Ekonomik Soğuk Savaşın Rüzgarları Esiyor

Yeni nesil soğuk savaşın esintisi uzun süredir hissediliyordu ama ilk çatışmanın Kanada’da olmasını beklemiyorduk.
Ekonomik Soğuk Savaşın Rüzgarları Esiyor

Huawei’nin CFO’su ve kurucusunun kızı olan Meng Wanzhou ‘un tutuklanması,  yaklaşmakta olan büyük çatışmanın ilk işaret fişeğini ateşledi. ABD’nin, Huawei’in Iran’a karşı yaptırımları, üçüncü bir şirket aracılığıyla deldiği iddiasıyla başlattığı soruşturma sürecinde 22 Ağustos 2018 tarihinde Huawei CFO’su hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Kanada’nın İngiliz Kolumbiyası bölgesinde sürekli oturum izni olan ve Vancouver’da uzun süre yaşamış olan Wanzhou, Hong Kong’dan Vancouver bağlantılı Meksika uçağına binmek isterken 1 Aralık 2018’de tutuklandı. Bu bilgi kamuoyuna ancak 5 Aralık tarihinde verildi. ABD, Wanzhou’nun Amerika’ya teslim edilmesini talep ediyor.

Bu tutuklamayı takip eden günlerde iki Kanada vatandaşı önce oturum izinleri bahane edilerek tutuklandı, aylar sonunda Çin otoriteleri bu iki kişinin teknoloji casusluğu yaptıkları ve devlet sırlarını çaldıkları iddiasıyla tutuklandıklarının söyleyerek, bu davanın tüm akışını değiştirdi. Ocak ayı içerisinde uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları ile Çin’de tutuklu bulunan bir başka Kanada vatandaşının 15 yıllık hapis cezası, hızlı bir yeniden yargılama ile ölüm cezasına çevrildi.

Adeta bir macera romanını andıran bu gelişmeler yaşanırken, Şubat’ın son haftasında Huawei CFO’sunun Amerikan Adalet Bakanlığına teslimi konusundaki ilk dava görüldü. Uzun bir hukuki savaşa dönmesi beklenen bu sürecin başladığı gün Huawei’de Amerikan Hükümeti aleyhine anayasaya aykırılık iddiasıyla dava açtı. 28 Şubat 2019 tarihinde Wall Street Journal gazetesinde tam sayfa ilanla tüm medyaya bir çağrı yapan Huawei, tüm Amerikan medyasını kendilerini daha yakından tanımak için ülkelerine ve araştırma tesislerine davet etti. Takip eden günler içerisinde Belçika’da bir siber güvenlik ve şeffaflık merkezi açılması da Huawei’nin bu çatışmada işleri gayet sıkı tuttuğunu gösteriyor. Bu arada Amerikan Hükümetine yakın kaynaklarda rahat durmuyor ve sık sık Çin’in son 20 yılda yaptığı teknoloji casusluğu ile Amerikan vergi mükelleflerini ve Amerikan ekonomisini trilyon dolara yakın zarara uğrattığını öne sürüyorlar. 

Büyük bir medya çatışmasının tam ortasında tüm bu gelişmeleri sakince değerlendirmek ve ortaya çıkan bu kavganın detaylarını yeniden okumak gerekiyor. Blokların teknoloji rekabeti üzerinden oluştuğu yeni Dünya düzeninde kartlar yeniden dağıtılırken, doğuda biriken büyük güç hızla tüm altyapıları ele geçirmeye ve disiplinli bir biçimde teknoloji liderliğini almaya devam ediyor. Vodafone’un İngiltere’nin Huawei 5G altyapısı kullanmaması durumunda milyonlarca Pound zarar edeceğini söylemesi ve bu esnada hem İngiltere de hem de Kanada da yerel telekom otoritelerinin Huawei’in sunduğu 5G altyapılarını ulusal güvenlik sebebiyle değerlendirmek istemeleri tesadüften ibaret değil. Bu kavgada herkes safını almaya ve cephesini korumak için müttefiklerini belirlemeye çalışıyor. 

Bu kavga yeni jenerasyon iletişim ağlarının kurulması, bu şebekelere bağlı uç cihazların tasarımı ve internete bağlı sistemlerin üretimi esnasında büyüyerek devam edecek gibi görünüyor. Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, Çin’de görülen daralmaya rağmen, Çin’in Asya’yı Avrupa ile bağlayacak geniş ticaret yolu projesi “One Belt One Road” da tüm hızıyla sürüyor. Gelişen ticaret yolları, Çin mallarının Avrupa’ya ve yol üzerinde Türkiye dahil pek çok pazara kolayca erişmesini sağlarken, karşılıklı ticareti büyük bir ölçüde artıracak. 2020 seçimleri yaklaşırken Amerikan yönetimi bir yandan Çin ile ticaret üzerinden karşılıklı bir vergilendirme mücadelesine girerek gizli bir çatışma yürütürken, bir yandan da teknoloji liderliğini korumak konusunda elindeki tüm imkanları sonuna kadar kullanmaya çalışıyor.

İngiltere dışında Avrupa Birliği henüz bu konuda net bir tavır belirlemiş değil, bizim de bu çatışma içerisinde kendimize maksimum faydayı nasıl sağlayabileceğimiz konusuna odaklanmaya ihtiyacımız var. Önümüzdeki yirmi senelik süreçte, yapay zeka, makine öğrenmesi, IOT(nesnelerin interneti), otonom sistemler konusunda sıkı bir rekabet yaşanacak. Bu esnada ortaya çıkacak kaçınılmaz sürtüşme, takip eden 50-70 yıllık süreçte lider ekonomilerin hangileri olacağını belirleyecek en önemli unsur haline geliyor. 

Süreci yakından takip ederek liderlik etmek istediğimiz alanları belirlemek ve bu alanda orta ve uzun vade stratejilerin netleştirilmesi, buna bağlı iş planlarının oluşturulması, bu çatışmadan kendi lehimize faydalar çıkarmamızı sağlayabilir. Bu hızlı değişimi kavrayarak, yeni bir yol haritası belirlenmesi geleceğimiz açısından çok büyük öneme sahip. 

Ortaya çıkacak stratejinin, eğitim kaynaklarından, üretime, endüstri standartlarının belirlenmesinden, ihracata kadar pek çok alanda kalıcı etkiler bırakacağını görebiliyoruz.

Peki strateji belirlemesek olur mu? Günün akşını göre karar alacağımız bir tavır seçmek bize fayda sağlar mı? Sanırım cevaplanması en zor ve aynı zamanda en kolay konu bu. Zor çünkü, bu konuda kararları dikte edecek bir ekonomik ve teknolojik ağırlığa sahip değiliz, iyi analiz ve net karar alma kapasitesine ihtiyacımız var. Kolaylığı şurada, kendimizi günlük akışa bırakabiliriz, bu da bizi bugün yaşadığımız kısır tartışmalardan ileriye götürmez ama çok düşünme gerektirmeden basitçe “Kervanı yolda düzelim” diyebiliriz. Bu durumda çocuklarımızın hazır olmadığı, ekonomik unsurların kavramadığı ve hazır olmadığı bir rekabet ortamı ile karşı karşıya kalma ihtimali çok yüksek. Teknolojik gelişmeler ve bunların uzun vadeli etkilerini yönetebilmek için artık son vagona atlama alışkanlığımızdan vazgeçip, acilen düşünmeye, planlamaya ve bu plana uygun kararlar almaya başlamak zorundayız. Aksi halde, Türkiye her on yılda zor kararlar almak ve kaderini dünyanın değişen rüzgarlarına sürekli terk etmek zorunda kalacak gibi görünüyor.

Yorumlar Üye girişi
1000
*
*
*
* Mesajınızın sorumluluğu size aittir
Benzer Haberler
listelemeye devam et
Üye Ol