-Mış Gibi Yaşamak, Ayaklarını Yerden Keser Mi?

Üzerini örttüğün; yüzlerce hayalinin, onlarca yarıda bıraktığın hedefinin, senin peşinden koştuğunu ve her an kendisini hatırlattığını düşün… Dayanılması zor bir hayat olmaz mıydı?
-Mış Gibi Yaşamak, Ayaklarını Yerden Keser Mi?

Düşünsene; 7 yıl önce bitirmek isteyip de yarıda bıraktığın kitabı gördüğünde “Şunu da bir bitiremedim” demek gibi bir şey bu.

Sürekli içinde bir yerde varlığını hissedip, soru işaretini tam da olması gerektiği yere kondurup, bunun için hiçbir şey yapmadığın bir dünya…

Hoş geldin DÜNYA.

Peki, Neden Erteliyorsun?

Her birimizin apayrı sebepleri var elbette bunun için.

Senin ki ne?

Eline bir kağıt/kalem alsan ve ertelediklerini yazsan.

Sonunda yanlarına da sebeplerini eklesen.

Karşına ne çıkar?

-İnsan kendisi ile yüzleşmekten korkar.

Finansal refaha sahip olamayınca, hayallerinden mi uzaklaşıyorsun?

Türkiye’de 32 milyon kredi kartı borcu olan vatandaşımız var.

Herkesin en az iki hedefi olsa 32 milyon çarpı 2 eşittir 64 milyon yeni fikir, düşünce belki de yeni girişimcilik hikayeleri…

Sonrasında bu girişimcilik hikayeleri ile hayatlarını güzelleştiren onlarca insan.

Borç batağında olan insanların, bireysel mutluluğu yakalama ya da hayallerini hedefe çevirmek için gerekli motivasyona sahip olması sizce mümkün mü?

-Değil.

-Mış gibi yaşayan hayatlara sahip olabilmek için onlarca, binlerce lira borç yapıp (ya da kendisindeki eksikliği tamamlayıp) sonra borçsuz –muş gibi yaşamaya çalışıyorlar.

Finansal hayatta mutlu ve rahat hissetmeyen insanlar; yapmak istediklerinden kaçarak tamamen para odaklı yaşamaya farkında olmadan devam ediyorlar.

Göründüğümüz ve olduğumuz kişi arasındaki SIKIŞMIŞ ‘BİZ’

Sosyal medyanın kullanımı ile de paylaşım yapma ihtiyacımız, para harcama nedenlerimiz ve görünür olma isteğimiz hepsi aynı patikadan aynı yola sürüklüyor bizi.

Neden mi?

Gerçekte olduğumuz kişiden biraz daha uzaklaşıp; daha zengin, daha güçlü, daha güzel, daha iyi, daha başarılı olmaya çalışıyoruz.

Sebepleri mi?

Çünkü gerçekte olduğumuz kişi olmaya devam edersek, insanların (toplumun) bize eleştirel bakacaklarından korkuyoruz/yüzleşmek istemiyoruz.

Kısacası ‘biz’, insan olmaktan kaçıyoruz.

Heyecanlandığın ve olduğun şeyin peşinden gitmezsen, o senin peşinden gelir

Seçtiğin mesleği, çalıştığın yeri ve çevrendeki arkadaşlarını düşün.

Hangisi senin ayaklarını yerden kesiyor?

Eğer heyecanlandığın ve olduğun şeyin peşinden gitmezsen, ya –mış gibi yaşarsın ya da –mış gibi yaşamak için borç batağına saplanırsın.

Şimdi bir kağıt kalem al. Heyecanlandıklarını, kalbinin çarptıklarını ve durgun olduğun anları yaz.

Ardından yanına bu anlarda yanında kimler olduğunu not et.

Yanında olanları (durgun olduğun anlar için) hayatından çıkar ve kalbinin deli gibi çarptığı işleri ve insanları yeniden hayatına al.

İnanacağın tek şey ise nefisten arınmış bir kalbin olsun.

Nefis varsa aslında sen yoksun.

Instagram/Twitter: cansumaydemir

Yorumlar Üye girişi
1000
*
*
*
* Mesajınızın sorumluluğu size aittir
  • Emine Öztürk öztürk Çok etkileyici ve eğitici bir yazı olmuş. teşekkürler.)
Benzer Haberler
listelemeye devam et
Üye Ol