuda Twitter üzerinden yaptığım yorumlara gelen yorumlar genelde iki büyük gruba ayrılıyor, bir yanda bu işlemlerden zarar etmiş ve dert yanan kişiler, diğer yanda bu işten para kazanan ve işlemleri savunan, beni eski kafalı olmakla, konuyu bilmemekle ve bu konuda kötü niyetli olmakla suçlayan kişiler..

Değerli okuyucu, geçmişte yatırımcılara karşı çok büyük hatalar yapıldı. Başta devlet olmak üzere, bankalar, bankerler, aracı kurumlar, halka açık şirketler, kooperatifler, v.b. yatırımcıların büyük zararlar etmelerine neden oldular ve yatırımcıların piyasalara ve kurumlara olan güvenlerini yerle bir ettiler. Kaldıraçlı işlemlerdeki suistimaller bunların sadece bir boyutudur. Daha önce hisse senedi işlemlerinde, portföy yönetimde, halka arzlarda, özelleştirmelerde, devletleştirmelerde, v.b. çok büyük hatalar yapıldı, vatandaşlar büyük zararlara uğratıldı. Bunların hepsi hakkında özellikle Türkiye Sermaye Piyasaları Başkanlığı yaptığım dönemde eleştirilerde bulundum, ilgilenenler bunları TSPB arşivlerinden okuyabilirler.

Diğer yandan 1975-2005 arasında Türkiye ekonomisine büyük darbe vuran ve dünyanın başka hiç bir ülkesinde eşi benzeri görülmemiş olan yüksek enflasyon ortamı, aynı dönemdeki ardı arkası kesilmeyen politik ve ekonomik krizlerle birleşince ortaya ürkek, kısa vadeci, sisteme güven duymayan bir yatırımcı kesimi çıkardı. Halihazırda Türk halkının gayrımenkul dışındaki yatırım portföyü ağırlıklı olarak kısa vadeli döviz ve TL mevduat ve sistemdışı altın ve dövizden oluşuyor. Bu hem son derece sağlıksız ve kötü getirili, hem de Türkiye ekonomisinin gelişmesine hiç bir katkısı olmayan bir portföy. Tersine, bu portföy Türkiye ekonomisi ile çıkar çatışması içinde ve şirketlerimize ve ülkemize büyüme için gerekli uzun vadeli borç veya özkaynak cinsinden kaynak sağlayabilmekten çok uzak.

Bu çarpık yapıyı er veya geç düzeltmek zorundayız. Bu da sadece ve sadece sermaye piyasasındaki insan kaynağımızı eğiterek, bilinçlendirerek ve geliştirerek uzmanlarımızın yatırımcılara dürüst ve daha iyi hizmet vermelerini sağlamakla mümkündür. Böylece yatırımcıların sermaye piyasasına olan güvenlerini yavaş yavaş da olsa yeniden kazanabiliriz.

Sermaye Piyasası Kurulu kendisine iletilen çok sayıda yatırımcı şikayeti üzerine kaldıraçlı işlemler konusuna geçtiğimiz günlerde el attı, yeni bir tebliğ yayınlayarak kaldıraç oranlarını düşürdü ve özellikle tecrübesiz yatırımcıları koruyacak yeni düzenlemeler ortaya koydu. Ancak, bu önlemler dahi sorunu çözmeye yeterli olmayacaktır. Sektördeki tüm şirketlerin bir araya gelip bir öz düzenleme çalışması yapması şarttır. Aksi takdirde yatırımcıların zararları sürecek ve düzenleyici kurum er veya geç daha katı düzenlemeler yapmak zorunda kalacaktır.

Tüm Sermaye Piyasası çalışanlarının herşeyden önce vicdanlarının sesini dinleyerek sadece ve sadece yatırımcıların çıkarlarının gözetildiği bir piyasa ortamı yaratmak için çabalamaları gerekmektedir. Aksi takdirde Türk Sermaye Piyasası’nın sağlıklı gelişmesi asla mümkün olmayacaktır.
Attila Köksal, CFA

25 Ocak 2016

Yorumlar
Kalan Karakter 800