10 Saniye - 25.02.2012

Bir gün arkadaşlarınızla kahve içmek için evden çıktınız. Hava güzel. Sokakta yürüyorsunuz. Birden yoldaki mağazanın vitrininde bir ayakkabıya takıldı gözünüz. O da ne, yıldırım aşkı sanki! "Ne şık bir şey böyle" diye bir bakış atıyorsunuz... Ve 'Bir fiyatını sorayım ne kadarmış acaba?" diyerek kendinizi içeride buluveriyorsunuz. DUR! Kaç...

Bir gün arkadaşlarınızla kahve içmek için evden çıktınız. Hava güzel. Sokakta yürüyorsunuz. Birden yoldaki mağazanın vitrininde bir ayakkabıya takıldı gözünüz.

O da ne, yıldırım aşkı sanki! "Ne şık bir şey böyle" diye bir bakış atıyorsunuz...

Ve 'Bir fiyatını sorayım ne kadarmış acaba?" diyerek kendinizi içeride buluveriyorsunuz. DUR! Kaç paraysa kaç para, size ne? İstatistik bürosu musunuz siz, nedir bu merak? (devam) İçeri giriş o giriş. Bir yandan "Sadece bakıyorum canım, iki dakikada çıkarım" diye düşünürken Bir yandan da, "Pardon, bu ayakkabı kaç para' diye satıcıyı yakaladınız bile.

'Hmm… 10 lira demek, çok teşekkürler.' İçinizde inceden inceye bir ikna makamı tıngırdamaya başlıyor. . . "Alabilirim aslında", "Ne olacak 110 lira dediğin nedir ki?" Bir taraftan da yan gözle satıcıya "pardon, 38 numarası var mı?" diye sesleniyorsunuz… "Bir deneyebilir miyim acaba? Siyah olsun lütfen. " diye (devam).

Dur! Nerden çıktı şimdi bu deneme faslı? Prensini arayan Sindirella mısınız? Fiyatı öğrendiniz yetmedi mi? İlle de ayak girecek içine! Giydiniz, bir önden bakış, bir yandan bakış… 'Pek olmadı'.

Dur! Hadi çıkın dükkandan, siz kahve içmeye gitmiyor muydunuz? (devam) 'Şey bir de şurada duranı deneyebilir miyim size zahmet.' Gözler fırıl fırıl, acaba başka bir şey de yakalar mıyım diye…

O sırada ayakkabıyı getiren satıcı ile bir sohbet başlıyor ve eyvah o da ne! Bu ayakkabı ayağınızı sardı, şahane duruyor.

Satıcı da karşınızda emme basma tulumba gibi kafa sallıyor, sizin hisleri teyit edercesine "aVllahi hanımefendi, kalıp gibi oturdu."

Dur! Siz ciddi misiniz? Bu sefer de utanç bastı, şimdi almasanız satıcıya ayıp olur! Sonuçta bir çift ayakkabıyı alabilecek durumdasınız. Yoksa değil misiniz? Aman ne olacak hava güzel, dünya üç günlük... Şimdi bir alıverin, herkes memnun olsun, en kötü geri getirirsiniz. Adam o kadar uğraştı…

Dur! Siz satıcıları memnun etme derneğinden misiniz? Size ne, ne hissederse hissetsin, adamın işi bu. Emin adımlarla kasaya yaklaşırken içinizden düşünüyorsunuz, "Şimdi cüzdandan 110 lira çıkmaz, ama nakite lüzum yok, kartım var." Kasaya vardınız, yüzünüzde hain bir gülümseme, içinizde yeni ayakkabınızın verdiği keyif, uzatıyorsunuz kredi kartını ve muhteşem soru geliyor: "Hanımefendi kaç taksit yapalım? 5, 7, 12."

Dur! Yahu ne taksiti! Ne oluyor! Siz ciddi olamazsınız. Filmi durduruyorum! Hemen bir derin nefes… Ve beyaz atlı prens geliyor, Para Durumu’nun meşhur 10 Saniye testi! Nedir ve nasıl işler?

Alışveriş ürününü (bu örnekte ayakkabıyı) elinize alıp havaya kaldırın, ona bakın ve içinizden bütün samimiyetinizle başlayın sormaya: Hakikatten benimle eve gelmen lazım mı? Sana ihtiyacım var mı? Yoksa sen bir istek misin? Sen akıllı bir satın alım mısın? Evde kaç tane daha sana benzer şeyim var? Bir tane daha gerekli mi? Sana verdiğim paraya değecek mi? Yoksa seni iki kere giyip, hevesimi alıp bir kenara mı atacağım? Bütçemde sana yer var mı? Seni alırsam bu ayki kredi kartımın tamamını kapatabilecek miyim? Senin için borçlanmaya değer mi? Seni eskittikten sonra bile hala dört mevsim boyunca taksitini ödemeye değer mi? Bu soruları içinizden samimiyetle cevapladıktan sonra son kararı size her zaman doğruları fısıldayan iç sesiniz verecektir.

Bırakın: Eğer bu tamamen bir "içgüdüsel" davranışsa bu testle ortaya çıkacaktır. 10 saniye kısa bir zaman, ama sorular bayağı etkili. Yani ihtiyacınız olmayan sadece bir istek ya da bütçenizde yeri olmayan bir satın alma ise, ürünü yerine bırakın ve kendinizle gurur duyun.

Alın:
Eğer bu satın alma sizin için ihtiyaç ya da gerçek bir istek ise ve bütçede yeri var ise alın ve güle güle kullanın. Bundan böyle, hiç aklınızda olmayan bir şeyi almadan önce bir durun, düşünün. 10 saniye! Bu, finansal hayatınızda çok şey değiştirecek. Unutmayın eşyalar bir yere kaçmıyor, bugün olmasa da yarın alabilirsiniz, ama sizin hayat treniniz (ev, araba, huzurlu bir emeklilik…) göz açıp kapayıncaya kadar hızla geçen yıllar da kaçabilir. Karar sizin.

İpucu: Bütçenizi hazırlarken giderlerinizi istek ve ihtiyaç diye ikiye ayırın. İhtiyacınız olmayan bir şey almak istediğinizde, bunu bir 'isteğinizden' kısıp yapabilirsiniz.

Sağlık, sevg, ve para ile kalın.

 

Yorumlar
Kalan Karakter 800

Moneye 7/24 Her An Seninle!

Yaptığın harcama istek miydi yoksa ihtiyaç mıydı? Peki kendine koyduğun “ev” ya da “araba” hedefinde yolun neresindesin? Bu ay ne kadar para harcadın? Sor, Moneye sana söylesin.

Google Play App Store