Sene 1687… 1 Kuruş Hikayesi - 01.11.2014

Onlar her yerde…  Elinizi cebinize yanlışlıkta attığınızda, parmaklarınızın arasında şıkır şıkır, şıkırdayan. Pantolonunuzu askıya asarken, birden pırıldayarak aşağı yuvarlanan. Çantanızın ön cebinin en karanlık köşesine sıkışmış, keşfedilmeyi bekleyen. Sıra futbolu oynarken, attığınız gole ortak olan. Akçe, metelik, mangır, dirhem… Nam-ı...

Onlar her yerde…  Elinizi cebinize yanlışlıkta attığınızda, parmaklarınızın arasında şıkır şıkır, şıkırdayan. Pantolonunuzu askıya asarken, birden pırıldayarak aşağı yuvarlanan.

Çantanızın ön cebinin en karanlık köşesine sıkışmış, keşfedilmeyi bekleyen. Sıra futbolu oynarken, attığınız gole ortak olan. Akçe, metelik, mangır, dirhem… Nam-ı değer: Kuruş!

Bu ufak tefek madeni paraların medeniyetin göstergesi olduğunu söylersem şaşırır mısınız? Neden böyle bir giriş yaptığımı merak ediyorsanız hemen cevaplayayım:

1924’te Milano’da düzenlenen Birinci Uluslararası Tasarruf Kongresi’nde alınan kararla 31 Ekim “Dünya Tasarruf Günü” olarak ilan edildi. Geçtiğimiz gün “Dünya Tasarruf Günü”ydü. Hal böyleyken, ‘Kuruş’un hikâyesini anlatmadan tasarrufu anlatmak olmaz.

Her 1 Kuruş’ta Alın Terimiz Gizli
Kuruş, Türkiye'de ilk defa 1687 yılında Sultan II. Süleyman döneminde kullanılıyor.

Cumhuriyet döneminde de kullanılmaya devam ediyor. 1989 yılına gelindiğinde, 25 ve 50 kuruşluk madeni paraların tedavülden kaldırılmasıyla günlük hayatımızdan çıksa da, 2005 yılının başında ‘Yeni Kuruş’ olarak yeniden tedavüle giriyor.

Her alın terimizde her emeğimizde 1 kuruşun hikâyesi var. Orada, burada unuttuğumuz, önemsemeyip bir kenara attığımız her kuruş, aslında gelişmişlik düzeyimizin, medeniyet seviyemizin bir göstergesi.

1 Milyon 537 Bin Kişinin Maaşı Cebimizde
Cebimizdeki madeni paralarla, asgari ücretle çalışan 1 milyon 537 bin kişinin bir aylık maaşlarının ödenebileceğini biliyor muydunuz? Sadece bu veri bile kuruşun ekonomik kalkınma için ne derece anlamlı olduğunu gösteriyor.

O yüzden “Kuruşumuza sahip çıkalım.” Unutmayalım, bu ülke kuruşlarına sahip çıkarak bu günlere geldi.

2. Finansal Okuryazarlık ve Erişim Zirvesi
Geçtiğimiz 27 Ekim günü ise benim için ayrıca anlamlı ve önemliydi. Kurucu Başkanı olduğum FODER (Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği) ve Türkiye Ekonomi Bankası iş birliğiyle 2. Finansal Okuryazarlık Erişim Zirvesi düzenlendi. Zirvenin amacı; Türkiye’de finansal okuryazarlık konusunda ortak bilinç ve gündem yaratmak. Çünkü finansal okuryazarlık demek, tasarrufların artması ve ekonomik refahın yükselmesi demek.

Biz aslında eskiden daha tasarrufluyduk. “Ak akçe kara gün içindir”, “damlaya damlaya göl olur” gibi atasözleriyle büyüdük ama ülkece bugün geldiğimiz durum farklı. 1990’larda yurt içi tasarruf oranımız yüzde 23,5 iken, 2000-2008 döneminde bu oran yüzde 17’ye, 2013’te ise yüzde 13,4’e geriledi. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama tasarruf oranı yüzde 33. Bu oran Çin'de yüzde 50, Hindistan'da ise yüzde 38 düzeyinde.

Tasarrufla Tam Yol İleri
Zirvede konuşmacılar arasında yer alan IMF Türkiye Daimi Temsilcisi Srikant Seshardi de ülkemizde tasarruf oranlarının düşük olduğuna değindi ve Türkiye’nin ilk 10 büyük ekonomi arasına girme hayallerine ulaşması için gerekli yakıtın tasarruf olduğunun altını çizdi.

Türkiye’de bunun göstergelerine bakıldığında sadece yüzde 58’imizin banka hesabı var. Aslında bu oran diğer gelişmekte olan ülkelerinkine benziyor. Ama bizde aynı oran erkeklerde yüzde 82 kadınlarda ise sadece yüzde 33. Dağılım, sosyoekonomik yapılara göre de çok farklılık gösteriyor. En yüksek gelir seviyesine sahip 4’te1’lik nüfusun hemen hemen tamamının banka hesabı varken, en alt 4’te 1’lik grupta bu oran yarıdan az. Diğer yandan kredi kartına sahip olma oranlarında birçok ülkenin üzerindeyiz. Ayrıca gençlerin yüzde 40’ı yaşlılık dönemleri için para biriktirmeye yönelik hiçbir planlarının olmadığını söylüyor.

Peki, Türkiye’de Tasarruf Oranları Nasıl Artar?
Cevap;  finansal eğitim ve finansal bilincin artması. Zirvenin değerli katılımcısı Global Finansal Okuryazarlık Merkezi Başkanı Annamaria Lusardi, finansal okuryazarlık eğitimlerinin okullarda, iş yerlerinde ve yerel merkezlerde verilirse başarılı olacağını söylüyor. Obama’nın danışmanı John Hope Byrant da; “Türkiye’nin geleceği kobiler ve girişimcilerin elinde, onların önünü açan da finansal okuryazarlık” dedi.

4 İlde 10.000 Öğrenci
FODER de iki senedir  bu alanda hizmetler veriyor, gönüllü çalışmalar yapıyor. Eğitim gönüllülerimiz aracılığıyla, “Parayı Öğrenme Haftası”nda 150 öğretmen ve 10 bin öğrenciye eğitim verdik. Daha da fazlasını yapacağız.

Sanatla Finansal Okuryazarlık
Bu konuda bir güzel haber de Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF’ten geldi. Türkiye Ekonomi Bankası’nın finansal desteğiyle Türkiye’nin dört bir yanındaki okullarda önümüzdeki dönem “Sanat Yoluyla Sosyal ve Finansal Eğitim Projesi”ni başlatıyorlar. Kendilerini tebrik ediyoruz.

Haydi, daha tasarruflu, mutlu bir Türkiye için çoluk çocuk, genç yaşlı demeden el ele verelim.

Türkiye bu günlere kuruş kuruş geldi.  Biz de kuruşlarımızın kıymetini bilelim.

Sağlık, sevgi ve para ile kalın…

Yorumlar
Kalan Karakter 800