Para Yanılsamasına Dikkat!

Hisse senedi, gayrimenkul, emtia gibi hemen hemen tüm varlık fiyatlarının artarken faizlerin düşmesi aklımıza “para yanılsaması” kavramını getirdi.

Para yanılsaması, bizlerin paranın üzerinde yazılı nominal değere bakıp, o paranın satın alma gücünü göz ardı etmemize verilen isimdir.

Bu kavram ilk kez 1920’li yıllarda Irving Fisher tarafından dile getirilmiş olup, farklı ekoldeki ekonomistler zıt görüşler bildirmiştir. Biz haddimizi bilerek o tartışmalara taraf olmadan, kavramın bugün günlük hayatımızda neden önemli olabileceğine değinelim.

Ülkemizde uzun yıllar çift haneli yüksek enflasyon vardı. Neyse ki 2004 yılı ortasından beri, istisnai dönemler olsa da, tek haneli enflasyonla yaşamaktayız. Ancak enflasyon hala var. Ekonomileri bizden büyük pek çok ülke içinden geçtiğimiz dönemde sıfıra yakın enflasyon tecrübe ederken, ülkemizde enflasyon yıllık %7-8 civarında.

Memleketimizdeki faize baktığımızda ise, iki yıllık gösterge tahvil getirisi %6.5 seviyesine kadar gerilemiş durumda. Eğer emekliyseniz ve birikimlerinizin faizi ile geçiniyor ya da parasal varlığınızı faiz geliri ile büyüttüğünüzü düşünüyorsanız, küçük çaplı bir para yanılsaması içindesiniz. Çünkü elinizdeki para rakamsal olarak artsa bile, reel olarak yani alım gücü olarak değer kaybediyor.

Bildiğiniz gibi ülkemizde fiyat artışları, tüketici fiyat endeksi denen TÜFE verileri ile ölçülüyor. TÜFE, içerisinde yüzlerce mal ve hizmetin değişen oranlarda yer aldığı bir harcama endeksi. İçerik elbette ki size özel harcamaların hepsini birebir karşılayamaz. Kirada oturmuyorsanız, kira kalemi sizi ilgilendirmez. Aynısı, örneğin, tütün ürünleri için de geçerlidir. Yine de ortalama enflasyonu vermesi açısından önemlidir.

Sizin sık tükettiğiniz mal ve satın aldığınız hizmetlerden oluşacak endeksi sadece siz bilebilirsiniz. Hesaplaması kolay olmasa da, her geçen ay ve yıl elimizdeki parayla daha az mal ve hizmet satın alabildiğinizi hissetmişsinizdir. İşte anlatmak istediğimiz tam da bu.

Belki maaşınız ya da diğer gelirleriniz rakamsal olarak her sene enflasyon oranında artıyor ve siz zenginleştiğinizi sanıyorsunuz ancak giderleriniz de en az o kadar, hatta hissettiğiniz doğruysa daha da hızlı artıyor.

Yukarıda saydıklarımız işin günlük harcamalar boyutu. Peki ya gayrimenkul fiyatları? Kira harcamalarındaki fiyat değişiklikleri enflasyon rakamlarında yer alsa da, gayrimenkul fiyatları kendisine yer bulamamaktadır. Ülkemizde ve aslında tüm dünyada bireylerin en büyük hayali bir ev sahibi olabilmektir. 2009 yılından bu yana gelişmiş ülkelerde yaşanan finansal krizden sonra başta ABD ve Avrupa Merkez Bankaları faiz oranlarını sıfıra yakın düzeyde tutarak para piyasalarına düşük maliyetli ve çok fazla miktarda para sokmaya devam etmektedir. Bu da özellikle bizim gibi ekonomisi güçlü olan gelişmekte olan ülkelere nakit girişini hızlandırmış ve varlık enflasyonu yaratmıştır. Para borsalara ve gayrimenkule akmış, doğal olarak hisse senedi fiyatları ve konut fiyatları hızlıca artmıştır.

Peki sizin geliriniz, servetiniz bu oranda yükselmiş midir? Eğer paranızı sadece faizde değerlendiriyorsanız pek mümkün gözükmüyor. Bundan üç sene önce 100 bin liraya alabildiğiniz ev, çoktan 200-250 bin lira oldu bile. Sizin bankadaki paranız ise olsa olsa 140 bin lira olmuştur. Diğer deyişle elinizdeki parayla üç yıl önce bir ev alabiliyorsanız, bugün neredeyse yarım ev alabiliyorsunuz. İşte size para yanılsaması. Paranız arttı sanırken erimiş.

Peki paramızı erimekten nasıl kurtarabiliriz, yok mu bu yanılsamanın çaresi? Dilimiz döndüğünce bunu da sonraki yazılarımızda anlatmaya çalışalım.

Yorumlar
Kalan Karakter 800

Moneye 7/24 Her An Seninle!

Yaptığın harcama istek miydi yoksa ihtiyaç mıydı? Peki kendine koyduğun “ev” ya da “araba” hedefinde yolun neresindesin? Bu ay ne kadar para harcadın? Sor, Moneye sana söylesin.

Google Play App Store