Öğretmenlerimiz!

Dilimizde bir söz vardır. “İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş.” diyerekten. Bu söz ne zaman, ne için, kim tarafından söylenmiştir bilinmez ama insanımızın, yaşam imbiğinden süzülerek gelmiş bir sözdür ve gerçeği yansıtır çoğu zaman...

Dilimizde bir söz vardır. “İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş.” diyerekten. Bu söz ne zaman, ne için, kim tarafından söylenmiştir bilinmez ama insanımızın, yaşam imbiğinden süzülerek gelmiş bir sözdür ve gerçeği yansıtır çoğu zaman. Örneğin; daha küçücük yaşlarda en sevdiğimiz oyuncağı yerden yere vururuz. Oysa çeşitli oyuncaklar içinde en çok kahrımızı çeken genelde bunlar olur. Anne ve babalarımız için de aynı şeyi söyleyebiliriz ya da en sevdiğimiz yakınlarımız ve dostlarımızın kaderi de böyledir. Değerlerini yaşarken (var olduklarında) bilmeyiz. Onları hep kendimizden sayarız. Her hoyratlığımıza, her kaprisimize göğüs gereceklerini, bizi asla terk etmeyeceklerini biliriz. Bu güven duygusu içinde sorumsuz davranır, her sorumsuzluğu ve vurdumduymazlığı reva görürüz onlara.

Bu insanlardan biri de öğretmenlerimizdir kanaatimce. Bizi küçücük yaşlarda ele alıp, sevgi ve şefkatle bağırlarına basan bu insanların, birey ve toplum olarak, kadir ve kıymetlerini bildiğimizi pek söyleyemeyiz. Bu kadir kıymet bilemeyişimiz, onları yerden yere vurmamız, onları çok, ama pek çok sevdiğimizden midir acaba?

İlk öğretmenimi dün gibi hatırlarım. Adı Ayşe, soyadı Sertel’di. Ama pamuk gibi elleri vardı. Okula başladığım ilk gün, defterim-kalemim yanımda olmadığı için, gözyaşı döktüğümde; bir ana gibi başımı okşayarak, beni bağrına basmasını ve sahiplenmesini hiç unutamam. Onun, tıpkı elleri gibi,  sevgi ve şefkatle dolu o yumuşacık yüreğini, bizler uğruna ağarttığı o bembeyaz saçlarını ve bir ışık gibi çakan mavi gözlerini tüm öğretmenlerde görürüm.

Her birimizin hayatında öğretmenlerimizin (sonraları hocalarımızın) yerleri bir başkadır. Hepsi sevgili, saygılı ve bilgili insanlardır. Her birimize şekil, biçim verdiler; sevgiyle, şefkatle yoğurdular, bilgiyle donattılar, yaşama hazır ettiler. Asla ödeyemeyeceğimiz çok şey borçluyuz onlara. Geriye baktığımızda hayatımızın belki de en hoyrat, en sorumsuz, en vurdumduymaz yılları olan çocukluğumuzun, gençliğimizin, kahrını çeken eli öpülesi, ‘Kutsal-İnsan’lardır onlar.

Bütün meslekler saygıdeğerdir ama öğretmenlik ‘kutsal’dır. Bir cahil hayvanın ehlileştirilerek, ‘insan’ın yaratılması yolunda hiçbir meslek öğretmenlik kadar verici olamaz. Ebeveynlerimizden daha çok ve daha değerli emekleri, alın terleri vardır her birimizin hayatlarında. Kadir ve kıymetlerini bilememişizdir bu insanların. Çok sevdiğimiz oyuncaklar gibi yaklaşmışızdır onlara. Acımasızca isimler, lakaplar takmışızdır;   “Kel Mahmutlar”, “Can babalar”, “Çamaşırcı Fatmalar”, “Sosyete Melahatlar”, “Sıfırcı Aliyeler.”...  Yine de bizleri hoşgörü ve sevgiyle sarıp sarmalamışlardır.

Çok sevdiğimizden midir? Bilinmez ama toplum olarak pek sahip çıkmıyoruz, çıkamıyoruz bu insanlara.

Geçtiğimiz aylarda bir kura çekimi vardı televizyonlarda; atanan öğretmenlerle ilgili olarak; 16 bin öğretmen ataması yapılıyordu. Sevinç vardı, hüzün vardı; atananlar sevinçli, atanamayanlar hüzünlüydü. Ama gözyaşı ortadan akıyordu. Kimi sevinçten, kimi hüznünden ve kimi de kahrından ağlıyordu!..

Kendini bu mesleğe adamış, eğitimini yapmış, hizmet aşkıyla yanıp tutuşan genç öğretmenlerimize kadro açıp, iş veremiyoruz. Yüz binlercesi sokaklarda iş aş bekliyor. Hiç olmayacak işleri yaparak, maişet sorunlarını gidermeye çalışıyorlar. 8 yıldır, 10 yıldır, 13 yıldır ataması yapılmayan insanlar var içlerinde. Diğer yanda da öğretmen bekleyen çocuklar ve okullar var yığınla. Öğretmen açığımız da, atama bekleyen öğretmenlerimiz de dağlar kadar! Vuslat bekliyorlar birbirleri ardınca. Açıklanması hem zor hem de çok kolay bunun.

Toplum olarak onları, o kutsal mesleklerinin dışında, geçim derdiyle, başka işleri yapmaya zorluyoruz adeta. Onların onur ve gururlarını ayaklar altına almaları pahasına şoförlük yaptırıyoruz, tencere tava sattırıyoruz, pazarcılık yaptırtıyoruz bu asil insanlara. Oysa boğaz tokluğuna kar, kış demeden oradan oraya koşan; ana-baba, yar-sevgili hasreti içinde bin bir meşakkate ve çileye katlanan; “Geçerse insanın emeği insana geçsin” idraki ve anlayışıyla alın teri döken bu insanlara, toplum olarak ne yaparsak yapalım, haklarını ödeyemeyiz.

Bugün onlara reva gördüğümüz maaş ve çalışma koşulları, Avrupa Ülkelerindeki meslektaşlarınınkiyle karşılaştırılamayacak kadar cücedir. Öğretmenlerimiz, özlük hakları ve çalışma koşulları bakımından Avrupa Ülkeleri klasmanına dahi girememektedir.

Ne yazık ki bugün buralara;   

“Öğretmenler! Cumhuriyetin yeni yetişen genç nesilleri sizin eseriniz olacaktır” diyen ve Milletvekili maaşlarının öğretmen maaşını geçmemesine katiyetle özen gösteren “

‘Bir anlayış’tan,  gelmiş bulunmaktayız.

Geçen son büyük savaşın yenilen devletleri olan Almanya ve üst üste iki atom bombasıyla tükenen Japonya’yı on-on beş yıl gibi kısa bir sürede ayağa kaldıran ve onları dünyanın en muktedir devletleri ve başat ekonomileri haline getiren eğitim sistemleri ve öğretmenleri olmuştur. Her iki ülkede de Öğretmenler devlet memurları sıralamasında ilk sırayı ve en iyi maaşı alırlar.

“Öğretmenlerini heder eden toplumlar, heder olmaya mahkûm olurlar.”

Başka hiçbir meslek için söylenemez bu! Çünkü burada İlahi Kanunlar çalışır. “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” diyen, “savaş esirlerini okuma yazma öğretmek koşuluyla azleden” bir kültürün salikleri olmamıza rağmen, bu gün için bu kutsiyetin idrakinden, toplum olarak, hayli uzağa düşmüş durumdayız.

24 Kasım Öğretmenler Günü, insanımıza rehber, bütün Öğretmenlerimize kutlu olsun.

Kasım 2020 – Marmaris

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Kalan Karakter 800
Fethi Denizmen
Cemal Çok güzel ve zamanlı yazmışsın Tebrik ederim İlk okul hocamızı herbirimiz dün gibi hatırlar ve minnetle anarız Hocalara isim takma genelde ergenlik, dinlememe ve muzurluk çağlarımızı yaşadığımız lise günlerinde olmaktadır Mamafih Sarıyerli gençlik arkadaşlarımız Kabataş Erkek Lisesi hocalarımızı, taktığımız isimlerle derin sevgi ile anar, anlatırız anılarımızı Tüm öğretmenlerimizi kutsal görevleri ile günlerini içtenlikle kutlarım

Moneye 7/24 Her An Seninle!

Yaptığın harcama istek miydi yoksa ihtiyaç mıydı? Peki kendine koyduğun “ev” ya da “araba” hedefinde yolun neresindesin? Bu ay ne kadar para harcadın? Sor, Moneye sana söylesin.

Google Play App Store